Ödev Bilgileri

Bulunduğunuz Kategori:
Arkeoloji Ödevleri
  • Arkeolojinin Tanımı

    Kaynakçası: Yok
    Dosya Boyutu: 24 KB
    Eklenme Tarihi: 02-11-08
    Dosya Şifresi: www.odevsec.com
    Dosya Açıklaması : a.Kelime Anlamı: Arkhaio: eski (yunanca) logos: bilim (yunanca) Arkeloji kelimesi bu iki kelimenin birleşiminden oluşmuştur. Yani kelime manası ile eskinin bilimidir. Arkeolog terimi M.S.nin ilk yüzyıllarına kadar Yunanistanda sahnede dramatik mimiklerle eski efsanleri canlandıran aktörler için kullanılıyordu. Bugünkü anlamını ise 17. yüzyılda yaşamış bir doktor ve Lyons antikaları uzamanı olan Jacques Spon tarafından kazandırılmıştır. b.Kavram olarak Arkeoloji: Geçmişte yaşayan insanların elinden çıkan, yarattığı her türlü eseri keşfeden, bilimsel yöntemlerle ortaya çıkaran, inceleyen bilim dalı. Tarihteki eksik noktalar, biinmeyenler yine arkeloji tarafıdan ortaya çıkarılır. Arkeoloji birçok bilimle işbirliği içinde çalışmaktadır. Bunların başında tarih ve sanat tarihi gelir. Bunlar dışında da jeomorfoloji, kronoloji, staitigrafi , antropoloji, botanik ve nümizmatiği sayabiliriz. c.Diğer tanımlar ve yorumlar: İnsanın geçmişini geride bıraktığı maddi kültür belgelerine dayanarak inceleyen bilim dalı. Maddi kültür belgesi, uygarlık tarihinin başlangıcından, yani insanoğlunun ilk aleti yarattığı andan bu güne değin, gene insanın yaptığı ya da doğada bulduğu biçimi ile kendi gereksinimleri için kullandığı gereçlerin tümüdür. (Ana Britannica) Madde kültür varlıklarını estetik kaygılardan uzak olarak inceler. Sadece sanat eserleri değil edebiyat dışındaki tüm kültür varlıklarını inceler. (Prof. Dr. Orhan Bingöl) Eski medeniyetleri maddi kalıntıları yolu ile inceleyen bir ilimdir. Eski çağlardan zamanımıza kalmış her eserin incelenmesi arkelojinin içine girer. Somut kalıntılardan dolayı arkeloji geçmişteki insan emeği olarak da tarif edilebilir. Arkeoloji bir takım yardımcı bilim kollarından da yararlanır. (Secda Satuk) Arkeolojinin geçmişinde olagelmiş her şeyin yüzde 99,99dan fazlasında, herhangi bir tür kanıt varlığını bir saniyeden fazla sürdürememiştir. Yine de geriye kalan sayısız örnek arasında kanıt yüzdenin milyonda birinin sadece küçücük bir kesitinde varlığını devam ettirir. Ve yine, arkeoloji tarafından daha küçük bir bölümü yeniden eski haline kavuşturulan bu kesitin de, daha küçük bir kısmı doğru olarak yorumlanabilmiştir. (Robert Bednarik) Arkeoloji sonsuz bir arayıştır, asla bir sonuç olamaz; gerçek bir varış noktası olmayan edebi bir yolculuktur. Her şey deneme aşamasındadır ve hiçbir şey nihayetine ulaşmamıştır. (Paul Bahn) Toprağın üstündekilere ne kadar sahip çıkıyorsak, toprağın altındakilere de o kadar sahip çıkmalıyız (Mustafa Kemal Atatürk) Kaynakça: Bahn, Paul : Arkeolojinin ABCsi , Kabalcı Yayınevi, İstanbul 1999 Akurgal, Ekrem : Anadolu Uygarlıkları , Net turistik Yayınlar, 6.Baskı, 1998 Saltuk , Secda : Arkeoloji Sözlüğü , İnkılap Kitapevi , İstanbul 1997 Lloyd Seton : The Art of the Ancient Near East , Thames And Hudson, 1961 Great Britain Ana Britannica : Cilt 2 , 1986 Bölüm 2: Arkelojinin Tarihi ve Önemli Kişiliklerinden Bazıları a. Arkeolojinin tarihi: Arkelojinin ortaya çıkışı geçtiğimiz yüz yılda yani 19. Y.Y.de olmuştur. Daha önceleri insanlar geçmiş ile ilgili bilgileri antik tarihçilerden öğreniyorlardı. Fakat verilen bilgiler çok eskiye uzanmamaktaydı. Bunun yanısıra kutsal kitaplarda bir takım efsanevi tarihi bilgiler vermekteydi(özellikle tevrat). İlk eski eserlere ilgi ve arkeolojinin bir disiplin olarak orataya çıkması 15. ve 16. Y.Y. lara rastlar. Bunun nedeni Rönesans hümanistlerinin antik çağ sanat yapıtlarına yönelmeleriydi. Gene 15. ve 16 Yüzyıllarda İtalyada papalar, kardinaller ve soylular eski yapıtları toplamaya ve yeni yeni antik sanat ürünlerinin bulunması için yapılan kazılara mali destek sağlamaya başladılar. Bu sırada Kuzey Avrupada da antik kültürlere benzer biçimde ilgilenen kişiler ortaya çıktı, onlarda İtalyadaki koleksiyonculara özenip eski yaptları toplamaya giriştiler. Böylece tarihte ilk kez eski yapıt koleysiyonculuğu başladı. Yunan ve Roma sanatına ilginin giderek artması ve 18. Yüzyılda İtalyada Pompei ve Hercalaneneum adlı iki Roma kentinin kazılması arkeolojinin gelişmesinde önemli rol oynadı. J.J. Winckelmann, bu kazılar üzerinde yazdığı yazılarla ve hazırladığı değerli taş koleksiyonu kataloğuyla arkeloji alanında çalışan ilk bilim adamı oldu. Bundan sonra klasik arkeloji, bir dizi arkeloğun çalışmalarıyla daha sağlam bir temel üzerine oturmaya başladı. Öbür taraftan Napeleon 1789daki Mısır seferinde birlikte getirdiği bilginlere ülkedeki antik kalıntıları belgeleme olanağı verdi. Böylelekle mısır arkeolojisinin ilk adımları atıldı ve bu belgeler Description de LEgypte (1808-25;Mısırın Tanımı) adlı yaptta yayımlandı. Bu sıralarda artık arkeoloji bir bilim olarak kabul göremeye başladı. Bu bilgilere dayanarak Jean François Champallion Hİyeroglifleri yani eski Mısır yazısını çözdü. Bundan sonra bilginlerin Mısırlılardan kalma sayısız yazılı belgeyi okumaları Mısır arkeolojisinin en büyük aşamasını oluşturdu. Daha sonra çeşitli bilim adamlarının Mısırın çeşitli bölgelerinde yaptıkları kazılar sonucu Mısır Arkeolojisi çok daha sağlam bir temel üzerine oturdu. Eserlerin birikmesi sonucunda yavaş yavaş arkeoloji müzeleri açıldı ve eserler buralarda toplanmaya başladı. Bu sırada Mezopotamyada hazine ve sanat yapıtı bulma tutkusuyla höyükler gelişigüzel kazılmaya başlandı. 1840da bu düzensiz kazıların yerini daha sistemli kazılar almaya başladı. 1846da Henry Creswicke Rawlinson Mezopotamya çivi yazsını çözmeyi başardı. 19. yüzyılın sonlarına doğru yapılan sistemli bir kazıyla, Mezopotamyada Babiller ve Asurlulardan önce yaşamış ve daha önce bilinmeyen Sümerlerin varlığı saptandı. Sümer uygarlığına ilişkin en ilginç kazı Sir Leonard Wooley tarafından 1926da Urda yapıldı ve Ur kral mezarları gün ışığına çıkarıldı. Bu dönemde Osmanlı İmparatorluğunun toprakları önem kazanmaya başladı. Anadoluda kültür birikimi o kadar fazlaydıki batı ve güney kıyıları adeta açık hava müzesi niteliğindeydi. Osmanlı İmparatorluğunun arkeolojiye karşı duyarsızlığı yabancı bilim adamları ve mezar soyguncuları için büyük bir fırsat oluşturmuştur ve diğer devletler Osmanlı Toprakları üzerinde izinli kazılar yapmaya başlamışlardır. Osmanlıda bu yağma 1900lü yıllara kadar devam etti. Bu sırada Osmanlıda eski eserleri korumaya yönelik Asar- Atika kanunu(1874) kabul edildi. Ancak bu Anadoludaki yağmayı daha da arttırdı çünkü bu yasaya göre yabancı bir bilim adamı kazı yapmak isterse saraya başvurmak zorunda ancak şöyle bir şart var: Çıkan eserlein üçte biri Osmanlı İmparatorluğunun, üçte biri çıkaranın ve üçte biri toprak sahibinin olacak şekilde. Bu böyle bir süre devam etti. Bu sırada Fethi Ahmet Paşa önderliğinde ilk arkeoloji müzesi Abdül Mecit zamanında kuruldu(1846) ve bu müzeye eserler toplanmaya başlandı. 1874 yılında eserlerin toplanması için bir arkeoloji okulu gündeme geldi 1875 yılında okulun kurulması için kanun çıktı.Bu okulun adı Asar-ı Atika mektebi. Kuruluş amacı kazı yapabilen ve eski eserleri tanıyan bilim adamları yetiştirmekti. Ancak çeşitli etkenlerle bu proje hayata geçirlemedi Ancak 19. Yüzyılın sonlarına doğru Osmanlı arkeolojiye daha bilinçli yaklaşmaya başladı. Osman Hamdi Bey adında kültürlü, bilime ve özellikle arkeolojiye meraklı bir memur 1877 yılında müze komisyonuna seçildi. Osman Hamdi Bey müzenin başına getirildi ve yeni bir müze kurulmasını istedi. Sonunda bir arkeoloji müzesi yapılmasını sağladı ve tüm kazılara denetleyici olarak gitti. 2. Asar-ı Atikanın(1884) çıkarılmasını sağladı. Buna göre osmanlı toprakların da kazı yapma hakkı sadece Osmanlıya ve çıkan eserler yine sadece Osamanlı İmparatorluğuna ait olacaktı (Türk arkeoloji Osman Hamdi Bey öncesi ve Osman Hamdi Bey sonrası diye ikiye ayrılmaktadır). Osmanlının son zamanlarında devletin her alanında olduğu gibi arkeolojide de çok kötü bir tablo vardı. Casuslar arkeolog adı altında araştırma yapıyorlardı. Osmanlının yıkılmasıyla her alanda olduğu gibi Anadoludada arkeoloji için yeni bir safha başladı. Cumhuriyetin ilk yıllarında yurt dışına arkeoloji eğitimi görmesi için insanlar yollanmaya başlandı. İlk kazı Atatürk önderliğinde Ahlatlıbelde başlatıldı. 1935 yılında yine Atatürk önderliğinde.Alacahöyük kazıları başlatılıdı. Daha sonra Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesinin ve arkeoloji bölümünün açılmasıyla çok çeşitli bilim adamları yetişti ve çok çeşitli yerlerde kazılar yapılmaya başlandı. Bunlar arasında Kültepe, Bergama, Mirina, Asos , Zincirli, Halikarnasos, Efesi örnek olarak gösterebiliriz. b.Arkeolojinin Önemli Kişiliklerinden Bazıları Prof. Dr. Seton Lloyd Önasya ve Anadoluda yaptığı kazılarla tanınmış İngiliz mimar ve arkeolog. Mimarlık öğrenimini Uppinghamda tamamladı. 1939-49 yılları arasında Irak hükümetinin arkeolojik danışmanı olarak Bağdatta görev yaptı. Özellikle Sinjar bölgesi araştırmaları ile Ugarit (bugün Ras şamra), Hassuna ve Eridu kazılarını yönetti. 1949da Ankarada kurulmakta olan İngiliz Arkeolog Enstitüsünün yöneticiliğine getirildi. On iki yıl sürdürdüğü bu görevinde enstitünün bugünkü etkili konumuna ulaşmasını sağladı. Ayrıca Polatlıda ve Urfa yakınlarında Sultantepede O.R. Gurney ile, Denizlideki Beycesultan höyüğünde J. Melaart ile birlikte kazıları yönetti. 1961de İngiltereye dönen Lloyd, Londra Üniversitesi nde arkeoloji profösörü olarak ders vermeye başladı. 1964te Muşun Varto ilçesindeki Kayalıdere adındaki bir Urartu yerleşmesinde C.A. Burney ve M. van Loon ile birlikte kazı yaptı. 1969da emekliye ayrıldıysa da Londradaki arkeoloji enstitüsünde çalışmalarını sürdürdü. 1974te Londra Üniversitesi Arkeoloji Bölümü başkanı, 1978den sonra da Irak İngiliz Arkeoloji Okulu başkanı oldu. 1971de ülkesinin Arkeolojiye Katkı Madalyası, 1973te de Türkiyenin verdiği Üstün Hizmet Sertifikası ile onurlandırıldı. Ord. Prof. Dr. Ekrem Akurgal(30 Mart 1911 İstanbul) Türk Arkeolog. 1930/31de İstanbul Erkek Lisesini bitirdi. Devlet imtihanını kazanarak Almanyada arkeoloji eğitimi gördü. 1941de Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde dekanlık görevinde bulundu. Egede Foça,Çandarlı , Eryhrai ve İzmir antik kentlerini ortaya çıkarmıştır. Avrupada dört yabancı dilde (İngiliz, alman, Fransız ve İtalyan dillerinde) yüksek tirajlı eserleri yayınlanmıştır. Orient und Okzident ktabının dört yabancı dildeki baskıları yüz elli bindir. Ancient Civilizations and Ruins of Turkey adlı kitabı 8 baskı, Anadolu Uygarlıkları kitabı 5 baskı yapmıştır. 1994 yılında Eski Çağda Ege ve İzmir eseri, 1995de Hatti ve Hitit Uygarlıkları kitabı çıkmıştır. Avrupanın yedi akademisine üye olan Ekrem Akurgalın, Fransız Akademisinde Eskiçağ Bölümünndeki koltuğu yaşamı boyunca Akurgal adını taşıyacaktır. Akurgal Amerikada Princeton(1961), Almanyada Berlin (1971), Avusturyada Viyana (1981) üniversitelerinde birer yıl konuk profösör olarak ders vermiştir. Bordeaux Üniversitesi (Fransa 1961), Atina Üniversitesi ...






Ödev Hazırlanıyor
Lütfen Bekleyiniz




Ad-Soyad :
E-posta (Gizli tutulur) :
Başlık :
Yorum :
   
Bu ödeve hiç yorum yapılmamış. İlk siz yorum yapın!


Ödev İndir ve Ara

İhtiyacınız olan ödevi bu bölümü kullanarak arayabilirsiniz..

Site Sayacı

Kategori Sayısı
87
Ödev Sayısı
2211
Ödev Kapak Sayısı
69
Yorum Sayısı
511
Anahtar Kelime Sayısı
21547
Bu web sitesi bir google fenomenidir.
Bu siteden sadece ödev indir ilir.