- Almanca
- AnneBaba
- Arkeoloji
- Astronomi
- Basın
- Bilgisayar
- Bilim
- Biyografi
- Biyoloji
- ÇevreBilimleri
- Coğrafya
- Denizcilik
- Dizayn
- DışTicaret
- EBook
- Eczacılık
- Edebiyat
- Ekonometri
- Ekonomi
- Elektroteknik
- Endüstri
- Eğitim
- F.bilgisi
- Felsefe
- Fizik
- Fransızca
- Gazetecilik
- Gemi
- GenelKültür
- Gıda
- Halklaİlişkiler
- Havacılık
- HayatDersleri
- HayvancılıkTarım
- Hukuk
- Jeofizik
- Jeoloji
- K.özetleri
- KamuYönetimi
- Kimya
- KişiselGelişim
- Maden
- Makine
- Maliye
- Matematik
- Metal
- Mimarlık
- Muhasebe
- Mühendislik
- Müzik
- OrmanBilimleri
- Otelcilik
- Pazarlama
- Pedagoji
- Psikoloji
- RadyoTv
- Rehberlik
- Resim
- Sanat
- Sağlık
- Sigortacilik
- SiyasalBilimler
- SosyalBilgiler
- SosyalBilimler
- Sosyoloji
- Spor
- Stajlar
- Sunular
- SuÜrünleri
- Sınavlar
- Tarih
- Tekstil
- Tiyatro
- Turizm
- Türkçe
- UçakMühendisliği
- UluslarArasıİlişkiler
- Üretim
- Vatandaşlık
- İktisat
- İlahiyat
- İngilizce
- İnkilaptarihi
- İnşaat
- İstatistik
- Ziraat
- Ş.planlama
-
Adı Aylin
Kaynakçası: Yok
Dosya Boyutu: 8 KB
Eklenme Tarihi: 18-11-08
Dosya Şifresi: www.odevsec.com
Dosya Açıklaması : Ayşe Kulin Arnavutköy Amerikan Kız Koleji edebiyat bölümünü bitirdi .Çesitli gazete ve dergilerde editör ve muhabir olarak çalıştı.Uzun yıllar televizyon , reklam ve sinema filmlerinde sahne yapımcısı, sanat yönetmeni ve senarist olarak görev yaptı. 1984 yılında ilk öykü kitabı GÜNEşE DÖN YÜZÜNÜNÜ yayımladi.1986da GÜLİZAR adlı öyküsünü KIRIK BEBEK adıyla senaryolaştırdı ve bu sinema filmi yılın Kültür Bakanlığı Ödülünü aldı."Foto Sabah Resimleri " adlı öyküsü Haldun Taner öykü Ödülü birinciliğine (1995) ve aynı adı taşıyan kitabı Sait Faik Hikaye Armağanı na (1996) değer görüldü. Bu kitap kökleri Giritli Deli Mustafa Nali Pasaya kadar uzanan bir aile kızı olan Aylinin fırtınalı yaşam öyküsünü anlatıyor. Aylin çocukluğundan beri çok gururlu, azimli, gözüpek, dik başlı, korkusuz bir kadındır. Hayatı boyunca hep mutluluğun peşinde koşmuş, daldan dala konarak onu yakalamaya çalışmıştır. Aylinin çocukluğu ailesiyle birlikte dolu dolu geçti. Gençkızlığında ise o devirde çoğu gençkızın sahip olmadığı olanaklara sahipti.Ailesi onu asla eğlenceden mahrum bırakmadı.Amerikan Kız Kolejini bitirdikten sonra egitimini tamamlamak üzere Parise gitti. Ablası Niluferin yanına taşındı. Ansızın dünyada en çok değer verdigi varlık olan annesi yaşama veda etti. Bu olay Aylini cok yıktı ve üniversiteyi yarım bıraktı. Bundan sonra Aylinin macera dolu yasamı basladı. İçinde sürekli tıp okuma hevesi vardi.Bunu kafasına koymuştu. Ablasından ve çevresinden sürekli bunun imkansız olduğuna dair sözler duyuyordu çünkü artık yirmi iki yaşındaydı. Fakat bu onun en büyük hedefiydi ve ne pahasına olursa olsun basarmalıydı. Derken Aylin yeni maceralar peşine düstü ve aniden Libyalı bir prensle evlendi, prenses oldu. O bile bu evliliğin nedenini bilmiyordu.Adeta bir macera peşine düşmüştü . Fakat O , asla onların tarzına uymayan, cok daha modern ve rahat yetişmiş bir hanımefendi olarak tüm zorluklarla mücadele ederek , Nilüferin de yardımıyla oradan kaçtı. Fakat prens hala onun peşindeydi. O yaz Istanbula döndü ve Polat adında bir gençle doyasıya bir aşk yaşadı. Ama mutlu sona kavuşamadı. Artık hayatının en büyük arzusuna kesinlikle kavuşmalıydı ve tıp tahsiline yirmi alti yaşında olmasına rağmen başladı. Lozan üniversitesine yatay geçis yaptı ve orada Jean Pierre isimli bir fizik asistaniyla birlikteliğe basladi. Bunda da öncekiler gibi aradığı mutlulugu bulamadı.Aniden hayatına arkadasının evinde tanıştığı Mişel Rodomisli adında musevi bir adam girdi. Aylin bu adamı gerçekten sevdi ve ona değer verdi. Paylaşabilecekleri çok sey vardı.İkisi de birbirlerine kapılıp gittiler ve sonunda evlendiler. Deliler gibi çocuk istiyorlardi fakat Aylinin asla çocuğu olamadı. Ama Aylin çocuk özlemini ablasının kızı Tayibede tattı.Tayibeyi Aylinin yanına ,New Yorka onunla yaşamaya yolladılar. Aylin ile Mişel artık eskisi gibi olamıyorlardı. Aylin onu sevdiğini bile bile ondan boşandı. Sonunda pişman olsada Misel asla geri dönmedi. . Aylin gerçekten çok iyi bir psikiyatristti. Hastalarıyla arasında inanılmaz bir iletişim vardı. Durumu umutsuz olan hastaları bile iyileştirebiliyordu. Sonunda dördüncü evliliğini de yaptı ama Aylin evlilik konusunda gerçekten başarısızdı. Belki de hayatta beceremediği tek şey mutluluktu. Zaten yaptıgı bütün mücadelelerde bunun içindi. Hep farklı istekler içindeydi ve sonunda Amerikan Ordusuna katıldı, Albay oldu .Kocasının hayatına başka bir kadın girmişti . Boşanmak için New Yorka döndü.Gerçekten çok kötu günler geçiriyordu. Hayat ona cok boş gelmeye başlamıstı. Bu arada sık sık tehtid telefonları gelmişti fakat O bunları hiç önemsemiyordu ve bir gün arabasının altında ölu olarak bulundu. Çok esrengiz bir ölumdü ve en ufak bir ipucu bile yoktu ortada. Bütün dedektiflere hatta söylentilere göre MITin arastırmalarına rağmen bu olay aydınlatılamadı ve çok fazla insanı göz yaşına boğdu. Bu romanda gözümüze çarpan ilk şey Aylin Devrimelin insanı hayran bırakacak etkiye sahip olan idealist kisiligidir.Yazar gerçekten bunu ön plana çikarmayı çok iyi başarmış ve okura vermek istediği bu dim dik insanin içinde yatanlar ve fırtınalarla dolu yaşamıdır. Karşımıza Aylinin neden mutlu olamadığı gibi bir soru cıkıyor.şöyle bir baktığımızda Aylinin sıradan insanların peşinde oldukları mutluluğu aramadıgını görebiliyoruz.O her zaman büyük ideallerin peşinde koşuyor ve herseyden kolayca sıkılıp bırakabiliyor.Bana göre Aylinin eşleriyle anlaşamamasının nedeniyse onların asla Aylinin kişiliğinin derinliklerine inmeyi beceremediklerinden ve Onun o sa-ğam görüntüsünün altında yatan hassas kadını hissedemediklerinden kaynaklanıyor.Bizim aklımızı karıştıran en önemli soru ise Aylinin esrarengiz ölümü fakat bunun aslını kesinlikle öğrenemiyoruz. Romanın serim bölümüne baktığımızda kitabın başından Aylinin tıp okumaya başladıgına kadar olan bölüm olduğunu göruyoruz.Tıp okuması, psikiyatris olması ve Albay olmasıyla düğüm bölümü devam ediyor ve de sır gibi ölümüyle çözüm bölümü son buluyor. Romanda olaylar oluş sırasına göre verilmiş fakat yazar kitabın başında da sonunda da ölüm sahnesini anlatmış bunun nedeniyse okuyucuya her iki tarafta da o esrarengiz havayı hissettirebilmektir. Kitabin baş karakteri gördüğümüz gibi Aylindir.Diğer önemli karekterler ise ablası Nilüfer,Mişel Rwodomisli, Jean Pierre, Mısır Prensi ve son esi olan Joe dur. Ablasıyla olan iliskişine baktığımızda gerçekten çok sağlam temellere kurulu oldugunu görebiliyoruz. Eşleriyle olan ilişkileri ise Mişelle olan olan biraz daha farklı olmak suretiyle hemen hemen aynı. Hepsinin sonu hüzün. Romandaki olaylar, Aylinin ailesinin köküne dayanan Giritli Deli Mustafa Paşanın yasamıyla başlıyor ve Aylinin ölümüyle sona eriyor.Olaylar, Ankara, İstanbul, Paris ve New York ta geçiyor. Bu şehirler teker teker Aylinin farklı maceralarını simgeliyor.Romanda gizli kalan tek ve en önemli şey Aylinin ölümü olmuştur. Fakat olay o kadar kapalı ki, tahmin bile yürütmek gerçekten çok güç. Ayse Kulin gerçek yaşamda Aylinin kuzeni olduğu için olayları üçüncü kişinin ağzından bütün gerçekliğiyle, nesnel bir sekilde anlatıyor. Yazar, ön sözde de yazdıgı gibi bu kitabı uzun araştırmalar sonucu hazırlamış ve bu arastırmaları Aylini tanıyanlar arasında gerçekleştirdiginden bilgilerin doğruluguna inanıyoruz.. Yazarın gerçekten iyi bir eğitim aldığını , dili kullanışındaki ustalığından anlıyoruz. Benim bu romanı okumamdaki en önemli sebep, bu romanın gerçek bir yaşam öyküsü olmasından dolayıdır. Olaylar o kadar sürükleyici ki okudukça onu daha cok sevmeye başladım ve hemen bitirdim. Okurken gerçekten çok etkilendigim ve Ayline hayran olduğum çok fazla yer oldu. Onun tek kusurunun şanssızlık olduğunu düşündüm.Yine de kişiliğinden özellikle de içindeki azimden çok etkilendim. Ayrıca itiraf etmeliyim ki bu kitabın üzerimde bırakmıs olduğu etkiden günlerce kurtulamadım en çok ta Aylinin ölümünün etkisi altında kaldım. Bu kitaptan öğrendiğim ...

Ödev Hazırlanıyor
Lütfen Bekleyiniz
| Bu ödeve hiç yorum yapılmamış. İlk siz yorum yapın! |
İhtiyacınız olan ödevi bu bölümü kullanarak arayabilirsiniz..





