Ödev Bilgileri

Bulunduğunuz Kategori:
EBook Ödevleri
  • Duvar Jean Paul Sartre

    Kaynakçası: Yok
    Dosya Boyutu: 150 KB
    Eklenme Tarihi: 15-12-08
    Dosya Şifresi: www.odevsec.com
    Dosya Açıklaması : Bizi büyük beyaz bir odaya soktular, gözlerim kırpışmaya başladı, ışık gözlerimi rahatsız ediyordu. Sonra bir masa ve masanın arkasında dört herif gördüm, sivildiler, kâğıtlara bakıyorlardı. Öteki tutukluları dibe yığmışlardı; onların yanına kadar gidebilmemiz için bütün odayı baştan başa geçmemiz gerekiyordu. Aralarında pek çoğunu tanıyordum; ötekiler yabancı olmalıydılar. Önümde duran ikisi yuvarlak kafalı, sarışındılar. Birbirlerine benziyorlardı. Fransızdılar sanıyorum. Küçük olan durmadan pantolonunu yukarı çekiyordu: sinir işte. Bu üç saate yakın sürdü. Sersemlemiştim; kafam bomboştu. Ama oda iyiden iyiye sıcaktı; bu da hoşuma gitmiyor değildi; yirmi dört saatten beri buz kesmiştik. Muhafızlar tutukluları birbiri ardısıra masanın önüne götürüyorlardı. O zaman dört herif, tutuklulara, adlarını ve işlerini soruyorlardı. Çoğu zaman pek derine inmiyorlar ya da Muhimmat depoları sabotajına katıldın mı? Ayın dokuzunda sabahleyin neredeydin, ne yapıyordun? gibilerden şuradan buradan sorular soruyorlardı. Yanıtları dinlemiyorlardı, dinler gibi bile görünmüyorlardı. Bir an susuyorlar, dosdoğru önlerine bakıyorlar, sonra da yazmaya koyuluyorlardı. Toma Uluslararası Tugayda çalıştığının doğru olup olmadığını sordular. Ceketinin içinde ele geçirilen kâğıtlar yüzünden Tom aksini söyleyemiyordu. Juana hiçbir şey sormadılar, ama odanı söyledikten sonra uzun uzun birşeyler yazdılar. -Anarşist olan erkek kardeşim Josedir, dedi Juan. Artık burada olmadığını pekâlâ biliyorsunuz. Ben hiçbir partiden değilim, ben hiç siyasetle uğraşmadım. Yanıt vermediler. Juan yine: -Ben bir şey yapmadım. Başkaları uğruna gürültüye gitmek istemiyorum, dedi. Dudakları titriyordu. Bir gardiyan onu susturdu ve götürdü. Sıra bana gelmişti: -Sizin admız Pablo Ibbieta mı? -Evet, dedim. Herif kâğıtlara baktı. -Ramon Gris nerede? diye sordu. -Bilmiyorum. -Ayın altısından ondokuzuna kadar onu evinizde saklamışsınız. -Hayır. Bir an birşeyler yazdılar, sonra gardiyanlar beni çıkardılar. Koridorda Tom ile Juan iki gardiyanın arasında bekliyorlardı. Yürümeye koyulduk. Tom gardiyanlardan birine sordu: -Şimdi ne olacak? -Ne olmuş ki? dedi gardiyan: -Bu bir soruşturma mıydı, yoksa bir yargılama mı? -Yargılamaydı, dedi gardiyan. -Peki, şimdi bizi ne yapacaklar? Gardiyan, kuru kuru: -Karar size hücrelerinizde bildirilecek, dedi. Gerçekte bize hücre olarak verilen yer hâstanenin mahzenlerinden biriydi. Burası, hava akımı yüzünden korkunç soğuktu. Bütün gece buz kestik; gündüz de bundan daha iyi değildi durum. Bundan önceki beş günü ortaçagdan kalma bir çeşit zindan olan başpiskoposluk mahzeninde geçirmiştim. Çok tutuklu olmasına karşılık yer az olduğundan neresi olursa olsun yerleştiriyorlardı. Ben kendi yerimden yana şikâyetçi değildim, soğuktan üşümüyordum, ama orada yalnızdım. Zaman uzayınca da bu sinir bozucu bir şey oluyor. Mahzende can yoldaşı vardı. Juan hiç konuşmuyordu. Korkuyordu ve üstelik söyleyecek bir sözü olmayacağı kadar gençti. Tom konuşkandı ve İspanyolcayı iyi biliyordu. Mahzende bir bank ve saman dolu dört şilte vardı. Gardiyanlar bizi getirip bırakınca oturduk, sessizce beklemeye koyulduk. Bir süre sonra Tom, -İşimiz bitik, dedi. -Bence de, dedim. Ama bana öyle geliyor ki ufaklığa bir şey yapmayacaklar. -Ona bir suç yükleyemezler, dedi. O eylemcilerden birinin kardeşi, hepsi bu. Juana baktım; söylenenleri işitirmiş gibi bir hali yoktu. Tom yeniden söze başladı: -Saragossada ne yapmışlar, biliyor musun? Adamları yerlere yatırmışlar, sonra üzerlerinden kamyonlarla geçmişler. Bunu bize asker kaçağı bir Faslı söyledi. Mermi harcamamak için böyle yaptıklarını söylüyorlarmış. -Ama onun yerine benzin harcıyorlar, dedim. Toma kızdım; böyle şeyler söylememeliydi. -Yolda dolaşan, durumu kolaçan eden subaylar var, diye devam etti. Elleri ceplerinde, ağızlarında sigarayla bu olanları seyrediyorlar. Adamların işini bitirdiklerini mi sanıyorsun? Hepsine vız geliyor. Bağıra bağıra gebermelerine aldırmıyorlar bile. Bazan bir saat sürüyor. Faslı, diyordu ki: bunu ilk gördüğünde neredeyse kusuyormuş. -Burada da böyle yapacaklarını sanmıyorum, dedim. Ama cephaneleri yetersizse, bilemem. Solda, tavana açılmış, gökyüzüne bakan yuvarlak bir delikten ve dört hava deliğinden içeri ışık giriyordu. Çoğunlukla bir kapakla...






Ödev Hazırlanıyor
Lütfen Bekleyiniz




Ad-Soyad :
E-posta (Gizli tutulur) :
Başlık :
Yorum :
   
Bu ödeve hiç yorum yapılmamış. İlk siz yorum yapın!


Ödev İndir ve Ara

İhtiyacınız olan ödevi bu bölümü kullanarak arayabilirsiniz..

Site Sayacı

Kategori Sayısı
87
Ödev Sayısı
2211
Ödev Kapak Sayısı
69
Yorum Sayısı
511
Anahtar Kelime Sayısı
21547
Bu web sitesi bir google fenomenidir.
Bu siteden sadece ödev indir ilir.