Öss Tercih Rehber Öğretmen

Ödev Bilgileri

Bulunduğunuz Kategori:
Arkeoloji Ödevleri
  • Çayönü (Kotaberçam) Kazısı

    Kaynakçası: Var
    Dosya Boyutu: 27 KB
    Eklenme Tarihi: 19-12-08
    Dosya Şifresi: www.odevsec.com
    Dosya Açıklaması : 1. GıRış Diyarbakır ili, Ergani ilçesi, Sesverenpınar (hilar) köyü yakınlarında yer alan, günümüzden yaklasık 9 bin yıl öncesine,, "ilk tarımcı köy toplulukları" dönemine ait olan Çayönü yerleşmesinde toplam olarak 5300 metrekare kadar bir alan kazı ile ortaya çıkartılmış durumdadır. Bu durumu ile Çayönü, yakın Doğudaki çağ dışı diğer yerleşme yerlerine oranla en iyi tanınan, en güvenilir bilgiyi veren kazı yeri olarak ayrı bir öneme sahip olmustur. Bunun yanı sıra Çayönü, gerek uzun ve kesintisiz kültür süreci, görkemli ve düzenli yapı kalıntıları, kendine özgü buluntu topluluğu ve bunların yansıttığı toplumsal düzeni ile, Suriye ve Mezopotamyadaki çağdaşlarından ayrılmakta ve güneydoğu anadoluda neolitik adı verilen yerleşik yaşamın sanıldığından daha köklü ve kendine özgü bir yapıya sahip olduğunu kanıtlamaktadır. 2. Çayönü Kazısı Tarihçesi 2.1 Çayönü Kazısının Tarihçesi Güneydoğu Anadolu Bölgesinde ılk Üretimciliğe Geçiş Evresini ve besi üretimci, tarımcı köy topluluklarının ilk yaşam şartlarını ortaya çıkarmak amacıyla ıstanbul ve Chicago Üniversiteleri Güneydoğu Anadolu Tarihöncesi Araştırmaları Karma Projesi çerçevesi içinde, Diyarbakır, ï¬anlıurfa ve Siirt il sınırları dahilinde 1963 yılında gerçekleştirilen yüzey araştırmasında R 55 - 1 kod numarası ile dünyaya tanıtılan Çayönündeki kazı çalışmaları 1964 yılında başlamıştır. Höyükte, Türkiyedeki diğer tarihöncesi yerleşme yerlerindeki kazı sürelerine göre oldukça uzun bir süre, 16 kazı mevsimi çalışılmıştır. Güneydoğudaki siyasi olaylar yüzünden, Türkiye prehistoryası için çok önemli olan bu yerdeki kazıya 1992 yılında ara verilmek zorunda kalınmıştır. Höyüğün 4.654 metrekaresi kazılmıştır. Kazı başkanlığı uzun yıllar R.J. Braidwood ve H. Çambel tarafından yürütülmüş, 1986dan itibaren bu görevi M. Özdoğan üstlenmiştir. Gene son yıllarda birçok bilim dallarından yerli ve yabancı uzmanların projeye katılımları sağlanmıştır. Proje, 1978-88 yılları arasında Almanya-Karslruhe Mimarlık Enstitüsü ve 1989-91 senelerinde ıtalya-Roma Üniversitesinin katkılarıyla ortaklaşa sürdürülmüştür. 3. Çayönü Kazısı 3.1 Çayönü Kazısının Konumu Kuzey-güney istikametinde 160, doğu-batı istikametinde 350 m boyutlarında olan geniş ve yayvan höyüğün kültür dolgusunun kalınlığı 4.5myi aşmaktadır. Tepenin çevresinde özellikle kuzey kısmında yapılan kazı ve sondajlarla yerleşmenin sınırının yukarıda verilen ölçülerden daha da büyük boyutta olduğu tespit edilmiştir. Höyüğün güneyinden ve uzak batısından, höyüğün yanından geçip Ergani Ovasını suladıktan sonra Dicle Nehrine kavuşan Boğazçay akmaktadır. Doğusunda ise yazları kuruyan, kışın Boğazçaya bağlanan Bestakot Deresi bulunmaktadır. Yayvan olan tepenin güney ve güneydoğusu diğer yönlerine nazaran daha diktir. 1990-91 yıllarında höyüğün çevresinde ve Ergani Ovasında yapılan jeomorfolojik araştırmalar sonucunda Pleistosen dönemin sonunda, Holosen dönemin başlangıcında höyüğün yakın çevresinin günümüze göre daha başka görünümde olduğu anlaşılmıştır. Olasılıkla Çanak Çömleksiz Neolitik Çağın sonunda kuzeyden gelen büyük bir selin höyüğün ortasını yardığı iddia edilmektedir. Kuzeyden gelen bu dereye ait menderes kıvrımının höyüğün kuzey çevresini dolandığı ve tepenin kuzeyinde bir teras oluşturduğu görülmektedir. Çanak Çömlekli Neolitik Çağ yerleşmesinin bu kısımdaki yamaca teraslama yaparak oturduğu saptanmıştır. Kazıda sarı renkli ana toprağa kadar inilmiştir. Olasılıkla ilk yerleşiciler burada bu sarı renkli sert ana topraktan oluşan doğal bir teras bulmuşlardır. 3.2 Çayönü Kazısında Tabakalanma Çanak Çömleksiz Neolitik Çağdan Ortaçağa kadar hemen hemen sürekli yerleşim gören ve olasılıkla orijinal konisinin günümüzden daha yüksek olduğu tahmin edilen höyükte, Çanak Çömleksiz ve Çanak Çömlekli Neolitik Çağ, Kalkolitik Çağ, ılk Tunç Çağı, MÖ 2. bin yıl ve Demir Çağı, Ortaçağ kültürlerinin var olduğu, yüzeyde ele geçen çanak çömlek parçaları, maden, cüruf, yontma taş endüstrisi ve 14C örneklerine dayanılarak ileri sürülmektedir. Günümüzde özellikle höyüğün üstünde ilk kazmayla birlikte Neolitik Çağ tabakalarına girilmekte ve daha yeni çağlara ait var olan tabakaların ise sel, erozyon ve diğer nedenlerle yok olduğu kabul edilmektedir. Olasılıkla Çanak Çömlekli Neolitik Çağdan sonra yukarıda sayılan çağlara ait yerleşimler ancak mevsimlik, geçici konaklama yerleşmeleridir. ılk Tunç Çağı II ve IIIte mezarlık alanı olarak kullanılmıştır. Höyüğün Çanak Çömlekli Neolitik Çağ tabakalarının son yıllarda kazılmasına dek bütün ağırlık Çanak Çömleksiz Neolitik Çağ tabakalarına verilmiştir. Buradaki yapı evreleri yapı özelliklerine göre isimlendirilmiştir. Uzun süren kazı çalışmaları sonucunda mimari ağırlıklı bulgulara göre, yerleşme yerinin ilk iskan edilişinden başlıyarak şu şekilde bir tabakalanma tablosu ortaya çıkmıştır : a) Evre I: Çanak Çömleksiz Neolitik Çağ 1- Yuvarlak planlı çukur yapılar evresi (PPNA) 2- Izgara planlı yapılar evresi (PPNA/B) 3- Kanallı yapılar evresi (PPNB) 4- Taş döşemeli yapılar evresi (PPNB) 5- Hücre planlı yapılar evresi (PPNB) 6- Geçiş evresi (PPNC) 7- Geniş odalı yapılar evresi (PPNC) b) Evre II: Çanak Çömlekli Neolitik Kalkolitik Çağ ılk Tunç Çağı c) Evre III: ılk Tunç Çağı II-III MÖ 2. bin Demir Çağı Ortaçağ 3.3 Çayönü Kazısı Buluntuları 3.3.1 Mimari Buluntular 3.3.1.1 Çanak Çömleksiz Neolitik Çağ Mimarisi 3.3.1.1.1 Yuvarlak Planlı Çukur Yapılar Evresi Höyüğün doğu kesiminde ana toprak üzerinde, kendi içinde mimari bir gelişim gösteren 4 alt yapı evreli, ilk evrede yuvarlak veya oval planlı, sıvalı çukur tabanlı, 10-12 cm kalınlığında ağaç kafesli ve bu kafesin üzeri kalın çamur tabakası ile kaplı, dal-örgü kulübelerin birbirine yakın konumda inşa edildikleri ortaya çıkmıştır. Bu yapıların önce yaşam düzleminden 30-35 cm derine inen çukurları açıldığı, daha sonra ağaçlardan ortalama 10-12 cm kalınlığında kalın dalların belirli aralıklarla bu çukurun çevresine, zemine gömülerek ağaçdan bir iskelet oluşturulduğu, kalın ağaç dallarının araları daha ince dallarla sepet gibi sıkıca örüldükten sonra soğuğun, karın, yağmurun içeri işlememesi için üzerlerinin kalın çamur sıva ile iyice sıvandığı, üst kısma da olasılıkla saz gibi bitkiler atılarak kulübenin yağmur geçirimsiz hale getirildiği anlaşılmıştır. Gene bu yapıların zaman dilimi içinde mimari bir gelişim gösterdiği, alt kısımlarının taş ile örülerek daha sağlam ve daha dayanıklı kulübe haline getirildiği, kalıntılarının varlığıyla saptanmıştır. Bu ilk evrede halk yapıları dışında tapınak gibi özel yapılar, kazılan alanda bulunmamıştır. Kulübeler arasındaki taş döşeli alanların işlik yerleri olarak kullanıldıkları ileri sürülebilir. 3.3.1.1.2 Izgara Planlı Yapılar Evresi Bu yapılar, üçü hariç, yaklaşık olarak kuzey-güney istikametinde yerleştirilmiş dikdörtgen planlı, 10-11 m uzunluğunda ortalama 3.5 m genişliğinde olan yapılardır. Üç bölümlüdürler. Kuzeyde yer alan ve en büyük olan bölüm, aralarında geniş kanallarıyla birbirine paralel bir şekilde düzenli yerleştirilmiş taş dizileri ile yerleşme zemininden yükseltilmiş bir platform üzerindedir. Diziler yukarıdan bakıldığında yapı planına ızgara görünümü verdiği için bu yapıların olduğu evreye "Izgara Planlı Yapılar Evresi" adı verilmiştir. Taş dizilerin tümünün üstü, kanalların da üstünü kapatacak şekilde ağaç dalları, kamış ve sazlarla kaplandıktan sonra muntazam kil tabanla örtülmüştür. Kil taban tüm yapılarda yoktur. Bu tabanın yalnız daha özel yapılarda kullanıldığı, diğer yapılarda ise dal saz örtünün üzerine hasır atılarak daha kaba bir zemin elde edildiği ileri sürülmektedir. . Bu platformun kenarlarına taşıyıcı görevi olmayan, yalnız tabanın dışarı taşmasını önleyen ince ve alçak bir taş sırasının yapıldığı gözlenmektedir. Bu kısmın üstünün ilk yapı evresinde olduğu gibi ağaç bir kafes ile tamamlandığı anlaşılmaktadır. Platformun 80 cm dışına kadar taşan ağaç kafes, ince dallarla sepet gibi örüldükten sonra üstü saz ve deri gibi hafif bir malzeme ile su geçirmeyecek duruma getirilmiştir. Bu kısmın güneyinde yapının ortasında yer alan mekan ise avludur. Avluda ocağın yer alması, yemek hazırlama işlemlerinin burada yapıldığı izlenimini uyandırmaktadır. En güneyde...






Ödev Hazırlanıyor
Lütfen Bekleyiniz




Ad-Soyad :
E-posta (Gizli tutulur) :
Başlık :
Yorum :
   
Bu ödeve hiç yorum yapılmamış. İlk siz yorum yapın!


Ödev İndir ve Ara

İhtiyacınız olan ödevi bu bölümü kullanarak arayabilirsiniz..

Site Sayacı

Kategori Sayısı
87
Ödev Sayısı
2211
Ödev Kapak Sayısı
69
Yorum Sayısı
2
Anahtar Kelime Sayısı
15247



Valid HTML 4.01 Transitional
Valid CSS!