- Almanca
- AnneBaba
- Arkeoloji
- Astronomi
- Basın
- Bilgisayar
- Bilim
- Biyografi
- Biyoloji
- ÇevreBilimleri
- Coğrafya
- Denizcilik
- Dizayn
- DışTicaret
- EBook
- Eczacılık
- Edebiyat
- Ekonometri
- Ekonomi
- Elektroteknik
- Endüstri
- Eğitim
- F.bilgisi
- Felsefe
- Fizik
- Fransızca
- Gazetecilik
- Gemi
- GenelKültür
- Gıda
- Halklaİlişkiler
- Havacılık
- HayatDersleri
- HayvancılıkTarım
- Hukuk
- Jeofizik
- Jeoloji
- K.özetleri
- KamuYönetimi
- Kimya
- KişiselGelişim
- Maden
- Makine
- Maliye
- Matematik
- Metal
- Mimarlık
- Muhasebe
- Mühendislik
- Müzik
- OrmanBilimleri
- Otelcilik
- Pazarlama
- Pedagoji
- Psikoloji
- RadyoTv
- Rehberlik
- Resim
- Sanat
- Sağlık
- Sigortacilik
- SiyasalBilimler
- SosyalBilgiler
- SosyalBilimler
- Sosyoloji
- Spor
- Stajlar
- Sunular
- SuÜrünleri
- Sınavlar
- Tarih
- Tekstil
- Tiyatro
- Turizm
- Türkçe
- UçakMühendisliği
- UluslarArasıİlişkiler
- Üretim
- Vatandaşlık
- İktisat
- İlahiyat
- İngilizce
- İnkilaptarihi
- İnşaat
- İstatistik
- Ziraat
- Ş.planlama

-
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Peyami Sefa
Kaynakçası: Yok
Dosya Boyutu: 13 KB
Eklenme Tarihi: 13-02-09
Dosya Şifresi: www.odevsec.com
Dosya Açıklaması : A - Eserin Kimliği 1. Eserin Adı: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu 2. Yazarın Adı: Peyami Safa 3. Yayın Evi: Ötüken Neşriyat A.Ş. 4. Yayın Yeri ve Tarihi: Beyoğlu/İstanbul 1999 5. Sayfa Sayısı: 109 B - Eserin Konusu ve Özeti Birçok insan muayene odasının kapısı önünde bekleşmektedir. Sıralarda oturacak yer olmadığı için yeni gelen anneler duvar diplerine çöker ve hasta çocukları dizlerine oturur. Hiç kimse düz oturamaz. Çoğunun bir yeri alçılı veya sarılıdır. Yeni gelenlere olan ilgi uzun sürmez. Başlarını kaldırır, bakarlar ve tekrar eski vaziyetlerine dönerler. Hasta gençte onların arasındadır ve yanında büyüğü de yoktur. Yalnız başına demir parmaklıklı kapılardan geçer ve dokuzuncu hariciye koğuşuna doğru ağaçların bile sıhhatini imrenerek yürürdü. Beyaz gömlekli, güçlü kuvvetli bir adam kapıdan çıkıp, parmağıyla onu gösterir ve yüksek sesle çağırır. Karanlık dehlizden aydınlık muayene odasına gider. Hep görmeye alıştığı manzara onu karşılar: Beyazlıklar ve madeni pırıltılar. Oturur ve ayağını hasta bakıcı kıza uzatır. Sargılar çözülmeye başlar. Her kat açıldığında daha da hafifler; sanki bütün sargı açıldığında kendini uçacakmış zanneder. Pansuman biter ve bacak tekrar sargıya alınır. İki yıl önce bir ameliyat olmuştur. Doktor, bacağı için tekrar bir ameliyat gerektiğini, bacağının kısalacağını ve yere basamayacağını söyler. Cevap yok bacağı sarıldığı halde kımıldayamaz... Genç, eve geri döner. Eve giden yolda, diğer evlerin hallerine bakar. Her yağmurda, her fırtınada kaplamalarının nasıl kabardığını, nasıl biraz daha öne eğildiklerini inceler. Genç bunların arasında kendi evini zor bulur. Çünkü, bütün evler kendi evi gibidir. Eve vardığında, kimsenin olmadığını görür. Her eve geldiğinde yaptığı gibi sofada uzun süre kalarak etrafına bakınır. Bu yaşlı sofa adeta onunla sohbet eder. Ve baktım: Minderde üst üste konmuş iki yastık ( Demek annem biraz rahatsızlanmış ve buraya uzanmış ). Masanın yanında, rafın önüne çekilmiş bir sandalye ( Demek annem en üst raftan bir ilaç şişesi almış ). Ha… İşte masanın üstünde bir şişe: Kordiyal ( demek annem bir fenalık geçirmiş ). Minderin üstünde ıslak, buruşuk bir mendil ( Demek annem ağlamış ). Benimde bu şişeye, iki yastığa ve bir mendile ihtiyacım var. Ben de kordiyal alacağım, uzanacağım ve ağlayacağım. "Alıntı Paragraf (14)" Az sonra annesi gelir Annesi yorgun olduğu için konuşamaz. Genç ona Birkaç tatlı yalanla annesine muayenede geçenleri anlatır. Ameliyatın olup olmayacağının daha belli olup olmadığını söyler. Akşama...

Ödev Hazırlanıyor
Lütfen Bekleyiniz
| Bu ödeve hiç yorum yapılmamış. İlk siz yorum yapın! |
İhtiyacınız olan ödevi bu bölümü kullanarak arayabilirsiniz..





