Ödev Bilgileri

Bulunduğunuz Kategori:
Edebiyat Ödevleri
  • Aldous Huxley

    Kaynakçası: Yok
    Dosya Boyutu: 19 KB
    Eklenme Tarihi: 20-02-09
    Dosya Şifresi: www.odevsec.com
    Dosya Açıklaması : Özet Son zamanlarda bilişim teknolojilerinin dönüştürücü etkileri sebebiyle yeni ekonomi olarak adlandırılan kavram özellikle bireylerin mahremiyetine dönük toplumsal endişeleri de beraberinde getirmiştir. Viktorya döneminde korkulan şey kamunun politikacılar veya zenginler gibi seçkin insanların özel hayatlarına yakışıksız biçimde girebilmesiydi. Ancak elektronik gözetimle birlikte denge tersine dönmüştür. Artık yaygın ve güçlü kurumlardan kaynaklanan bir riskin altında olduğu düşünülen sıradan vatandaşların hayatıdır. Gerçekten de bilgisayarların eşleştirme ve ilişkilendirme gücü yoksullar, savunmasızlar ve azınlıkların büyük bürokratik güçler karşısında belirgin şekilde olumsuz bir konuma yerleşmelerine sebep olmuştur. Gözetimle ilgili konuların yanında, bilişim teknolojilerinin kültür hizmetlerinin niteliğini tanımlayan ve üreten tekelleşmiş -tek merkezden yönlendirilen- bir kültür ve eğlence pazarının doğmasına yol açtığı ve bunun da insanların özgün kültürel çevreleriyle bağlantılarını sağlayan ve kültürel gelişmelerin özünü teşkil eden mekanizmaların hızla yok olması anlamına geldiği ifade edilmektedir. Bu görüşe göre, bilgi toplumu "efsanesi" bilişim devrimini başlatan ve yönetenlerin çıkarlarına hizmet etmektedir. Geniş kitleler için bilişim teknolojilerinin ve bilgi toplumunun önemli bir vaadi bulunmamaktadır.Bu kişiler bilgi toplumunda "bilgisayar kontrollü kaybedenler" olarak kalacaklardır.Bu çalışmada yukarıda değinilen konular, geleceğe dönük tahminler içeren ünlü romanlar yardımıyla incelenmeye çalışılacaktır. Bunlar Polonyalı bilim kurgu yazarı Stanislaw Lemin "Yıldızlardan Dönüş" ve "Gelecekbilim Kongresi", kara ütopyanın en bilinen romanı olarak George Orwellın "1984", Aldous Huxleynin "Cesur Yeni Dünya" ve tarih itibariyle daha eski bir kitap olan Yevgeni Ivanoviç Zamyatinin "Biz" adlı eserleridir. Çalışmada bilgi toplumunun özellikle 1995 sonrasında internetin yaygınlaşmasıyla küresel bir hapishaneye dönüşme sürecine girmesi, iktidarların bilişim teknoloji aracılığıyla kontrol güçlerini arttırmaları gibi konular adı geçen romanlarla ilişkilendirilerek ele alınmaya çalışılımıştır. 1.GİRİŞ Yeni teknolojilerin beraberinde getirdiği sorunların biri bilgisayarlar aracılığıyla toplumu daha sıkı bir denetim altına almak isteyenler olabileceği endişesidir. Nitekim, bilişim teknolojilerinin ve bilginin dev çokuluslu işletmeler gibi kurumların kârlarını arttırmada ve bireyler üzerinde daha sıkı bir kontrol sağlamada kullanılacağı endişesine sahip olanlar bulunmaktadır. Bilişim teknolojisindeki gelişmeler özerk, özgün ve farklı kültürel oluşumlara imkan vermemekte, aksine dünya çapında egemen, başat ve tek bir kültürün oluşumuna katkıda bulunmaktadır. Bunun tipik örnekleri, dünyanın hemen her ülkesinde görülebilecek olan televizyon ve video setleri, standartlaştırılmış film ve programlar ile evrensel bir dil kullanan bilgisayarlardır. Bilişim teknolojileri, kültür hizmetlerinin niteliğini tanımlayan ve üreten tekelleşmiş -tek merkezden yönlendirilen- bir kültür ve eğlence pazarının doğmasına yol açmaktadır. Bu olgu, insanların özgün kültürel çevreleriyle bağlantılarını sağlayan ve kültürel gelişmelerin özünü teşkil eden mekanizmaların hızla yok olması anlamına gelmektedir. Bu görüşe göre, bilgi toplumu "efsanesi" bilişim devrimini başlatan ve yönetenlerin çıkarlarına hizmet etmektedir. Söz konusu kesimler yönetici elit, askerler ve uluslararası endüstri kuruluşlarındaki toplumun en güçlü kesimleridir. Geniş kitleler için bilişim teknolojilerinin ve bilgi toplumunun önemli bir vaadi bulunmamaktadır. Bu insanlar bilgi toplumunda "bilgisayar kontrollü kaybedenler" olarak kalmaya devam edeceklerdir. Nitekim, konuyla ilgili iki kitap bu tür endişeleri öne çıkarmaktadır. Gizli servislerin normal görünümlü bilgisayar programlarını nasıl birer truva atı olarak kullandıkları ve bu çerçevede gelişen olaylar pek çok roman ve belgesele konu olmuştur. 2. TEKNOLOJİ ve GÖZETİM TOPLUMU Sosyolog David Lyon yeni gelişen bilişim teknolojileri ışığında modernitenin sosyolojik açıdan merkezi özelliği olan gözetim ve özel hayat kavramlarını incelemektedir. Klasik biçimiyle özel hayat "bireyin yalnız bırakılma hakkı" olarak tanımlanabilir. Günümüzde birçok kurum evin en gizli hallerini bile izleyebilecek duruma gelmiştir.Transistörün icat edildiği 1948 yılında Birleşmiş Milletler "hiçkimsenin özel hayatında, evinde veya haberleşmelerinde keyfi müdahaleye maruz bırakılamayacağı"nı insan hakkı olarak ilan etmiştir.Buradaki keyfi kelimesinin yasal ile karşıtlık kurmayı amaçladığı açıktır ancak bu noktada sınırlar nasıl belirlenecektir? Müdahale tam anlamıyla nedir? Teknolojik gelişmeler gerçekte kimi tehdit ediyor? Viktorya döneminde korkulan şey kamunun politikacılar veya zenginler gibi seçkin insanların özel hayatlarına yakışıksız biçimde girebilmesiydi. Ancak elektronik gözetimle birlikte denge tersine dönmüştür. Artık yaygın ve güçlü kurumlardan kaynaklanan bir riskin altında olduğu düşünülen sıradan vatandaşların hayatıdır. Gerçekten de bilgisayarların eşleştirme ve ilişkilendirme gücü yoksullar, savunmasızlar ve azınlıkların büyük bürokratik güçler karşısında belirgin şekilde olumsuz bir konuma yerleşmelerine sebep olmaktadır. Aldous Huxley, modern teknolojilerin toplum üzerindeki etkileri ile ilgili olarak şunları belirtmektedir: "Öyleyse modern teknolojinin bizi ekonomik ve politik iktidarın tek elde toplanmasına ve (totaliter devletlerde insafsızca, demokrasilerde kibarca ve çaktırmadan) Büyük İş ve Büyük Hükümet tarafından yönetilen bir toplumun gelişmesine götürdüğünü görüyoruz. Ama toplumlar bireylerden oluşur ve ancak bireylere gizilgüçlerini fark etmekte ve mutlu, verimli bir hayat sürmekte yardımcı oldukları sürece iyidirler. Bireyler, son yılların teknolojik ilerlemelerinden nasıl etkilenmiştir? İşte bu soruya bir filozof psikiyatr Dr.Erich Fromm tarafından verilen yanıt: "Bugünkü Batı toplumumuz maddi, entelektüel ve politik ilerlemesine rağmen gitgide zihin sağlığından uzaklaşıyor ve bireydeki iç güvenliği, mutluluğu, aklı ve sevme kapasitesini baltalamaya yöneliyor; bireyi insanlık başarısızlığının bedelini, gitgide artan zihinsel hastalıkla iş ve sözde hazza yönelik delice bir dürtünün altına gizlenmiş umutsuzlukla ödeyen bir otomata çevirmeye yöneliyor." Modern olarak adlandırılan toplumların sürekli özelliği beraberinde güçlü bir gözetim boyutu getiren kapitalist ekonomik sistemdir. Aslında 16.Yüzyıldan itibaren eğitim kurumlarında görülen yenilik "gözetim" ve buna bağlı olarak gelişen disiplin anlayışıdır. Ordular, hapishaneler, okullar ve atelyelerdeki yöntemlerdeki amaç uslu, itaatli ve imanlı öğrenciler, erler ve işçiler yetiştirmekti. Karl Marxa göre gözetim işletmede ve kapitalist sistemde emek ve sermaye arasındaki mücadeleler içinde yer alıyordu. Daha önce işçileri koordineli olarak çalıştırabilmek için kullanılan araçlar zorlama içerirken kapitalizm altında emek artık zorlanmıyor, biçimsel olarak işçi özgür hale geliyordu. Ancak işçiler üzerinde denetimin sürdürülebilmesi de gerekliydi. Bu sebeple işçileri gözetlemek ve disiplin altına alınmış bir güç olarak boyun eğmelerini sağlamak üzere günümüzde "yönetim" olarak bilinen kavram gelişmiştir. Gözetimle ilgili ilk dönem analizcileri içinde en ünlüsü olan Max Weber...






Ödev Hazırlanıyor
Lütfen Bekleyiniz




Ad-Soyad :
E-posta (Gizli tutulur) :
Başlık :
Yorum :
   
Bu ödeve hiç yorum yapılmamış. İlk siz yorum yapın!


Ödev İndir ve Ara

İhtiyacınız olan ödevi bu bölümü kullanarak arayabilirsiniz..

Site Sayacı

Kategori Sayısı
87
Ödev Sayısı
2211
Ödev Kapak Sayısı
69
Yorum Sayısı
511
Anahtar Kelime Sayısı
21544
Bu web sitesi bir google fenomenidir.
Bu siteden sadece ödev indir ilir.