Ödev Bilgileri

Bulunduğunuz Kategori:
Edebiyat Ödevleri
  • Anlatmaya Dayalı Türler

    Kaynakçası: Var
    Dosya Boyutu: 86 KB
    Eklenme Tarihi: 23-02-09
    Dosya Şifresi: www.odevsec.com
    Dosya Açıklaması : ÖNSÖZ Toplumların her devirde, var olmasını sağlayan sahip oldukları değerlerdir. Bu değerler, toplumların varoluşumdan itibaren günümüze kadar birikerek gelmiş örf, adet, gelenek görenekleri dediğimiz folklorumuzdur. Toplumların var olmasında maddi kültür önemli rol oynasa da manevi kültürün ehemmiyetini unutmamalıyız. Bu iki unsur Çin felsefesindeki Ying ve Yang gibidir. Birbirlerini tamamlarlar. Biri olmadan diğerinin varlığından söz etmek yersiz olur. Maddiyatın daha ön plana çıktığı günümüzde her ne kadar maddi gücün asıl unsur olduğu düşünülürse manevi kültürün bu gücün devamını sağlayan ve onu dış etkilere karşı koruyan bir kalkan vazifesi gördüğü asla akıldan çıkarılmamalıdır. Yeni nesillerin, geçmişle bağlantıları kendilerine miras kalan maddi ve manevi kültür ürünlerle sağlanmaktadır. Milletler gelecekte de varlıkları devam ettirebilmek, millet şuurunu koruyabilmek için sahip oldukları maddi ve manevi kültürleri birlikte muhafaza etmeli ve bunların gelecek nesillere iletilebilmesini sağlamalıdır. Manevi kültür bir milletin sahip olduğu örf, adet, gelenek ve göreneklerdir. Ancak bu kültürü böyle dar kalıplar içerisinde tanımlamak araya sıkıştırmak yanlış olsa gerek. Özellikle halkın zihninde saklı duran ve keşfedilip paylaşılmayı bekleyen masallar, fıkralar, efsaneler, destanlar, halk hikâyeleri, türküler, ağıtlar, atasözleri ve deyimler manevi kültürü oluşturan birer öğedir. Milletimizin geleceğini sağlam temeller üzerinde yükselmesini istiyorsak gelenek ve göreneklerle birlikte yukarıda da zikrettiğimiz bütün kültürel mirasları gelecek kuşaklara aktarmak zorundayız. Günümüzdeki teknolojik gelişmelere paralel olarak diğer bütün milletlerde olduğu gibi son dönemlerde bizim toplumumuzda da maddeci bir fikriyat doğmaktadır. Her şeyin maddi bir perspektif içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini savunan bu fikriyat yüzünden, gün geçtikçe yok olan ve varlıkların kıymetini ancak öldüklerinde anlayabildiğimiz her birisi birer sözlü edebiyat kütüphanesi olan yaşlı nesillerimize gereken ilgi gösterilmemektedir. Hatta onlar vasıtasıyla günümüze ulaşan masallar, hikâyeler, saçma, safsata olarak nitelendirilmektedir. Değerlerini hiçbir şeyle ölçemeyeceğimiz bu folklor ürünlerine gerekli ilgi ve alakayı gösteremeyip onların muhafazasını sağlayamazsak gelecekte var olmasını düşündüğümüz o büyük ve güçlü Türk şuurunu hangi temeller üzerine oturtacağız? Günümüzde bu anlattıklarımız birer hayal ötesi imiş gibi geliyor. Fakat sahip olduğumuz maddi ve manevi kültürlerin muhafazasını gerçekleştiremeyip yaşlı insanların anlattıklarını gelecek kuşaklara aktarmazsak ileride ciddi sıkıntılar doğacaktır. Kim bilir belki de kendi öz değerlerine yabancı kendi tarihini ve kültürünü bilmeyen bir nesil meydana gelecektir. Bunu engelleyebilmek için bizlerin yapması gereken ise yaşlı insanların benliklerinde muhafaza ettikleri değerleri kültür varlıkları onlardan almalıyız ve bizler de aynen onların yaptıkları gibi birer emanetçi olarak gelecek nesillere aktarmalıyız. Bende bu duygular ve endişeler içerisinde bir tez hazırlamaya karar verdim. En azından yaşadığım yörenin bazı folklor ürünlerini derlemeye çalıştım. Bu tez bir senelik zorlu bir çalışmanın ürünüdür. Bu çalışmamı halk edebiyatı sahasındaki derin bilgilerinden faydalandığım değerli hocam Yrd. Doç. Dr. Mehmet Öz çelik beye araştırmalarımda bana büyük desteği olan Ünal Şöhret Dirlik ve Ramazan Kıvrak beylere teşekkürleri bir borç biliyorum. GİRİŞ FETHİYENİN TARİHÇESİ Anadolunun güney batısında yer alan Fethiye Muğla ilimize bağlı ancak Antalyaya daha yakın olan tarihi, turistik bir ilçemizdir. Bildiğimiz kadarıyla 6 bin yıllık geçmişiyle doğa ve dünya harikası bir yöre olan Fethiye, eski çağlardan bu yana Telmesos, Anastasiupolis, Makri, Meğri, İskele ve Beş kaza olarak anılmıştır. Beş kaza adı, Beş ağalıktan gelmektedir. Menteşe Beyliğinden önce Fethiye, beş ağa tarafından yönetilmiştir. En güzel ismi de Cumhuriyet dönemindeki ismidir. Fethiye ismi, bir uçak kazasında şehit düşen Fethi Bey den alınmıştır. Tarihte, Cenevizlilerin, Fenikelilerin uğrak yeri olan Fethiye, Cezayirli Hasan Paşa gibi büyük bir kaptan-ı derya çıkarmıştır. EKONOMİK VE KÜLTÜREL YAPISI Nüfusu 48 bin civarında olan Fethiye Muğlanın en önemli ilçelerinden birisidir. Geniş bir arazi üzerine kurulmuş olan ilçe dünyaca ünlü koy ve plajlara sahiptir. Ölüdeniz, Kıtrak, Göcek, Çalış gibi koyları, kumsalları, On iki adaları, burunları, yamaçları, tepeleri, dağları, görülmeye değer doğal güzellikleridir. Bunun yanında, Amintas mezarlığı, Kaya köyü, Fethiye kalesi ilçenin görünümüne renk katan önemli tarihi güzelliklerdir. Yöre halkının en önemli geçim kaynağı tarım ve turizmdir. Tarihi ve doğal güzelliklerin çok olması turizmin gelişmesindeki en önemli etkendir. Verimli arazilerin bulunması, kaynak suyunun fazla olması, tarımın gelişmesinde en önemli etkenlerdir. Seracılık gelişmiştir. Turunçgiller ve zeytin bol miktarda yetişmektedir Farklı kültür ve yaşayış tarzları olan çeşitli toplumlara yurt olan Fethiye, Orta Asyadan yayılarak gelenlerle Batıdan, adalardan çıkıp gelenler o yörede yaşayan likyalıların kültürleri görenekleriyle kendi yaşayış tarzlarını kaynaştırıvermişlerdir. Kültür bakımından çok gelişmiş olan Fethiye özellikle halk edebiyatı sahasında araştırma yapacak olanlar için geniş bir potansiyele sahiptir. Masal, hikâye, fıkra, bilmece, atasözü gibi birçok halk edebiyatı ürününü bünyesinde bulundurmaktadır. Kültür ve edebiyat faaliyetleri daha çok okullar, dernekler, Halk Eğitim Merkezi ve ferdi çabalarla yürütülmektedir. 1. BÖLÜM ANLATMAYA DAYALI TÜRLER 1. MASALLAR 1.1. Mıdık Mıdık bir ailenin mutlu bir oğludur. Beş altı yaşlarındayken anası ölmüş. İki sene sonra babası evlenmiş. Mıdıka bir üvey ana gelmiş. Üvey ana ilk zamanlarda çocuğa çok iyi davranır. Ama zamanla Mıdıka biraz baskı göstermeye, babası evde olmadığı zamanlar da onu dövmeye başlar. Üvey anne ailede bir geçimsizlik olduğu zaman, babaya, oğlanı ben istemiyorum diye baskı yapmaya başlar Baba: << Ne yapayım? >> der. Üvey anne: << Gitsin >>der. Baba, baktı çaresi yok. Çocuğu götürüp bir yere bırakmaya karar verir. Her gün oduna gidiyormuş. Çocuğa: << Oğlum senide yarın oduna götüreyim. >> der. Çocuk da on, on iki yaşlarındaymış. Babasının isteğini sevinerek kabul eder. Sabahleyin kalkarlar. Üvey anne, çocuğa da bir erzak çıkısı hazırlar. Baba ile oğul dağın yolunu tutarlar. Dağda, baba, oğluna bir su kabı ve erzak çıkısı verir. << Sen burada dur ben biraz odun böleyim >>der. Çocuk: << Tamam >>der. Gölgede otururken babasının balta sesini duyar. Taaak...... taaak... Babam odun kesiyor diye düşünür. Şöyle havaya bir bakar hava kararıyor. Babasının eve geldiği saat gelmiş; babası ortalıkta yok. Oysa babası boşalan su kabağını bir kayaya asmış, rüzgar estikçe kabak, bir sağa bir sola çarparak taaak... taaak.. diye ses çıkarıyormuş. Çocuk, şüphelenir. Kendi kendisine: <> der. Dolaşırken kayanın dibine varır. Bakar ki; boynunda ip takılı bir su kabağı sağa sola sallanıyor. Sağa sallanıyor. Taaak.. Sola sallanıyor. Taaak. Aynı balta sesine benziyor. O zaman aklı anlar: Üvey annem beni çok hırpalıyordu. Herhalde babamı kandırdı; beni burada bıraktırdı." Diye düşünür. <> Der ve ağlamaya başlar. Nereye gitsin? Köyün yolunu bilmiyor. Karanlık basar Gezerken gezerken bir az ileride bir ışık görür. Köyün sınırında çayın kenarında ki bir ev. Tak tak kapıya vurur. Karşısına kocaman bir dev çıkar. Eskiden ona devi gördüğün zaman memelerini emersen sana bir şey yapmaz diye anlatırlarmış. Sarılır devanasının memelerini emmeye başlar. Devanası onu çocuğu sanır ve yiyemez. <> der. Dev anası: Hemen çocuğun karnını doyurmuş ve onu bir yere kilitlemiş. Dev adam bağırarak çağırarak, gürültüyle gelmiş. Gelince: <> der. Dev anası, dev babasına: <> der. Deve yedirir içirir. Dev babası uyur. Dev anası, çocuğa: <>der. Dev anası, çocuğu, çayın kenarına kadar getirir. <>der. Ona bir akıl öğretir. Delikanlı, çayın karşısına geçmiş. Dev babasının haberi olmuş. Dev anası da ortalıklarda yokmuş. Dev gelir. Çocuk karşıda, dev yakada. Dev anasıyla babası karsıya kolay kolay geçmezlermiş. Dev babası: <> diye bağırır. Oda dev anasının anlattığı gibi: <<Şişi altıma dayadım.;değirmen taşını da boynuma geçirdim; bir sıçradım geçiverdim >> der. Orada, yakınlarda bir değirmen varmış. Dev hemen değirmenin taşını alıp gelir. Şişi altına dayar. Değirmen taşını da omzuna alınca, şiş devin vücuduna girer ve dev ölür. Çocuğun üvey anası ve babası: << çocuğu dağda bıraktık>> diye pişman olmuşlar ve araya araya çayın kenarına kadar gelirler. Burada çocuğu buluyorlar. Bir sevinç bir ağlama bir inleme. Dev anası da diğer taraftan bunları görür. <> der. Geldiklerinde: <> der. Bu günden sonra, Mıdık, babası ve üvey anası mutlu bir hayat yaşarlar. Onlar ermiş muradına; biz çıkalım kerevetine 1.2. Kaplumbağa ile Leylek Kaplumbağa ile leylek arkadaş olmuşlar. Leylek ağaçlardan süzülür gelir, kaplumbağa ile sohbet ederler. Biri ot yer, diğeri yılan arar. İyi birer arkadaş olmuşlar. Kaplumbağa, leyleğe: <> der. Leylek:<> der. Ertesi gün gelmiş. Leylek, kaplumbağaya <>diye tembih etmiş. Kaplumbağa, leyleğin ayaklarını ağzıyla sıkıca tutmuş. Leylek havada kaplumbağa havada güzelce uçuyorlarmış. Biran kaplumbağa, leyleğin tembihlerini unutup da ağzını açınca düşmüş. Kayalara çarpmış ve parçalanmış. Bunu takip eden bir kuzgun da doğru kayalara gidip o parçaları yemiş. 1.3. Yengeç, Tilki ve Tosbağa Eskiden üç arkadaş varmış. Tilki, Yengeç ve Tosbağa. Tilki demiş ki: <<Şu tarlayı bir ekelim>> Kararlaştırmışlar. Tosbağa ve yengeç tamam demişler. Tilki: <<Şu dağ bizim tarlanın üzerine yıkılabilir. Ben gideyim de şu dağı dayayayım>>der. Yengeç ve tosbağayı kandırır. Tosbağa ve yengeç, tarlayı ekip,biçtikten ve çeç yaptıktan sonra; << hadi tilkiye haber verelim.>> derler. Tilki demiş ki: <> Yarış başlamadan önce, tosbağa, arkadaşını buğdayın içerisine gömer. Tilki ve yengecin bundan haberi olmaz. Yarışa başlayacakları yere vardıkların da; Yengeç, Tilkiye: <> der. Yarış başlar. Tilki , yarışı bitirip buğdayın yanına vardığı zaman, tosbağa buğdayın içerisinde;<> deyip duruyormuş. Tilki :<






Ödev Hazırlanıyor
Lütfen Bekleyiniz




Ad-Soyad :
E-posta (Gizli tutulur) :
Başlık :
Yorum :
   
Bu ödeve hiç yorum yapılmamış. İlk siz yorum yapın!


Ödev İndir ve Ara

İhtiyacınız olan ödevi bu bölümü kullanarak arayabilirsiniz..

Site Sayacı

Kategori Sayısı
87
Ödev Sayısı
2211
Ödev Kapak Sayısı
69
Yorum Sayısı
511
Anahtar Kelime Sayısı
21547
Bu web sitesi bir google fenomenidir.
Bu siteden sadece ödev indir ilir.