- Almanca
- AnneBaba
- Arkeoloji
- Astronomi
- Basın
- Bilgisayar
- Bilim
- Biyografi
- Biyoloji
- ÇevreBilimleri
- Coğrafya
- Denizcilik
- Dizayn
- DışTicaret
- EBook
- Eczacılık
- Edebiyat
- Ekonometri
- Ekonomi
- Elektroteknik
- Endüstri
- Eğitim
- F.bilgisi
- Felsefe
- Fizik
- Fransızca
- Gazetecilik
- Gemi
- GenelKültür
- Gıda
- Halklaİlişkiler
- Havacılık
- HayatDersleri
- HayvancılıkTarım
- Hukuk
- Jeofizik
- Jeoloji
- K.özetleri
- KamuYönetimi
- Kimya
- KişiselGelişim
- Maden
- Makine
- Maliye
- Matematik
- Metal
- Mimarlık
- Muhasebe
- Mühendislik
- Müzik
- OrmanBilimleri
- Otelcilik
- Pazarlama
- Pedagoji
- Psikoloji
- RadyoTv
- Rehberlik
- Resim
- Sanat
- Sağlık
- Sigortacilik
- SiyasalBilimler
- SosyalBilgiler
- SosyalBilimler
- Sosyoloji
- Spor
- Stajlar
- Sunular
- SuÜrünleri
- Sınavlar
- Tarih
- Tekstil
- Tiyatro
- Turizm
- Türkçe
- UçakMühendisliği
- UluslarArasıİlişkiler
- Üretim
- Vatandaşlık
- İktisat
- İlahiyat
- İngilizce
- İnkilaptarihi
- İnşaat
- İstatistik
- Ziraat
- Ş.planlama
-
Aydınlanma 1923 Resmi Gayri Resmi Tarih Aldatmacası
Kaynakçası: Var
Dosya Boyutu: 47 KB
Eklenme Tarihi: 10-03-09
Dosya Şifresi: www.odevsec.com
Dosya Açıklaması : Biz daima gerçeği arayan ve onu buldukça, bulduğumuza inandıkça, ifade etmeye cesaret eden adamlar olmalıyız. M.Kemal Atatürk Cumhuriyetimizin tarihini yazanlar, acaba her zaman gerçekleri mi ifade etmektedir? Yoksa, gayrı resmi tarihçilerin değirmenine su taşıyan, resmi! tarihçiler, özel sempati duydukları kişileri veya sırf Mustafa Kemal Atatürk kurdu diye CHPyi savunurken "gerçekleri söylemekten" mi korkmaktadırlar? "Cumhuriyete sahip çıkalım" derken, Cumhuriyeti ve Kemalizmi gömmeye çalışanlara karşı koymanın bilimsel araçları etkisiz hale mi getiriliyor? Acaba birileri devrimci bir cumhuriyetin kuruluş felsefesini gerçekten artık bir şekilden ibaret görüp, batı merkezli ideolojilerle siyaset yaparken, M. Kemal Atatürkün bir ideolog, bir bütünü parça parça çözen bir toplum mühendisi olduğunun ortaya çıkmasından mı rahatsız oluyor? Kişilerin M. K. Atatürkü bir düşünce değil bir kült olarak görmesinin yanında etrafında yer alan adamların hatalarının sergilenmesinden mi rahatsız oluyorlar? Bazı noktalar bilerek mi görmemezlikten geliniyor? Neden Kemalist aydınların çoğu öğrenecek bir şey kalmamış gibi araştırmadan ve olayları irdelemekten uzak? Bunu cevabı aslında belki de çok basit bir nedenden kaynaklanıyor. İmam-cemaat geleneğinden eğitilmiş kişiler sorgulama, yanlışlardan kurtulma geleneğinin kendi otoritelerini sarstığını anladıklarından yeni soruların, yeni şeyler öğrenmek olduğunu ve ürettikleri bilginin eskimişliğinin farkındalar. Oysa Kemalist olmak, birey ve cemiyet düzenini kavrayan açık toplum yapısını anlamaktan geçer. Yanlışlardan surekli kurtularak daha iyiyi arama mücadelesidir. Bu makalede, tarih okumayı tercih eden dogmatik kafa yapısını sorgulamak için, tarih değil, tarihi okuduğumuzda nelerle karşılaşabileceğimizin bir örneği olarak "Kemalizm"in varoluş macerası ve karşısına çıkan engeller sorgulanacaktır. Cumhuriyeti bir kül olarak yargılama gayretiyle yazılan kitaplarda M. K. Atatürkten başlayarak oluşturulan garip bir geometriye, Atatürk aramızdan ayrıldıktan sonraki zamanı da kapsatarak Kemalizm adı verilmektedir. Eleştiri görünüşlü bu yazınlar, aslında M. K. Atatürkün yürüttüğü politikayı küçültüp gizlerken, toptancı bir anlayışla Kemalizmin zerre kadar sorumlu olmadığı uygulamaları Kemalizm diye yutturmaya çalışmaktadır. Bunu yaparken Kemalizm/Atatürkçülük şeklinde yazılan bütün makalelerin yazarları biraz bilimsel ahlak sahibi olsa Atatürkçülükün Atatürkün ölümünden sonra 50li yıllarda kimler tarafından neden ortaya konduğunu da yazarlari. Fakat bunu yazarlarsa birden * Jeoloji Muhendisi, Deniz Jeolojisi Uzm. Araştırma Gör. Bu konuda ilk eser veren 1940larda faşizmden aldığı etki artan bir kişi Saffet Engindir. Eserlerinin başlıkları bile bize Atatürkçülük kelimesini hangi kafanın icat ettiğini gösterir. Kemalizm kelimesinin neden nasıl ortadan kaldırıldığını tartışırken Atatürkçülük adı altında nelerin savunulduğunu ve bu fikirlerin sonunda başlayan karmaşanın bugüne kadar nasıl geldiğinin yanıtını arayanlara çok önemli ipuçları verir. Özellikle bugün anti-faşist olduğunu iddia edenlerin, mücadeleci Atatürkçülük adı altında solcu olduğunu ifade edenlerin, kendilerine bu ismi verenin kimliğini bilmeleri çok faydalıdır. Aşağıda örnek vereceğimiz yazarın bazı eserleri gelecekte yanıtını vereceğimiz Atatürkçülük=Kemalizm tartışmasının başlangıcını oluşturur. Sadece milli kütüphanede Atatürkçülük başlığındaki 214 eserden 46sı bu yazara aittir. Bu eserleri, Atatürk döneminde yazdığı "Kemalizm İnkılabının Atatürkçülük=Kemalizm zannedenlerin ya da Kemalizmi reddeden bazı Atatürkçülerin uyanma ihtimali yükselecektir. Asıl ilginç olan çalışma ve araştırma cephesini anti-Kemalistlere emanet eden, Kemalizmi kabul eden ama kullanılmasını gereksiz gören Atatürkçülerin de bu birleştirmeye ve tarihin saptırılmasına alet olmalıdır. Bu kişilerin garip bir savunusu vardır. M. K. Atatürkün hayatında bile Kemalizm diye bir şeye karşı çıktığı düşüncesidir. Acaba bu tür düşünenlerin ellerinden gelen saptırmayı yapmaları için temel malzeme kimler tarafından sağlanmaktadır. Herhalde bu kişiler, "tarihi yazanın yapana sadık kalması" sözlerinin anlamını düşünmeden bir tarafgirlik içindeler. Bu nedenle kim Kemalisttir, değildir veya Kemalizm var mıdır, yok mudur? sorularının cevabı tarihin sayfalarında apaçık dururken, nedense bu sayfaları okuyan ve yazanlar "yapan"ı gözardı etmektedirler. Prensipleri" isimli kitabından 15 yıl sonra vermeye başlamıştır. Kemalizmi terk eden Arın Enginin çok basit, sadece din-antikomünizm- kana dayalı bir Türkçülük üzerine kurulu kitaplarıyla başlattığı çabalar Kemalizmden kopuşun yazınsal dönüm noktasıdır. Çünkü bu kitaplara karşın gösterilen tepkiler gerçek Atatürkçülük o degil budur olmus ve anlam kayması başlamıştır. Bugün Atatürkçülük bir ideoloji değildir diyenler A.Engin ile paralel bir düşünceyi savunurlar. Cünkü Arın Engin kitaplarında dilde-dinde-kanda özleştirme savunmasındadır. Bu nedenle Kemalizm yabanci dildir diyerek terk etmiştir. Arın, E., 1953. Atatürkçülük ve Moskofluk-Türklük Savaşları [Atatürkçülük Devriminin İlkeleri-Tutam 3 (2. Baskı), 376 s. Atatürkkent (İstanbul). Arın E.,1955, Atatürkçülükte Dil ve Din, İstanbul : Atatürkkent, 68 s 1930; İnkılabın İdeolojisi Kemalist terimi bildiğimiz gibi ilk defa 1918de yabancı gazetelerde ve resmi belgelerde Anadoluda emperyallere karşı direniş yapan savaşçılara verilen bir tanımlamaydı. Bu tanımı kullananların dışında 1930 yılına kadar da Kemalizm terimine Türkiyenin yeni rejimini tanımlamaya çalışan yabancı gazetecilerin "Kemalist Türkiye", Kemalist rejim" şeklinde ki atıflarında da rastlanır. Türkiye Cumhuriyetinde Kemalizm tartışmaları 1930 yılında başlar. Serbest Fırka denemesi başladığı dönemde ilk defa İnkılap gazetesinde, gericilerin SCFna yığılmasının rejim tartışmalarına yol açması başlangıçtır. 1 Eylülde "İnkılap", 18 Eylülde "Hürriyet isteriz", 24 Eylülde "Türk Gençliği ve İnkılap","Hürriyet İnkılapçının malıdır" 25 Eylülde "Memleketin İstediği" 28 Eylülde "Fırka İdeolojisi" başlıkları altında yazılan bir seri makale "İnkılap"ın korunması için CHFnın göstermediği reaksiyonu gosterir. Bu tartışmalar sürerken, belediye seçimlerinde SCF adayları arasında yer alan gerici unsurların yarattığı tepkiyi fark eden Ali Fethi (Okyar), M. K. Atatürk ile anlaşarak kurduğu partiyi 17 Kasım 1930da kapatır. M. Zekeriya (Sertel), SCFde yer bulan odakları 1. Şeriatçılar, 2. Emperyalistler, 3. Ekalliyetler, 4. İstismarcı İthalat komisyoncuları, olarak aynı zamanda Türk devriminin en baş düşmanları olarak tanımlar. Özgürlük kavramının özgürlüğü yok etmeye azmetmiş akımların silahı olması, TCF deneyinde olduğu gibi SCF deneyinde de tekrarlanmış olacaktır. Demokrasi deneyi ikinci kez yanlışlanan devrim kadroları, bunda en önemli eksikliği CHFnın ideolojisi olmamasına bağlamaya başlamıştır. 17 Kasım sonrasında 3 aylık bir yurt gezisine çıkan M. K. Atatürk halkın nabzını tutmuş ve CHFnın eksiklerini sorgulamıştır. Bu dönemde Ali Naci (Karacan) bir makalesinde "Rusyada Nasıl Komünizm İtalyada nasıl Faşizm varsa bizde de Kemalizm olmalıdır" makalesiyle bu tartışmayı başlatır. Aralık ayında devrim kadrolarını sarsan ikinci bir olay da 24 Aralık 1930da Menemende Kubilayın şehit edilmesidir. Herşeyin yolunda gittiğini zanneden devrim kadroları gericiliğin ve cehaletin uykudan uyanma eğiliminde olmasını artık gözardı edemez. CHFnın içinde ve dışında Cumhuriyet rejiminin en büyük eksiğinin ideoloji...

Ödev Hazırlanıyor
Lütfen Bekleyiniz
| Bu ödeve hiç yorum yapılmamış. İlk siz yorum yapın! |
İhtiyacınız olan ödevi bu bölümü kullanarak arayabilirsiniz..





