- Almanca
- AnneBaba
- Arkeoloji
- Astronomi
- Basın
- Bilgisayar
- Bilim
- Biyografi
- Biyoloji
- ÇevreBilimleri
- Coğrafya
- Denizcilik
- Dizayn
- DışTicaret
- EBook
- Eczacılık
- Edebiyat
- Ekonometri
- Ekonomi
- Elektroteknik
- Endüstri
- Eğitim
- F.bilgisi
- Felsefe
- Fizik
- Fransızca
- Gazetecilik
- Gemi
- GenelKültür
- Gıda
- Halklaİlişkiler
- Havacılık
- HayatDersleri
- HayvancılıkTarım
- Hukuk
- Jeofizik
- Jeoloji
- K.özetleri
- KamuYönetimi
- Kimya
- KişiselGelişim
- Maden
- Makine
- Maliye
- Matematik
- Metal
- Mimarlık
- Muhasebe
- Mühendislik
- Müzik
- OrmanBilimleri
- Otelcilik
- Pazarlama
- Pedagoji
- Psikoloji
- RadyoTv
- Rehberlik
- Resim
- Sanat
- Sağlık
- Sigortacilik
- SiyasalBilimler
- SosyalBilgiler
- SosyalBilimler
- Sosyoloji
- Spor
- Stajlar
- Sunular
- SuÜrünleri
- Sınavlar
- Tarih
- Tekstil
- Tiyatro
- Turizm
- Türkçe
- UçakMühendisliği
- UluslarArasıİlişkiler
- Üretim
- Vatandaşlık
- İktisat
- İlahiyat
- İngilizce
- İnkilaptarihi
- İnşaat
- İstatistik
- Ziraat
- Ş.planlama

-
Buket Uzunerle Uzun Beyaz Bulut Gelibolu Romanı Üzerine Söyleşi
Kaynakçası: Var
Dosya Boyutu: 11 KB
Eklenme Tarihi: 15-04-09
Dosya Şifresi: www.odevsec.com
Dosya Açıklaması : 1- Klasiktir ama sormalıyım, neden Gelibolu veya neden Çanakkale? 1- O zaman ben de klasik bir yanıt vereyim, her ne kadar son zamanlarda bir ısmarlama roman konusu gündemde olsa da, ben yaratıcı bir kurgu yazarının ancak kendi düş gücünü harekete geçirecek konularda yıllarca süren bir roman çalışması yapabileceğine inananlardanım. Tıpkı Borges gibi. Daha açıkçası, Borgesin pek sevdiğim: "Yazarın işi, kendi düş gücünü harekete geçiren şeyleri yazmaktır." özdeyişinin çok samimi olduğunu inanan bir yazarım. Ben, beni zorlamayan, bunu yazmazsam çatlarım! diye huzursuzluktan boğulmadığım hiçbir konuya da karakteri yazamayan bir romancıyım. Yani Çanakkale Savaşları bir defa aklıma takıldığında artık diğer takıntılarım birer figürana dönüşmüştü ve ben bunun anlamını çoktan bilecek kadar deneyim kazanmıştım. O andan itibaren Çanakkale Savaşları üzerine bir roman yazmak zorundaydım. Bu fiziksel bir rahatsızlığa dönüşecek kadar sert, yazarı huzursuz edecek bir takıntıdır, şaka yapmıyorum. Ama tabii öncelikle bir dürtü, bir işaret, bir dokunuş gerekir ve bu da çoğunlukla bir ayrıntıda saklıdır. Aynen öyle oldu. Bundan altı yıl önce, günlerden bir gün oğlumu ilkokula kayıt ettirmek arzusuyla Galatasaray Lisesine gitmiştim. Ama okulun duvarlarında bana bakan gencecik delikanlıların fotoğraflarını gördüğüm ve fotoğrafların altlarında 18 yaşlarında Çanakkalede şehit olduklarını okuduğum anda okul kaydını falan unutmuştum. Yüzlerce delikanlının çok iyi eğitim koşullarını bırakıp, bir savaşa gönüllü gidişleri kadar, bu kadar iyi eğitimli genci yitirmenin Cumhuriyet Devrimi için ne büyük bir beyin kaybı olduğunu düşünerek o duvarın önüne çakıldım. Aslında tam o sırada ben bir Çanakkale romanı yazmaya karar vermiştim ama o anda bunu pek farkında değildim. Bu hep böyle olur. Bir ayrıntı kanınıza girer. Tek bir virüs gibi. Ve eğer uygun bir yer bulmuşsa yayılır, çoğalır. Her yazar farklı virüse uygun ortam sağlar. Bu da yazarın kişiliği ve yetiştiği ortamla ilgilidir. Yazar bu bir çeşit hastalıktan ancak yazarak kurtulur. Çanakkale virüsü kanıma girdiğinde ben Kumral Ada-Mavi Tunayı yazmaktaydım. O günden sonra Çanakkale Savaşları sırasında bizim ve Anzak gençlerinin ailelerine yazdığı asker mektuplarına rastladım dergilerde. Ama tesadüfen değil, hayır tesadüfen değildi bu mektuplara rastlamam... Ben tesadüfe...

Ödev Hazırlanıyor
Lütfen Bekleyiniz
| Bu ödeve hiç yorum yapılmamış. İlk siz yorum yapın! |
İhtiyacınız olan ödevi bu bölümü kullanarak arayabilirsiniz..





