- Almanca
- AnneBaba
- Arkeoloji
- Astronomi
- Basın
- Bilgisayar
- Bilim
- Biyografi
- Biyoloji
- ÇevreBilimleri
- Coğrafya
- Denizcilik
- Dizayn
- DışTicaret
- EBook
- Eczacılık
- Edebiyat
- Ekonometri
- Ekonomi
- Elektroteknik
- Endüstri
- Eğitim
- F.bilgisi
- Felsefe
- Fizik
- Fransızca
- Gazetecilik
- Gemi
- GenelKültür
- Gıda
- Halklaİlişkiler
- Havacılık
- HayatDersleri
- HayvancılıkTarım
- Hukuk
- Jeofizik
- Jeoloji
- K.özetleri
- KamuYönetimi
- Kimya
- KişiselGelişim
- Maden
- Makine
- Maliye
- Matematik
- Metal
- Mimarlık
- Muhasebe
- Mühendislik
- Müzik
- OrmanBilimleri
- Otelcilik
- Pazarlama
- Pedagoji
- Psikoloji
- RadyoTv
- Rehberlik
- Resim
- Sanat
- Sağlık
- Sigortacilik
- SiyasalBilimler
- SosyalBilgiler
- SosyalBilimler
- Sosyoloji
- Spor
- Stajlar
- Sunular
- SuÜrünleri
- Sınavlar
- Tarih
- Tekstil
- Tiyatro
- Turizm
- Türkçe
- UçakMühendisliği
- UluslarArasıİlişkiler
- Üretim
- Vatandaşlık
- İktisat
- İlahiyat
- İngilizce
- İnkilaptarihi
- İnşaat
- İstatistik
- Ziraat
- Ş.planlama
-
İletişimin Psikolojik ve Cognitif Temelleri
Kaynakçası: Yok
Dosya Boyutu: 41 KB
Eklenme Tarihi: 01-05-10
Dosya Şifresi: www.odevsec.com
Dosya Açıklaması : Derste tutulan notlar: Sullivan (İlişkiler Kuramı) ile her şeyi kişilerarası ilişkiler düzleminde incelemiştir. Albert Ellis, Erick Burn ve I: Yalom´ da kişiler arası ilişkiler temelli çalışmalar yapmışlardır. Bir kişinin varolması bir başkasıyla ilişki halinde ortaya çıkar. Erick Burn Kişilikler bile bir başkasıyla olan iletişime göre ortaya çıkar. Sullivan SULLIVAN İLİŞKİLER KURAMI: İnsan ilişkilerinin en önemli ve can alıcı yönü iletişimdir. Sözlü ya da sözsüz olabilir. İnasnların davranışları çevrelerinden bağımsız olarak ele alınmamalıdır. Davranışlarımızın önemli bir parçası insanların kurduğu kişilerarası etkileşimlerdir. İçsel iletişim sürecinin etkileri: İnsan varlığının ortak yıkıcı yönü anksiyetelerdir. Nevrotikliğin olduğu yerde savunmalı iletişimler vardır. Nevrotik düzlemde savunma mekanizmaları aşırı kullanılır bu noktada burada etkili iletişimiden söz edemeyiz. Kişilik bağlamında incelemeye konu ettiğimiz insan varlığı tamamen ilişkilere dayalıdır. Witgenstein; ancak sosyal bir ortamda bir insanın dilinden ve düşüncelerinden söz edilebilir. Sullivan, bilişsel süreçlere ilişkin kavramlar ileri sürer. Dinamizm: Organizmanın canlılığını sürdürebilmesi için gerekli enerji dönüşümü. Dışa vurumlu ve de bireyin içinde tuttuğu enerjiler vardır. Bireyler aynı temel enerjilere sahiptir. Sullivan dinanmizme benlik ya da benlik bütünlüğü der. Anksiyeteden kaçmak için birey türlü önlemler alır ve bu bağlamda kişiliğini oluşturur. Onaylanmayan davranış kötü ben, onaylanan davranış iyi ben. Personifikasyon: Kişinin kendisine ve diğer insanlara karşı geliştirdiği imgeler. Çocuğun ihtiyaçları iyi ve yeterli karşılandığında iyi anne, anne olumsuz tutumlar sergilediğinde olumsuz (kötü) anne. Personifikasyon maledildikleri kişilerin gerçek kişiliğini göstermez. Bireyin çevresindeki nesnelerle bir algı dayanağı oluşturur. Bir kez oluştu mu daha sonra değişmezler. Personifikasyon kişinin çevresini yanlış anlamasına ve ilişkilerinin de doğal olarak bozulmasında etkili olurlar. Aynı durum bir insanın kendisini değerlendirmesinde de oluşabilir. Çok fazla yetersizlik duygusu atfedilmiş bir çocuk, kendisiyle ilgili negatif yargılar geliştirmiş olabilir. Etkili iletişimde kendini tanıma çok önemlidir. Aile içinde çocuğun gördüğü ödül ve cezanın hakkaniyetli olması ´iyi ben´ ve ´kötü ben´ aluşumuna yol açıyor. Ödül bir otoriteyi simgeler. Bunun çok fazla hissettirilmesi de otoriterliği sergiler. Eşit ilişkileri bozan bir şeydir. Bireylerin kendilerine oluşturdukları kalıp yargılar kuşaktan kuşağa aktarılıyor. Empati: Tam bir koşulsuz kabulü, kesin bir hoşgörülülüğü ifade eder. Bunun sevgiyle bir ilgisi yoktur. Teknik konulardır ve profesyonel tekniklerdir. Teknikler: Teknik bilimsel bir şey değildir. Kaos kuramı sayesinde meteoroloji doğru ölçümler yapabiliyor. Teknikler ikincildir. Arkalarında bilimsel kuramlar vardır. Sullivan´a göre birimler? 3 ayrı grupta incelenir. İhtiyaçları karşılandığında birinin ruhsal durumunda oluşan duruma doyum denir. Doyum olmazsa apatik durumlar ortaya çıkar. Apatik: Donuk bakışlar. Apatiklik; Hiçbir duyguya sahip olmaksızın başkalarıyla iltişim. Donukluk. Anksiyetede eğer güvenlik gerçekten ya da imgesel olarak tehdit altında olduğunda ortaya çıkan anksiyete de muazzam bir anksiyete sebebidir. Bu güvensizlik hissinin geröek ya da imgesel olarak artması, düşünce şeklinin bozulmasına neden olur. İmgesel düşünce kişinin düşüncelerinin gerçeklikten kopması. Alıngan insanların yanlış anlamarı, iletişim yoluyla çarpıtarak bize iletilen bilgilerdir. Az yoğunluktaki anksiyete insanın kendisini ve de çevresini değerlendirmesine yardımcı olur. Anksiyete kendi başına nötr bir kavramdır. Ancak buradaki ayırt edici durum, kişinin düşünce davranış süreçlerini bozan bir anksiyeteden söz etmektir. Anksiyete; aynı zamanda bulaşıcı bir şeydir. Anneden çocuğa empati yoluyla geçer. Bu yolla çocuğa bulaşında yakın çevresindeki diğer insanlara karşı da anksiyete duygusunu geliştirir. İnsan güçlü bir varlıktır ancak anksyeteye son verecek içgüdüsel tepkilerden yoksundur. Bu bir devir dayim şeklinde ilerler. Bebek anksiyeteyle ağlar, bu noktada annenin anksiyetesi artar ve bebeğe artmış bir anksiyete olarak geri döner. Bu ancak bu durumun değişmesi ile değişime uğrayabilir. Anksiyete bilişsel süreçleri dumura uğratan bir şeydir. İnsanın bilişsel süreçlerini daraltan, zihinsel etkinliğini azaltan bir şeydir. Şaşkınlık, ne yapacağını bilememe, unutma, bazen kendini geri çekme de olabilir. Sullivan burada iki hususa dikkat çeker: 1. Doyum durumu nasıl olacak? 2. Kişilerin kendini güvende hissetmesi. Uyku tepkisi biçimi kişinin oluşan anksiyete ile temasını kesiyor. İlişki ihtiyacı vardır. İhtiyaçlar giderilmesi gereken şeylerdir, zorunluluklardır. Bebeğin davranışlarında ihtiyaçlarının karşılanması diğer insanlara bağımlıdır. Bağımlı ilişkiler kurar çünkü gerçekten bağımlıdır. İnsanlarla etkileşim yokluğu beslenmesi kadar hayatidir. Bebek gelecek davranışlarına da bu anksiyetelerle devam eder. Sevgi, yakınlık, eşit ilişkiler ihtiyacı. Aradığımız davranışları hangi kişilerde buluyorsak o kişiler ile ilişki kurarız. Sullivan dikkatten çok dikatsizlik üzerinde yoğunlaşmıştır. Seçici dikkatsizlik terimini ortaya atmıştır. Normal ve normalden uzak davranışın açıklanmasına ışık tutan öncül bir kuramdır. Bilinçli olma ya da bilincinde olamama durumuyla. ALBERT ELLIS (RAT) Hem akılcı hem de akılcığa uygun olmayan bir potansiyelle doğduğumuzu vurgular. İnsanların düşünme, sözle iletişim kurma ve bir ilişki kurma becerileri vardır. Bunun yanısıra kendine zarar verme, kendine zarar verme düşünceleri yaratma, batıl itikatlar gibi inançları da devreye sokan bir varlıktır. Ancak insanlar kendilerine zarar verecek davranışların kurbanı olmak zorunda değillerdir. O zamanlarda cognitif davranışcı terapinin oluşumun temellerini atmıştır. Psikoeğitim ve bireysel eğitimin temellerini atmıştır. Ellis, ileri sağduyu, akılcı, duygusal, psikolojilerine göre insanlar isediklerini elde etmek için ısrarcı bir tutum sergilediklerini; eğer istediklerini elde edemezlerse kendilerini suçladıklarını belirtir. >< Duygu >< Davranış<> Her içi de birbirini aynı değerde etkilemektedir. Davranış duygu temelli değil, düşünce temelidir çünkü duguyu da oluştran düşüncedir. Irrasyonel düşüncelerin yerine rasyonel olanlarının konulabileceğini belirtir. Önce algılarız, sonra duygular harekete geçer. Düşünmeden duygularımız sözkonusu olamaz. Kendi Kendine zarar verme nasıl olur: Insan ne gözle bakıyor, nasıl görüyorsa o şekilde anlar. Yararsız davranışlar; kişiye hiçbir yararı olmayan davranışlar. Algısal kavrama yanlışsa birey kendini geliştirerek de algıları değiştirebilir. Varoluşçuların görüşlerini de kabul eder. İnsan görüşlerini ve değerlendirmelerini değiştirmesini bilen, kendisine farklı fikir ve inanç oluşturma yeteneğine sahiptir. Kendini değiştirerek geçmişe göre tamamen farklı davranışlar geliştirebilir. Geçmişteki alışkanlıklarının pasif kurbanı değildir. Nevroz, rasyonel olmayan düşüncelere bağlı davranış olarak ortaya çıkar. Insanlarla sürekli etkileşim içerisinde olduğumuzdan bu irrsyonel düşünceler kişinin içinde kök salar. Irrasyonel inançların tekrar edilmesi hız kazanır. Irrasyonel düşünceler tekrarlana tekrarlana alışkanlık haline gelir. Bu irrasyonel düşüncelerden doğru davranışları, doğru davranışlar gerçekleştirecek rasyonel düşünceler haline getirilebilir. Irrasyonel düşünceleri oluşturan aile büyükleridir. Çevresel öğrenme sözkonusu ancak daha çok cognitif sonuçlara dikkat çekiyor. Irrasyonel düşünceler davranışa nasıl dönüyor? Bu nedenle karmaşa yaşanır. Cümleler, kalıplar ve kavramlar hatalı kurgulanır. Ayıplanma duygusal karmaşadan ötürü oluşmuş bir kavramdır. Bir nevrozu düzeltmek için kendimizi ve başkalarını ayıplamaktan vazgeçmeliyiz. Eksikliklerimize rağmen kendimizi kabul etmek, kendimizi tanıma, özsaygı geliştirme, kendini kabul etme. ´Yanlış davranış ve hatalarım nedeniyle ayıplanırım´ bu cümle içte tekrar tekrar temel bir anksiyete oluşturur. Panik atak da kişinin kendini yetersiz görmesi ve yetersizliğini sürekli tekrarlamasıdır. Irrasyonel düşüncelerin içten tekrarı endişe yaratır. Bu düşüncelerle kurduğu tuzaklardan kişinin kendisini korumasına yönelmesi önemli. Arzu edilen bir şey olmakla beraber insanların Sevilmeye ve kabul edilmeye ihtiyaç duymadığını belirtir. Sevilme ve kabul edilme ihtiyaç haline getirilrse nevrotik düzlem oluşturur. Tercih: Açık kapı İhtiyaç: Zorunluluk ELLIS´E GÖRE ABC Bunlar savunmalı bir iletişime sebep olan, içten bir iletişimi öngörmeyen fikirlerdir. 1: İhtiyaç olarak sevilmek istemek. Kendini değerli kabule diyorsa tüm saygıları (insan duyulan değeri) 2: Sadece beceriklilik ve yetenek gibi değerlere bağlaması 3: Belirli kişilerin işe yaramaz olarak ve hain oldukları ve bu adamların cezalandırılması gerektiği düşünceleri. Önyargılar zihin bloklarıdır. 4: Belirli hayat güçlükleri ve kendine karşı olan sorumluluklardan kaçınmanın kolay olduğu fikri. 5: Eğer bir şey olması arzu edilen bir düzeyde değilse, bu bir felaket gelmiş demektir. 6: Insanların mutlu olmasının dış sebeplere dayandığı ve insanların kaderlerini, karmaşalarını kontrol etmeleri için çok az güçleri olduğu düşüncesi 7: Bir kimsenin geçmişteki hikayesinin şimdiki davranışlarında çok önemli bir belirleyici olduğu fikri. Başına bir şey geldiğinde hep aynı etkide kalacakmış gibi. Gelişime ve değişime engel olan bir fikir. A Olay Boşanma B İnanç Başarısızlık C Sonuç hüzün depresyon A hakkında bir inanışa sahip olmamız B´yi oluşturur. B, C´ye sebep olur. Insanlar kendi kamaşalarını yaratmada geniş ölçüde sorumludur. Düşündüğümüz gibi hissederiz. Kuruntular çok yaygın anksiyeteler, kendi kendini yenme inanış sistemi tarafından oluşturuluyor. Bu değişimlerin sorumlusu A´da olanların B´deki değerlendirmesi ön kalıplarıdır. D´ler bunu nasıl yapacaklarını öğretmek ve karşı koyma çalışmalarıdır. B´ler konusundaodak çalışması yapılırsa, duygusal karmaşayı da önleyici bir çalışma olur. Varoluşçu yaklaşımlar, davranış değişikliği için davranış tekniklerinin uygulanabileceğini belirtir. Danışmanın aktif bir konuda yönlendirici etkileme gücü vardır. Danışan etkileyen kişidir, öğreten kişi. Danışan yaşam felsefesine odaklanmaz yer yer açıklamaya dayalı olmak , rasyonel olmayan inançlarla yüzleştirme, rasyonel olmayan duygu, davranış ve inançlarına meydan okumasına yardımcı olmak. Filtreleme: aşırı genelleme, etiketleme Kutuplaşmış düşünce: Ya benden yanasın ya da değil. Kontrol yanılgısı: Ya çevre beni kontrol eder ya ben çevreyi. İçten denetimli ya da dıştan denetimli olmak özsaygı çerçevesinde değerlendiriliyor. -Meli, -malı düşünceleri bir aksak düşünce tarzıdır. KENDİNİ KABUL Kendini kabul benlik saygısıyla eşdeğerde bir şeydir. (özsaygı) Kendini kabul etmenin zıttı kendini reddetme. Herkes çevresi tarafından onaylanmak ister. Ilgi görmek, şefkat görmek… kendini daha güvende hissetmek için ve de etkileşimde olma ihtiyacı. Bu doğal bir insanlık durumudur. –Meli, -malı olduğu noktada sorun çıkar. Kişinin en başta insanlar tarafından onaylanma konusunda çok yüksek standartları olabilir. Bu durumda sorun çıkar. Normal yaşamsal standartlar gidiyor, tercih etmek yerine mutlak gerekli durumlar olarak ortaya çıkyor. Kendimizi yalnızca boşluğu dolduran bir varlık olarak kabul ederiz bu durumda. Gerçek kendini kabul etme kendi biricikliğimizi bir varlık olarak kabul etmektir. Bu kendini kabule tme durumuna nasıl ulaşılır? 1: Önce kendimizi kabul etmeye karar vermek 2: İnsanlarla iyi geçinmek Bunların olması yaşamımızda iyi şeyler olarak yer alır. Bunların olmaması da kötü olarak adlandırılabilir. Insan ilişkilerinde de bunu yapıyoruz. İnsanlarla iyi geçindiğimizi sürece iyi, kötü geçindiğimiz sürece kötü gibi algılarız. Kötü olduğunda kendini reddetme duygusuna gelebiliyor birey. Kendini kabul etmek, kendi bütünlüğümüze puan vermemektir. Bu durmda yaptığımız hatayı da kabul ederiz. İyileşme ve hatalarımızı düzeltmemiz de bu kabul duygusuna bağlı olarak oluşur. Alternatif dil olarak, ben iyiyim, ben kötüyüm yerine; yaptığım şey iyi, yaptığım şey kötü. Ben burda iyidir ve sorumluluk alır. Yaptığım şey diyerek davranışa dönük bir değerlendirme yapar ve değişimi de öngörür. Değişim potansiyeli sağlar. Başkasına yönlendirdiğinde de !´seni kabul ediyorum, hatalı da olsan bu sen değilsin, davranışın hatalı´ İyi olarak değerlendirme organizmayı canlı tutmaya ve mutluluk sağlamaya yönelikbir işlev yapar. Her zaman tutarlı olamayız, zaman zaman tutarsız da olabiliriz. Genel olarak değerlendirmeler ´özdeğer´ sorununa basit bir çözümdür. Yalnızca hayatta kaldığım, benzersiz bir insan olduğum için mutluyum. Varolduğuma göre varolmaya devam etmeyi ve makul ölçüde mutlu olmayı seçiyorum. Böylece kendime iyi bir insan diyeceğim ve mutlu bir insan olmak için kendime yardım edeceğim. Bu bir kendi kendini kabul ediş tarzıdır. Ve düşünce ve davranışların değiştirilmesine yardımcı olur. Bu davranışım kötü ama bu benim kötü bir insan olduğum anlamına gelmez. Bunları değiştirebilecek güce sahibim. Duygularımız kendi benlik kavramımıza göre gelişir ve oluşur. Kendini kabul edebilirsen kendi kendinle iletişim kurabilirsin. Davranışlarımız benlik kavramının çok azını temsil eder. Azınlık statüsü özsaygıyı çok düşüren bir şeydir. ´Jessy Jackson´ Zenci lideri Kötü değerlendirmeler gelişimi engeller. Çocuğun anneden aldığı özsaygıyı kötü değerlendirmeleri daha sonra yetişkinlikte de kendini kötü değerlendirmesine yol açar. Bir insanolarak genel anlamda iyi ya da kötü olmadığıma...

Ödev Hazırlanıyor
Lütfen Bekleyiniz
| Bu ödeve hiç yorum yapılmamış. İlk siz yorum yapın! |
İhtiyacınız olan ödevi bu bölümü kullanarak arayabilirsiniz..





