- Almanca
- AnneBaba
- Arkeoloji
- Astronomi
- Basın
- Bilgisayar
- Bilim
- Biyografi
- Biyoloji
- ÇevreBilimleri
- Coğrafya
- Denizcilik
- Dizayn
- DışTicaret
- EBook
- Eczacılık
- Edebiyat
- Ekonometri
- Ekonomi
- Elektroteknik
- Endüstri
- Eğitim
- F.bilgisi
- Felsefe
- Fizik
- Fransızca
- Gazetecilik
- Gemi
- GenelKültür
- Gıda
- Halklaİlişkiler
- Havacılık
- HayatDersleri
- HayvancılıkTarım
- Hukuk
- Jeofizik
- Jeoloji
- K.özetleri
- KamuYönetimi
- Kimya
- KişiselGelişim
- Maden
- Makine
- Maliye
- Matematik
- Metal
- Mimarlık
- Muhasebe
- Mühendislik
- Müzik
- OrmanBilimleri
- Otelcilik
- Pazarlama
- Pedagoji
- Psikoloji
- RadyoTv
- Rehberlik
- Resim
- Sanat
- Sağlık
- Sigortacilik
- SiyasalBilimler
- SosyalBilgiler
- SosyalBilimler
- Sosyoloji
- Spor
- Stajlar
- Sunular
- SuÜrünleri
- Sınavlar
- Tarih
- Tekstil
- Tiyatro
- Turizm
- Türkçe
- UçakMühendisliği
- UluslarArasıİlişkiler
- Üretim
- Vatandaşlık
- İktisat
- İlahiyat
- İngilizce
- İnkilaptarihi
- İnşaat
- İstatistik
- Ziraat
- Ş.planlama
-
Ben Nesli
Kaynakçası: Yok
Dosya Boyutu: 15 KB
Eklenme Tarihi: 18-05-10
Dosya Şifresi: www.odevsec.com
Dosya Açıklaması : ABD´ den başlayarak, tüm dünyaya yayılan, tarihte eşi benzeri görülmemiş, kitlesel bir yozlaşma süreci ile karşı karşıyız. Geleceğin teminatı olan genç nesil, şaşırtıcı bir hızla dengesini kaybediyor, ciddi manada ruh sağlığını yitiriyor. Twenge, kendisi de Amerikalı olmasına rağmen çok açık konuşuyor. Sadece gelişmiş Batı ülkelerinde değil, bütün dünyada genç nesil, Amerikan medeniyetinin etkisine maruz kaldığı oranda, atalarından ve ailelerinden gelen ahlaki değerlere karşı çıkıp isyan edecek. Bu değerlerin yitirilmesinin bedeli ise çok ağır: bulaşıcı hastalık derecesinde yaygın bir narsisizm/enaniyet, hayali bir iyimserlik, gittikçe artan oranlarda genel kaygı ve depresyon. Önceki yılların katı kuralları, görünüşünde ötesinde gidiyordu. Dünün kadınları ve erkekleri, yünlü takımların ya da özel dikim şapkaların içinde, toplum kurallarına özenle uyarak birbirlerine sıkıca sarıldılar. İster kadın ister erkek olun, 25 yaşına kadar evlenmediyseniz, garip birisi olduğunuz düşünülürdü. Kendi ırkınızdan yada dininizden olmayan biriyle evlenmeniz halinde, toplum tarafından daha da garip karşılanırdınız. Çocuk sahibi olmak asla bir tercih olarak görülmezdi. Sizden beklenen buydu. Irkınız veya cinsiyetiniz, kaderinizi ve davranış biçiminizi belirliyordu. Savaş çıktığında erkekseniz ve sağlıklı iseniz, savaşmaya gidiyordunuz. Hepsinden de öte, görev ve sorumluluk daima bireysel ihtiyaç ve isteklerin üzerinde tutuluyordu. Yapabileceğiniz şeyler belirliydi, belirli şeylerle ilgili konuşmazdınız. “işte bu kadar!” dı. Bugün, bu kuralların çok azı uygulanıyor. Kişisel ihtiyaçlarımız ve arzularımızla hareket ediyoruz. Bize, mutluluğa ulaşmak için düşlerimizi takip etmemiz öğütlendi. Bireylerin seçimi o kadar ön planda ki, ergenlere verilen en yaygın tavsiye, “sadece kendin ol!” (bu tavsiye, bir zamanlar “kibar ol!” idi) Film yapımcısı Kevin Smith, “Benim neslim, hemen her şeyi yapabileceğine inanıyor. Filmlerdeki karakterlerim özgürdür, hiçbir örf ve adet onları kontrol altında tutamaz” diyor. 20 yaşındaki Melisa ise “Toplum tarafından nasıl algılandığıma hiç önem vermem. Hayatımı kendi yarattığım kurallara, düşüncelere, standartlara göre yaşıyorum” diyor. Bu sosyal eğilim, o kadar güçlü ki adeta bir devrim niteliğinde; nesil farklarının hepsini, bir bohça içinde düzgün ve sıkıca birbirine bağlıyor. Neyle mutluysan onu yap ve başkalarının ne düşüneceğini umursama. Önceki nesillerin kültürel değerleri oldukça farklı olan bu düşünce tarzı, Ben neslini sorgulamadan kabul ettiği bir yaşam felsefesi. “Kendime inandığım sürece, diğerlerinin ne düşündüğü umurumda değil” diyor 21 yaşındaki Rachel. Nesiller Boyu Sinema Toplumsal düzen, genelde popüler filmlere yansır. Bütün bun filmlerin ortak mesajı, sınırlayıcı toplumsal değerlere baş kaldırmak. Kurallara uymayın, neyle mutlu oluyorsanız, onu yapın. Bu tarz filmler iç içe geçmiş iki değişikliği ele alıyor: Toplum kurallarının yıkılması ve bireyin doğuşu. Bireysel bakış açısı önem kazanınca, diğer görüşler gözden düştü. İstediğini Yap Solomon Asch in yaptığı deneyde; 1950´ler de toplumsal anlayış, insanlar gruba uymaları gerektiğini düşünerek, göze çarpmak istemezlerdi. 1980´ler de ise, artık kimse, grupla uyum sağlamayı düşünmüyordu. İnsanlar günümüzde yanlış cevabı vereceklerini bilseler dahi, grupla beraber hareket etmek istemiyorlar. Yazar Wayne Dyer, 1976´ da en çok satan kitabı Your Erroneous Zones (Hatalı Yönlerimiz) ´ de “kimsenin onayına ihtiyacımız yok” diyor. Yazar, insanların akıllarına koydukları her şeyi yapabileceklerini ve diğerlerinin de bunu kabulleneceğini söylüyor. Ayrıca aileden, öğretmenden, patrondan onay beklemenin, özgüvene ve samimiyete zarar verdiğini savunuyor. Kitabında, “başkalarından onay beklemek, sizin benim hakkımda düşünceleriniz, benim kendimle ilgili olan düşüncelerimden daha önemlidir” demekle eş değerdir diye yazıyor. 1924´te bir grup sosyologun yaptığı araştırmada; Annelere, “ çocuğunuzun hangi özellikleri taşımasını istersiniz?” diye sorulmuştu. Anneler, itaatkar, kiliseye bağlı ve iyi huylu çocuklar istediklerini belirttiler. 1988´ de ise, aynı kasabada sadece çok az sayıda anne, çocuklarında bu özellikleri istediklerini söyledi. Onun yerine, bağımsızlık ve hoşgörü dile getirildi. 1977´de öğretmenlere verilen el kitabında, “Ben bir bireyim, sen bir bireysin, sana benzemiyorum diye kendimi suçlu...

Ödev Hazırlanıyor
Lütfen Bekleyiniz
| Bu ödeve hiç yorum yapılmamış. İlk siz yorum yapın! |
İhtiyacınız olan ödevi bu bölümü kullanarak arayabilirsiniz..





