Ödev Bilgileri

Bulunduğunuz Kategori:
EBook Ödevleri
  • Ve Ayna Kırıldı Agatha Christie

    Kaynakçası: Yok
    Dosya Boyutu: 218 KB
    Eklenme Tarihi: 27-06-08
    Dosya Şifresi: www.odevsec.com
    Dosya Açıklaması : Miss Jane Marple pencerenin önünde oturuyordu. Pencere, bir zamanlar kendisi için büyük gurur kaynağı olan bahçeye bakıyordu. Ama artık o günler geçmişte kalmıştı. Şimdi pencereden dışarı bakınca tüyleri ürpererek yüzünü buruşturuyordu. Bahçe ile uğraşması bir süre önce kendisine yasak edilmişti. Eğilmeyecek, çapa çapalamıyacak, bahçe kazmıyacak, çiçek dikmeğe kalkışmryacaktı. . Olsun olsun da ancak yorulmadan çiçek budamasına izin vardı. Haftada üç gün gelen ihtiyar bahçıvan Laycock bahçeye çekidüzen vermek için, elinden geleni yapıyordu. Fakat onun mükemmel dediği (ki hiç de mükemmel değildi) ancak kendi ölçülerine göre mükemmeldi. Yoksa bu ölçüler hanımının ölçülerine kesinlikle uygun değildi. Miss Marple bahçede neler yapılmasını istediğini gayet iyi biliyordu ve bir işin yapılmasını istediği zaman Laycocka gerekli emirleri veriyordu. İşte o zaman ihtiyar Laycock ustalığını gösteriyordu. Ama ilk heyecanı geçtikten sonra gayrete gelip emredilen şeyleri yapmak için hiçbir istek göstermiyordu. Çok haklısınız, hanımefendi. Şuraya şakayıkları dikeriz, duvar dibine de iri çan çiçeklerini sıralarız. Dediğiniz gibi bu hafta her şeyden önce bu iki işin yapılması gerek. Fakat Laycockun işleri asmak için daima akla yakın mazeretleri bulunuyordu; en beylik mazereti de hava şartlarıydı. İşler gecikti mi, mutlaka hava ya çok kuruydu, veya çok yağmurlu... Ya da toprak çok su emmiş oluyordu.. Veyahut ta hava don yapacağa benziyordu. Ya da sırada, o işlerden çok daha evvel yapılması gereken önemli bir iş oluyordu. Bu önemli şey de genellikle onun hesapsız yetiştirmeğe meraklı olduğu lahanalarla veya pırasa fideleriyle ilgili bir iş olurdu. Laycockun bahçıvanlık sanatı hakkındaki prensipleri gayet basitti; bir batice sahibi ne kadar bilgili olursa olsun, onu bu prensiplerinden vazgeçmeye zorlayamazdı. Pencereden bahçeye baharken Miss Marple hep bunları düşünüyordu. Sonra bakışlarını bahçeden kaçırdı, tekrar yün işini eline aldı. insan gerçeklere korkusuzca bakmayı bilmeliydi: St. Mary Mead artık eski St. Mary Mead değildi. Bir bakıma, her şey değişmişti. İnsan bunun suçunu savaşlara, genç neslin vurdumduymazlığına, kadınların artık evlerinde oturmayıp işe gitmelerine, atom bombasına veya sadece, hükümete yükleyebilirdi... Fakat insanın artık her şeyin değiştiğini düşünürken asıl kastettiği insanın kendinin yaşlanmakta olduğuydu. Çok mantıklı bir yaşlı hanımefendi olan Miss Marple bunun gayet iyi farkındaydı. Ne var ki, yaşlandığını St. Mary Meadde garip bir şekilde çok daha fazla hissediyordu, çünkü bu kasaba çok uzun yıllardan beri onun yuvasıydı. St.. Mary Mead, yani ilçenin özü sayılan eski kasaba, hâlâ mevcuttu. Mavi Domuz hâlâ yerindeydi; kilise, papazın kaldığı ev, Kırali-çe Anneın küçük yuvası, George devri üslûbunda yapılmış evler... Kendi evi de onlardan biriydi. Miss Hartnellin evi hâlâ yerindeydi, son nefesine kadar uygarlığa ve yeni gelişmelere karşı koymak için mücadele eden Miss Hartnell de o evdeydi. Miss VVeatherby ölmüştü, şimdi onun evinde banka müdürü ile ailesi oturuyordu, evi de, kapılarıyla çerçevelerini açık tatlı maviye boyayarak biraz eli yüzü düzgün hale sokmuşlardı. Eskiden kalma öbür evlerin de çoğunda yeni kiracılar oturuyordu, fakat yeni kiracılar, onları kendilerine satan emlâk komisyoncularının o evlerde bulunduğundan söz ettikleri eski zaman havası m bozmamak için hiçbir şeyi değiştirmeye kalkışma- dıklarından binaların çoğunun dış görünüşü değişmemişti. Yeni kiracılar bu evlere yalnız modern birer banyo ilâve etmiş, su tesisatı için avuçla para harcamış, elektrikli ocaklar, bulaşık yıkama makineleri falan koydurmuşlardı. Evler eskisine oranla hemen hiç farketmediği hakle, kasabanın ortasından geçen cadde için ayni şey söylenemezdi. Cadde üzerindeki dükkânlar sahip değiştirdi mi, yeni mal sahipleri derhal mağazaları ve dükkânları tamamen modern bir kafayla yeniliyorlardı. Balıkçı dükkânı, içinde dondurulmuş balıkların pırıl pırıl yattığı yeni lüks vitrinleriyle artık tanınmaz hale gelmişti. Kasap ise halâ tutucu kalmıştı. Gerçekten de parası olan için etin daima iyi kalitelisi vardı. Paranız yoksa, daha ucuz etleri, sert incikleri alır ve onlarla yetinmek zorunla kalırdınız. Bakkal Bames da hâlâ eski dükkânındaydı, hiçbir şeyi değiştirmemişti, Miss Hartnell ile Miss Marple ve diğerleri hergün bunun için Allaha şükrediyorlardı. Barnes çok nazik bir adamdı, tezgâhının önünde alışveriş ederken oturup şöyle rahatça dinlenebilecek cinsten koltukları vardı. Oraya oturup şöyle peynir çeşitlerinden, zeytin kalitesinden bahsetmek ne zevkli oluyordu. Yine de, caddenin sonunda, bir zamanlar Mr. Tomsun hasırcı dükkânının bulunduğu yerde de gıcır gıcır, pırıl pırıl büyük bir mağaza duruyordu... Ve bu yeni mağaza St. Mary Meadin yaşlıca hanımları için bir felâket işaretiydi...






Ödev Hazırlanıyor
Lütfen Bekleyiniz




Ad-Soyad :
E-posta (Gizli tutulur) :
Başlık :
Yorum :
   
Bu ödeve hiç yorum yapılmamış. İlk siz yorum yapın!


Ödev İndir ve Ara

İhtiyacınız olan ödevi bu bölümü kullanarak arayabilirsiniz..

Site Sayacı

Kategori Sayısı
87
Ödev Sayısı
2211
Ödev Kapak Sayısı
69
Yorum Sayısı
511
Anahtar Kelime Sayısı
21547
Bu web sitesi bir google fenomenidir.
Bu siteden sadece ödev indir ilir.