- Almanca
- AnneBaba
- Arkeoloji
- Astronomi
- Basın
- Bilgisayar
- Bilim
- Biyografi
- Biyoloji
- ÇevreBilimleri
- Coğrafya
- Denizcilik
- Dizayn
- DışTicaret
- EBook
- Eczacılık
- Edebiyat
- Ekonometri
- Ekonomi
- Elektroteknik
- Endüstri
- Eğitim
- F.bilgisi
- Felsefe
- Fizik
- Fransızca
- Gazetecilik
- Gemi
- GenelKültür
- Gıda
- Halklaİlişkiler
- Havacılık
- HayatDersleri
- HayvancılıkTarım
- Hukuk
- Jeofizik
- Jeoloji
- K.özetleri
- KamuYönetimi
- Kimya
- KişiselGelişim
- Maden
- Makine
- Maliye
- Matematik
- Metal
- Mimarlık
- Muhasebe
- Mühendislik
- Müzik
- OrmanBilimleri
- Otelcilik
- Pazarlama
- Pedagoji
- Psikoloji
- RadyoTv
- Rehberlik
- Resim
- Sanat
- Sağlık
- Sigortacilik
- SiyasalBilimler
- SosyalBilgiler
- SosyalBilimler
- Sosyoloji
- Spor
- Stajlar
- Sunular
- SuÜrünleri
- Sınavlar
- Tarih
- Tekstil
- Tiyatro
- Turizm
- Türkçe
- UçakMühendisliği
- UluslarArasıİlişkiler
- Üretim
- Vatandaşlık
- İktisat
- İlahiyat
- İngilizce
- İnkilaptarihi
- İnşaat
- İstatistik
- Ziraat
- Ş.planlama

-
Atatürkün Tarım Alanında Getirdiği Yenilikler Ve Bunların Önemi
Kaynakçası: Yok
Dosya Boyutu: 10 KB
Eklenme Tarihi: 07-07-08
Dosya Şifresi: www.odevsec.com
Dosya Açıklaması : Yurdumuzun Atatürk dönemine ait ekonomik ve tarımsal anlamda yapısını açıkça belirtmek için Cumhuriyetten evvelki Osmanlı İmparatorluğuna ait dönemi kısaca gözden geçirmek yerinde olur. Osmanlı İmparatorluğunun savaştan önce çok cılız bir ekonomiye ve sanayi kuruluşuna sahip olduğunu, 1913 Sanayi Sayımı sonuçlarından öğreniyoruz. 1913de makine kullanılan ancak 269 işyeri vardı. Ve bu işyerlerinde 1700 işçi çalışıyordu. Gıda endüstrisinde 76, mensucat endüstrisinde 75 işyeri mevcuttu. Diğer önemli sanayiler, topraktan mamul eşya, deri, kösele gibi diğer sektörler idi. Kısacası 1914 yılında Osmanlı Devletinin ekonomik durumu tam bir iflasın eşiğinde bulunuyordu. Ülkenin bütün gelir kaynakları ve serveti yabancı devletlerin veya bu devletlere bağlı kuruluşların ipoteği altına girmişti. O zamanın para değerimize göre dış borçlarımızın tutarı 15 milyon Osmanlı Lirasını bulmuştur. Bu günkü değeri trilyonların üzerinde bir borç! Ülkenin dışarıya sattığı malların dış piyasadaki düşük bedeli sebebiyle, hakiki değerin ancak %57si devlet kasasına giriyordu. 1881 yılında kurulan "Düyun-u Umumiye" yurdun bütün kaynaklarına el atmış durumda idi (şu anda IMFnin tam anlamda olmasa bile bir nevi yaptığı gibi). Devletin bütün gelirleri (vergileri) bu kuruluşun elinde borçlara karşılık tutuluyordu. Yabancıların yapmış olduğu yatırımların tutarları 6 milyarı bulmakta, bunların karşılığı her yıl 29 milyona yakın Osmanlı Lirası dışarı çıkıyordu. Ödemeler dengesinde büyük bir açıklık vardı. Sermaye birikimi şöyle dursun, boğazımıza kadar borca girmiştik. Sanayinin "s"sinden bahsetmemiz dahi mümkün değildi. O zaman nüfusumuz 14 milyondur. Tespit edilen gayri safi milli hasıla 210 milyon liradır. Bunun %15e yakını borçların karşılığı yurtdışına çıkmaktadır. 1914 Devlet Bütçesi yaklaşık 30 milyon Osmanlı Lirasıdır. Dışa ödenen meblağ yaklaşık 32 milyon Osmanlı Lirasıdır. Yani devletin yıllık gelirinin (bütçesinin) tamamı borçlarımızı bile ödeyecek miktarda değil. Kısacası Devlet iflas etmiş. Anadolu kendi kaderine terk edilmiştir. Tam olarak dışa bağımlı bir ülke haline getirilen Osmanlı Devletinin 1914 Dünya Savaşına sürüklenmesi ekonomik bağımsızlığını yitirmiş olmasından ileri gelmiştir. Savaş sonunda nüfusu 12 milyona inmiş olan Osmanlı toprakları yer yer işgal altına girmiş, artık Osmanlı Devletinin kaderi işgalci devletlerin insafına ve aralarındaki çıkar çatışmalarının durumuna terk olunmuştur. Osmanlı İmparatorluğunun son zamanlardaki ekonomik çöküntüsü Milli Mücadele yıllarında da devam etti. Yeterli silah ve teçhizatı bulunmayan eğitim düzeyi son derece zayıf, ulaşım araç ve imkanlarından mahrum bir ordu ile Kurtuluş Savaşının kazanılması, Atatürkün askeri dehası, liderlik vasfı, ordunun kuvvetli ve kararlı oluşu ile açıklanabilir. Bunun için Milli Mücadele sona ermeden Atatürkün ilk işi eksikliklerini ve sıkıntılarını her zaman duyduğu iki alanda devrimlerini başlatmak olmuştu. Bunlardan birincisi Bursada topladığı "Maarif Kongresi", diğeri de İzmirde topladığı "İktisat Kongresi" idi. Atatürk düşünüşünde ekonomik konuda güçlü olmak, milletin istiklali ve memleketin bağımsızlığı ile paraleldir. Ve çok önemlidir. Ekonomik yönden geri kalmak, esir olmak anlamına gelir. Bu nedenle Atatürk yeni Türkiyeyi yaratırken tarihteki hataları tekrarlamayacak bir yol izlemektedir. Atatürk İlkeleri arasında Devletçilikle, milli ekonomiden güç alan bir Milli Eğitimle, Türk toplumunu bütün sosyal kuruluşları ile çağdaş uygarlık doğrultusunda kalkındırmak anlamına gelir. Daha kısa bir deyişle Devletçilik milli ekonomidir. O yıllarda Türkiyenin bir yanında Faşizm, bir yanında komünist bir yöntem yürürlüğe girmişti. Atatürk öteden beri, hareket serbestliğini kısıtladığı için bir takım teorilere ve ideolojilere karşı idi. Bu nedenle Atatürk bunların .......

Ödev Hazırlanıyor
Lütfen Bekleyiniz
| Yorum yapan | Tarih |
| Başlık | |
| Yazı | |
İhtiyacınız olan ödevi bu bölümü kullanarak arayabilirsiniz..





