Ödev Bilgileri

Bulunduğunuz Kategori:
İnkilaptarihi Ödevleri
  • Ermeni Sorunu

    Kaynakçası: Yok
    Dosya Boyutu: 35 KB
    Eklenme Tarihi: 13-07-08
    Dosya Şifresi: www.odevsec.com
    Dosya Açıklaması : İşin ucunu insanların canına kastetmeye kadar götüren Ermeni terörünün amacı, sözde Ermeni soykırımı iddialarını ve Ermenilerin taleplerini dünya kamuoyuna duyurmaktır. Nihai hedef ise, "Büyük Ermenistan" rüyasıdır. Büyük Ermenistana giden yolda atılması gereken en önemli adim, sözde iddialar konusunda kamuoyu oluşturmak ve Türkiyeye yönelik emelleri gerçekleştirmektir. Bunun için uygulamaya konan ve "Dört T" seklinde adlandırılabilecek olan plan su dört kavrama dayanmaktadır: Tanıtım, Tanınma, Tazminat ve Toprak... Yani, sözde Ermeni sorunu tüm dünyada terör yoluyla "tanıtılacak", sözde iddialar dünya kamuoyunca kabul edilip Türkiyece "tanınacak", sözde soykırımdan dolayı Türkiyeden "tazminat" alınacak ve "Büyük Ermenistan" rüyasını gerçekleştirmek için gerekli olan "toprak" Türkiyeden koparılacaktır!... "Dört T" plânına dayanak oluşturulan Ermeni iddiaları ise şunlardır: 1. Türkler, Ermenistanı işgal ederek Ermenilerin topraklarını ellerinden almışlardır. 2. Türkler, 1877-78 savaşından itibaren Ermenileri sistemli olarak katliama tabi tutmuşlardır. 3. Türkler, 1915 yılından itibaren Ermenileri plânlı şekilde soykırıma tabi tutmuşlardır. 4. Talat Paşanın, Ermenilerin soykırıma tabi tutulması konusunda gizli emirleri vardır. 5. Soykırımda hayatlarını kaybeden Ermenilerin sayısı 1,5 milyondur. Bugün, maksatlı olarak gündemde tutulmaya çalışılan sözde Ermeni sorununun ne derece mesnetsiz olduğunu ve ne tür çıkar kaygıları ile ortaya atıldığını daha iyi anlayabilmek için iddiaların ve Türk-Ermeni ilişkilerinin tarihsel gelişimini incelemek gerekmektedir. ERMENİ TARİHİNE KISA BİR BAKIŞ Ermeniler, tarih boyunca baska devletlerin yönetimi altinda kalmislar ve bagli olduklari devletlerin hizmetinde bulunmuslardir. Ansiklopedik kaynaklarda, Erivan, Gökçegöl, Nahcivan, Rumiye gölü kuzeyi ve Mako bölgesine, yukari memleket anlamina gelen Armenia, bu yörelerde yasayan halka ise Ermeni denildigi yer almaktadir. Ermeni tarihçilerin bir kismi, M.Ö. 6. yüzyilda kuzey Suriye ve Kilikya bölgesinde yasayan Hititlerden olduklarini; bir diger kismi ise Nuhun ogullarindan Hayka dayandiklarini söylemektedirler. Bunun yaninda, Ermenistan denilen cografyada yerlesen ve bugün Ermeni diye adlandirilan toplumun, bölgenin kesin olarak neresinde yasadiklari, sayilari ve ayni yörede ikamet eden diger halklara kiyasla nüfus oranlari bilinmemektedir. Ermeni tarihçileri bile kökenleri konusunda fikir birligi içinde degildir. Tarihsel olarak bakildiginda, Ermenilerin sirasiyla, Pers, Makedon, Selefkit, Roma, Part, Sasani, Bizans, Arap ve Türklerin hakimiyeti altinda yasadiklari görülür. Ermeni derebeyliklerinin bir çogu, bölgeye hakim olan ve Ermenileri kendi saflarina çekerek kullanmak isteyen devletler tarafindan kurdurulmustur. Ermenileri Bizansin zulüm idaresinden kurtaran ve onlara insanca yasama hakkini bahseden, Selçuklu Türkleri olmustur. Fatih döneminde ise, Ermenilere din ve vicdan hürriyeti en üst düzeyde verilmis, Ermeni cemaati için dini ve sosyal faaliyetlerini yönetmek üzere Ermeni Patrikligi kurulmustur. Osmanli idaresinde Ermeniler dini görevlerini tam bir hürriyet içinde yerine getirirlerken, kendi din adamlarini da yine kendilerinin tayin etmelerine izin verilmistir. Ayni sekilde Anadolunun Türk idaresine girmesinden sonra burada yasayan Ermeniler, kendi dillerini de tam bir serbestlikle konusmaya devam ettiler. Osmanli yönetimi, diger cemaatlere uyguladigi politikayi onlara da uygulayarak Ermeniceyi ve Ermeni adlarinin kullanilmasini serbest birakti. Türk matbaasinin kurulmasindan 160 yil kadar önce Venedikte matbaacilik egitimi görmüs olan Sivasli Apkar adindaki bir papaza 1567de Istanbulda bir Ermeni matbaasi açmasi için izin verildi. Istanbuldan baska Izmir (1759), Van (1859), Mus (1869), Sivas (1871) gibi tasra sehirlerinde de yeni Ermeni matbaalari faaliyete geçmistir. 1908de bütün ülkede Ermeni matbaasi sayisi 38e ulasmistir. Nitekim 1910 yilinda Istanbulda Ermenice 5 gazete ve 7 dergi çikarilmaktaydi. Osmanli idaresinde Ermeniler, Türk insaninin hoşgörüsünden de yararlanarak, adeta altın çağlarını yaşamışlardır. Askerlikten ve kismen de vergiden muaf tutulan Ermeniler, ticaret, zanaat ve tarım ile idari mekanizmalarda önemli görevlere yükselme firsatini elde etmislerdir. Devletin çesitli kademelerinde görev yapan Ermeniler, Osmanlı devletince kendilerine tanınan bu hoşgörüye karşılık verdikleri hizmetten dolayi "millet-i sadika" olarak adlandırılmışlardır. 19. yüzyılın son çeyreğine kadar Osmanlıların bir Ermeni sorunu olmadığı gibi, Ermeni halkının da Türk yöneticileriyle halledemedikleri bir mesele mevcut değildir. ERMENİ SORUNUNUN ORTAYA ÇIKIŞI Osmanli devleti zayiflamaya baslayip, misyoner okullari kurulup, hemen her konuda Avrupanin müdahalesine maruz kalinca, Türk-Ermeni iliskilerinde de bir bozulma devri baslamistir. Bazi devletler, Osmanlı devletini bölerek bölgesel çikarlarina ulasabilmek için, Ermenileri Türk toplumundan koparmayi hedeflemişlerdir. Özellikle Avrupanin bazi büyük devletleri "islahat" adi altinda bir yandan Osmanli devletinin iç islerine karisirken, bir yandan da Ermenileri Osmanli yönetimine karşı teşkilatlandırmışlardır. Böylece ülke içinde ve dışında teşkilatlanan ve silahlanan Ermeni komiteleri ile Ermeni kiliselerinin kiskirtici faaliyetleri sonucunda, Ermeni toplumu yavas yavas Türklerden uzaklaşmaya başlamıştır. Türklerin iyi tutumuna karsin, yabanci devletlerle isbirligine girmek suretiyle Türklerle mücadeleye baslayan Ermeniler, Batinin destegini alabilmek için kendilerini "ezilen bir toplum" olarak göstermeye ve "Anadolu üzerindeki egemenlik haklarini Türklerin gasp ettigi" iddiasini dile getirmeye baslamislardir. Islahat Fermani ile müslümanlar ve gayr-i müslimler hukuk önünde esit statüye getirilince ayricaliklarini kaybeden Ermeniler, 1877-1878 Osmanli-Rus Savasi sonunda Rusyadan, "işgal ettiği Doğu Anadolu topraklarından çekilmemesini, bölgeye özerklik verilmesini veya Ermeniler lehine ıslahat yapılmasını" istemişlerdir. Ermenilerin bu talebi, Rusya tarafından kısmen kabullenilmiş, Osmanlı-Rus Savaşının ardından imzalanan Yeşilköy, eski adıyla Ayastefanos Anlaşması ve daha sonraki Berlin Anlaşmasıyla Ermeni sorunu uluslar arasi bir boyuta taşınmıştır. Böylece, Türkiyeyi bölmek isteyen yabanci güçler, Türk-Ermeni ilişkilerine müdahale etmeye başlamışlardır. Ingiltere ve Rusya tarafindan tarih sahnesine sunulan Ermeni Sorunu, aslında emperyalizmin Osmanlı devletini yıkma ve paylaşma politikasının bir uzantisidir. Sözde Ermeni soykirimi iddialari ve yalanlari da iste bu politikanin propaganda ürünüdür!.. ERMENİ İSYAN VE KATLİAMLARI Berlin Antlasmasinin imzalanmasini izleyen dönemde Ermeni sorunu iki yönde gelismistir. Bunlardan ilki, Batili devletlerin Osmanli devleti üzerindeki baski ve müdahaleleri; ikincisi ise, Anadolu, Suriye ve Rumelide yasayan Ermenilerin Anadolunun çesitli yerlerinde, özellikle Dogu Anadolu ve Kilikyada yeraltinda örgütlenmeleri ve silahlanmalaridir. Ilk kiskirtmalar Rusyadan gelmeye baslamis, Ruslarin bu tutumu Ingiliz ve Fransizlari Ermenilerle daha çok ilgilenmeye sevk etmistir. Dogu Anadoludaki Ingiliz Konsolosluklarinin sayisi hizla artmis, ayrica bölgeye çok sayida Protestan misyonerler gönderilmistir. Bu kiskirtmalar sonucunda Dogu Anadoluda 1880den itibaren çesitli Ermeni komiteleri kurulmaya baslamistir. Ancak, yerel düzeyde kalan bu komiteler, Osmanli yönetiminden sikâyeti olmayan, baris ve refah içinde yasayan Ermeni halkinin ilgisini çekmediginden basarili olamamistir. Osmanli Ermenilerini, içeride kurulan komiteler yoluyla devlete karsi harekete geçirmek mümkün olmayinca, bu kez Rus Ermenilerine Osmanli topraklari disinda komiteler kurdurulmasi yoluna gidilmistir. Böylece 1887de Cenevrede sosyalist egilimli, ilimli militan Hinçak; 1890da ise Tifliste asiri, terör, isyan, mücadele ve bagimsizlik yanlisi Taşnak Komiteleri ortaya çıkmıştır. Bu komitelere, "Anadolu topraklarının ve Osmanlı Ermenilerinin kurtarılması" hedef olarak gösterilmistir. Istanbulda örgütlenen ve Avrupa devletlerinin dikkatlerini Ermeni meselesine çekerek Osmanli Ermenilerini kiskirtmayi hedefleyen Hinçaklarin baslattigi ayaklanma girisimlerini, aralarinda siyasi mücadele baslayan Tasnaklarinki izlemistir. Bu ayaklanma girisimlerinin ortak özellikleri; Osmanli ülkesine disaridan gelen komitelerce planlanmis ve yönlendirilmis olmalari ile örgütlenme faaliyetlerinde Anadoluya yayilan misyonerlerin büyük katkisinin bulunmasidir. Ilk isyan 1890daki Erzurumda gerçeklesti. Bunu, yine ayni yil meydana gelen Kumkapi gösterisi, 1892-93te Kayseri, Yozgat, Çorum ve Merzifon olaylari, 1894te Sasun isyani, Babiali gösterisi ve Zeytun isyani, 1896da Van isyani ve Osmanli Bankasinin isgali, 1903te ikinci Sasun isyani, 1905te Sultan Abdülhamide suikast girisimi ve nihayet 1909da gerçeklesen Adana isyani izlemistir. 1906-1922 yillari arasinda Anadoluda ve Kafkaslarda, 517.955 bin Türk, Ermeniler tarafindan katledilmistir. Sayisi tespit edilemeyenlerle birlikte bu rakam 2 milyonu bulmaktadir(1). Ermeniler, Türk halkina en büyük zarari, Birinci Dünya Savasi sirasinda giristikleri katliamlarla ...






Ödev Hazırlanıyor
Lütfen Bekleyiniz




Ad-Soyad :
E-posta (Gizli tutulur) :
Başlık :
Yorum :
   
Bu ödeve hiç yorum yapılmamış. İlk siz yorum yapın!


Ödev İndir ve Ara

İhtiyacınız olan ödevi bu bölümü kullanarak arayabilirsiniz..

Site Sayacı

Kategori Sayısı
87
Ödev Sayısı
2211
Ödev Kapak Sayısı
69
Yorum Sayısı
511
Anahtar Kelime Sayısı
21544
Bu web sitesi bir google fenomenidir.
Bu siteden sadece ödev indir ilir.