- Almanca
- AnneBaba
- Arkeoloji
- Astronomi
- Basın
- Bilgisayar
- Bilim
- Biyografi
- Biyoloji
- ÇevreBilimleri
- Coğrafya
- Denizcilik
- Dizayn
- DışTicaret
- EBook
- Eczacılık
- Edebiyat
- Ekonometri
- Ekonomi
- Elektroteknik
- Endüstri
- Eğitim
- F.bilgisi
- Felsefe
- Fizik
- Fransızca
- Gazetecilik
- Gemi
- GenelKültür
- Gıda
- Halklaİlişkiler
- Havacılık
- HayatDersleri
- HayvancılıkTarım
- Hukuk
- Jeofizik
- Jeoloji
- K.özetleri
- KamuYönetimi
- Kimya
- KişiselGelişim
- Maden
- Makine
- Maliye
- Matematik
- Metal
- Mimarlık
- Muhasebe
- Mühendislik
- Müzik
- OrmanBilimleri
- Otelcilik
- Pazarlama
- Pedagoji
- Psikoloji
- RadyoTv
- Rehberlik
- Resim
- Sanat
- Sağlık
- Sigortacilik
- SiyasalBilimler
- SosyalBilgiler
- SosyalBilimler
- Sosyoloji
- Spor
- Stajlar
- Sunular
- SuÜrünleri
- Sınavlar
- Tarih
- Tekstil
- Tiyatro
- Turizm
- Türkçe
- UçakMühendisliği
- UluslarArasıİlişkiler
- Üretim
- Vatandaşlık
- İktisat
- İlahiyat
- İngilizce
- İnkilaptarihi
- İnşaat
- İstatistik
- Ziraat
- Ş.planlama
-
Ölüm Meleği Agatha Christie(Nemesis)
Kaynakçası: Yok
Dosya Boyutu: 272 KB
Eklenme Tarihi: 14-07-08
Dosya Şifresi: www.odevsec.com
Dosya Açıklaması : Miss Jane Marple, akşamları gazetesini okumayı âdet edinmişti. Evine her sabah iki gazete gelirdi. Miss Marple, bunlardan ilkini sabah çayını içerken gözden geçirirdi. St. Mary Mead Kasabasındaki bütün yaşlı kadınların yaptıkları gibi... Öğleden sonra ise, romatizmalı sırtını rahat ettirmek için satın aldığı özel şekilde yapılmış dik arkalı koltuğunda bir müddet kestirir ve nihayet sıra Times gazetesine gelirdi. Sabah gazetesi gibi Timesda artık eskisi gibi değildi. Değişmişti bu da. İşin en sinir bozucu tarafı, insanın aradıklarını bir türlü bulamamasıydı. Mesela resimli iki sayfa Capriye yapılan bir yolculuğa ayrılıyordu. Spor haberleri eski günlere göre çok daha fazlaydı. Uygun yerlere konuldukları için Miss Marpleın hemen ilgisini çeken doğum, ölüm ve evlenme haberleri de başka bir sayfaya sıkıştırılmıştı. Miss Marple, önce haberlere bir göz gezdirdi. Arria sabah gazetesindekilerin eşiydi bunlar. Miss Marple, içini çekerek, daima yaptığı gibi doğum, ölüm ve evlenme ilanlarının bulunduğu sayfayı açtı. Yaşlı kadın bir taraftan da, acı bir durum bu, diye düşünüyordu. Ama insan artık sadece ölümlerle ilgileniyor... Tabii birçok çiftin çocukları oluyordu ama Miss Marpleın tanımasına imkân yoktu bu gençleri. "Torunlar" diye bir sütun olsaydı o zaman yaşlı kadın sevinçle orada tanıdık bazı isimlere rastlayabilirdi. O zaman, "A, Mary Prendergastın üçüncü torunu da dünyaya gelmiş," diye bağırırdı. Fakat yine bu da insanın dostlarıyla doğrudan doğruya ilgili olan haberlere pek benzemezdi. Miss Marpie, evlenme haberlerini de öyle inceden inceye okumadı. Çünkü arkadaşlarının çocukları yıllar önce evlenmişlerdi. Yaşlı kadın ölüm sütununa gelince bütün dikkatini topladı. Daha doğrusu hiçbir ismi gözden kaçırmamaya çalışıyordu. "AlloWay, Angopastro, Arden, Barton, BurgoWeisser... Aaa! Bir Alman adı bu. Ama adam Leedsliymiş... Carpenter, Camperdown, Clegg... Clegg? Acaba bu tanıdık Clegglerden biri mi? Hayır, pek benzemiyor... Janet Clegg. Yorkshirelıymış. McDonald, McKenzie. Nicholson... Nicholson? Hayır, yine bildik Nicholson değil. Ogg, Ormerod... Bu halalardan biri olacak. Linda Ormerod... Hayır, öyle birini tanımıyordum. Quantril? Allah Allah, Elizabeth Quantritin yıllar önce öldüğünü sanıyordum. Demek kadın bu kadar uzun zaman yaşamış. Halbuki zayıf ve kırılgan bir insandı. Hatta herkes onun genç yaşta ölüp gideceğini düşünürdü... Race, Radley, Rafiel... Rafiel?..." Miss Marpleın hafızasında hafif bir kıpırtı oldu. "Bu ad hiç de yabancı gelmedi bana. Rafiel Belford, Part, Maidstone... Hayır, bu adresi hatırlamıyorum. Çelenk yollanmaması rica olunur..." Jason Rafiel. Evet, garip bir ad bu. Herhalde bir yerde duydum. Ross -Perkins. Acaba bu- hayır, hayır, değil..." Miss Marpie, gazeteyi dizlerine bıraktı. Bilmeceyi gözden geçirirken Rafiel adının kendisine neden tanıdık geldiğini anlamaya çalışıyordu. "Sonunda hatırlayacağım..." Miss Marpie, yaşlı insanların hafızalarının nasıl çalıştığını çoktan öğrenmişti. "Sonunda her şeyi hatırlayacağımdan hiç şüphem yok." Pencereden dışarıya, bahçesine baktı. Bir taraftan da bahçeyi düşünmemeye çalışıyordu. Miss Marpie yıllarca bu bahçede zevkle, uzun uzun uğraşmıştı. Ama son zamanlarda doktorların ukalalığı tutmuştu işte. Artık bahçede çalışmak ona yasaktı. Yaşlı kadın, içini çekerek örgü torbasını aldı ve içinden bitmek üzere olan bir çocuk zıbını çıkardı. Arka ve önler tamamdı. Şimdi kolları örecekti. Yaşlı kadın, tekrar içini çekti. "Kol örmek de çok iç sıkıcı bir iş... Birbirine benzeyen iki kol... Evet, pek iç sıkıcı bir şey bu... Fakat pembe yünün rengi gerçekten güzel... Dur, dur... Pembe yün?... Evet, bu biraz önce gazetede okuduğum isimle ilgili. Pembe yün... Masmavi bir deniz... Karayip denizi... Bir kumsal. Güneş... Ben yün örüyordum yine... Aaa! Tabii! Bay Rafiel. Yeğenim Ray-mond beni dinlenmem için Karayiplerdeki St. Honore Adasına yollamıştı. Hatta yola çıkmadan önce Raymondun karısı Joanun, Jane Hala, yine cinayet olaylarına karışmayın sakın, dediğini de hatırlıyorum... Tabii, ben cinayete filan karışmayı hiç istemiyordum. Ama olaylar beni buna zorladı. Bunun sebebi de tek gözü cam olan yaşlı bir binbaşının bana uzun hikâyeler anlatmakta ısrar etmesiydi. Zavallı adamcağız... Adı neydi onun?... Unutmuşum. Bay Rafiel ve sekreteri... Bayan... Walters. Evet, Bayan Est-her Walters. Ve masörü Jackson. Şimdi hepsini hatırladım. Zavallı Bay Rafiel. Demek öldü? Ama o, günlerinin sayılı olduğunu zaten biliyordu. Bunu bana da ima etmişti. Hatta Bay Rafiel, doktorların tahmininden daha fazla da yaşamış... Öyle anlaşılıyor. Kuvvetli, inatçı bir adamdı. Ve çok da zengindi..." Miss Marpie, düşünceli düşünceli örgü örmeye başladı. Fakat aklı Bay Rafieldeydi. Onunla ilgili bazı şeyleri hatırlamaya çalışıyordu. Aslında kolay kolay unutulacak bir insan değildi, Bay Rafiel. Miss Marpie, adamın hayalini gözlerinin önünde canlandırabiliyordu. "Evet, şahsiyet sahibiydi o. Aksi, öfkeli bir insandı. Bazen çok kaba olurdu. Fakat kimse onun kabalıklarına kızmazdı. Bunun sebebi de, Bay Rafielin çok zengin olmasıydı. Evet, o gerçekten çok zengindi. Otele de yanında sekreteri ve iyi bir masör olan erkek hastabakıcısıyla gelmişti. Onların yardımı olmadan kolay kolay etrafta dolaşamıyordu... Fakat adamın masörü biraz şüphe uyandıran bir tipti. Bay Rafiel zaman zaman ona çok sert davranırdı. Ama adam buna hiç aldırmazdı. Tabii bunun sebebi de yine Bay Rafielin çok zengin olmasıydı. Bay Rafiel bana, "Ona hiç kimse verdiğim paranın yarısını bile teklif etmez," demişti. "Bunu kendisi de biliyor. Ama onun işini iyi bildiğini de söylemeliyim..." Acaba Jackson... Yoksa masörün adı Johnson muydu?... Her neyse. Adam, Bay Rafielin yanında kaldı mı? Aradan bir buçuk yıl geçti. Hayır, masörün Bay Rafielle kaldığını sanmıyorum. Bay Rafiel, değişiklikten hoşlanırdı. Daima aynı yüzleri görmekten sıkılırdı o. Aynı sesleri işitmekten de... Bu bakımdan ona hak veriyorum... Yardımcım Miss Bishop gittiğinden beri, ben de bir hayli rahatladım. Yeni kız daha iyi... Tamam, Bay Rafielin masörünün adı Jacksondı. Arthur Jackson. Sekreterinin adı ise Esther Walters. İyi bir kadındı o. Şimdi nerede acaba? Bay Rafiel kendisine para bıraktı mı? Herhalde... Galiba adam bana bu konuda bazı şeyler de söylemişti. Hay Allah, insan bir şeyi kesinlikle hatırlamaya çalışırken aklı tamamen karışıyor... Evet, Esther Walters. Karayiplerde olanlar genç kadını çok sarsmıştı. Duldu sanırım. Esther Waltersın tekrar evlenmiş olduğunu umarım. Şöyle iyi, güvenilir, müşfik bir adamla. Fakat pek de sanmıyorum. Çünkü Esther Walters, olmayacak insanlara âşık olan kadınlardandı galiba... Miss Marple, tekrar Bay Rafiele döndü. "Çelenk istemiyormuş... Tabii ben de çiçek gönderecek değildim zaten. O isteseydi İngilteredeki bütün çiçekçileri satın alabilirdi. Ayrıca onunla fazla bir samimiyetimiz de yoktu. Kendisiyle dost veya arkadaş değildik. Bay Rafielle kısa bir zaman için... birlikte çalıştık, diyebilirim. Ama ne heyecanlı günlerdi onlar! Bay Rafiel tam güvenilecek bir yandaştı. Ben de bunu biliyordum. Onun için de Karayiplerdeki o karanlık, tropik gecede koşa koşa ona gittim. Ah, evet, şimdi hatırladım. Başıma da uçuk pembe yünden bir eşarp sarmıştım. Bay Rafiel bana bakarak güldü. Sonra söylediğim sözleri duyunca da bir kahkaha attı. Ama sonunda gülmekten vazgeçti ve istediğimi de yaptı." Miss Marple, içini çekti. "Ah gerçekten çok heyecanlı günlerdi onlar. Olanlardan yeğenim Raymondla karısı Joana hiç bahsetmedim. Çünkü onlar bana böyle işlere karışmamamı tembih etmişlerdi..." Yaşlı kadın, başını salladı. ...

Ödev Hazırlanıyor
Lütfen Bekleyiniz
| Bu ödeve hiç yorum yapılmamış. İlk siz yorum yapın! |
İhtiyacınız olan ödevi bu bölümü kullanarak arayabilirsiniz..





