- Almanca
- AnneBaba
- Arkeoloji
- Astronomi
- Basın
- Bilgisayar
- Bilim
- Biyografi
- Biyoloji
- ÇevreBilimleri
- Coğrafya
- Denizcilik
- Dizayn
- DışTicaret
- EBook
- Eczacılık
- Edebiyat
- Ekonometri
- Ekonomi
- Elektroteknik
- Endüstri
- Eğitim
- F.bilgisi
- Felsefe
- Fizik
- Fransızca
- Gazetecilik
- Gemi
- GenelKültür
- Gıda
- Halklaİlişkiler
- Havacılık
- HayatDersleri
- HayvancılıkTarım
- Hukuk
- Jeofizik
- Jeoloji
- K.özetleri
- KamuYönetimi
- Kimya
- KişiselGelişim
- Maden
- Makine
- Maliye
- Matematik
- Metal
- Mimarlık
- Muhasebe
- Mühendislik
- Müzik
- OrmanBilimleri
- Otelcilik
- Pazarlama
- Pedagoji
- Psikoloji
- RadyoTv
- Rehberlik
- Resim
- Sanat
- Sağlık
- Sigortacilik
- SiyasalBilimler
- SosyalBilgiler
- SosyalBilimler
- Sosyoloji
- Spor
- Stajlar
- Sunular
- SuÜrünleri
- Sınavlar
- Tarih
- Tekstil
- Tiyatro
- Turizm
- Türkçe
- UçakMühendisliği
- UluslarArasıİlişkiler
- Üretim
- Vatandaşlık
- İktisat
- İlahiyat
- İngilizce
- İnkilaptarihi
- İnşaat
- İstatistik
- Ziraat
- Ş.planlama
-
Anna Karenina 2 Tolstoy
Kaynakçası: Yok
Dosya Boyutu: 227 KB
Eklenme Tarihi: 16-07-08
Dosya Şifresi: www.odevsec.com
Dosya Açıklaması : Levine evde önce Matmazel Lion ile karşılaştı. Odanın bir ucundan öbür ucuna yürümüştü. Bilezikleri ve yüzü sevinçten pırıl pırıl parlıyordu sanki. Tam onunla konuştuğu sırada, kapı tarafından bir etek hışırtısı duyuldu. Matmazel Lion hemen ortadan kayboldu. Mutluluğunun yaklaştığını anlayan Levinein içi tatlı bir korkuyla doldu. İşte hayatı boyunca beklediği kişi ona doğru geliyordu, sanki yürümüyor havada salınarak yaklaşıyordu. Genç kızın pırıldayan gözlerinden başka bir şey görmüyordu. Bu gözler gittikçe yaklaşıyor, gittikçe büyüyorlardı. Bu gözler gittikçe yaklaşıyor, gittikçe büyüyorlardı. İçlerinde yanan sevgi ateşi Levinein gözlerini sanki kör ediyordu. Levinein yanına gelip, ona dokundu. Ellerini omuzlarına koydu. Elinden gelen her şeyi yapmıştı. Ona koşmuş, mutlu ve utangaç bir tavırla kendisini ona bırakmıştı. Levine kollarını onun vücuduna dolayıp, dudaklarını onun dudaklarına değdirdi. Kitty de bütün gece uyumamıştı. Bütün gece onun gelmesini beklemişti. Babası ve annesi onun isteğini kabul etmişler ve mutlu olduğunu görerek sevinmişlerdi. Levine bu haberi ilk önce kendisi vermek istiyordu. Utanmış ve ne yaptığını bilmez hale gelmişti. Levinein içeri girdiğini ve Matmazelin gitmesini beklemiş, kadın dışarı çıkınca388 odaya girmişti. Sonra ne yaptığının farkına varmadan ona koşmuştu. Levinei elinden tutarak, "Gidip annemi görelim" dedi. Levine hiçbir şey söylememişti. Kelimelerin duyduklarını anlatamayacağından değil, ağlayacağından korkuyordu. Kittynin ellerini tutup öpmüştü. "Doğru olabilir mi?" dedi sonunda. "Sizin, beni sevdiğinize inanamıyorum." "Evet" dedi Kitty. "Öyle mutluyum ki." Kitty, Levinein elini bırakmadan onu oturma odasına götürdü. Prenses onları görünce hızla nefes almaya, sonra ansızın ağlamaya ve ansızın gülmeye başladı. Levinein hiç tahmin etmediği sağlam bir yürüyüşle onun yanına gelip, başını kollarının arasına aldı. Onu yanaklarından öptü ve yüzünü gözyaşları ile ıslattı. "Demek ki her şey yoluna girdi. Çok memnunum. Onu sev Kitty" dedi. Hiç heyecanlanmamış gibi görünen Prens, "İşleri uzatmadan bir an önce halletmelisiniz" dedi. Levine, dikkatle bakınca onun gözlerinin dolmuş olduğunu farketti. Prens, Levinei kolundan tutup kendisine doğru çekerek, "Bunu uzun zamandır istiyordum" dedi. "Hatta bizim kaz kafalı kız..." Kitty babasının ağzını elleriyle kapayarak, "Baba" diye bağırdı. "Peki peki söylemeyeceğim... Çok mutluyum... Buna sevindim" dedi Prens. Kittyi kucakladı, yüzünü ve ellerini öptü. Sonra başının üzerinde haç işareti yaptı. Levine, Kittynin babasının iri ellerini nasıl öptüğünü görünce bu adamı daha fazla sevmiş, daha fazla tanımıştı.Prenses gülerek oturdu, prens de onun yanında yer altı. Kitty halâ babasının elini tutarak, ihtiyarın yanı başında ayakta durdu. Çıt çıkmıyordu. Prenses önce, duygu ve düşüncelerini anlatmaya ve pratik meseleleri ortaya atmaya başladı. Başlamanın zorluğunu herkes duyuyordu. "Ne zaman yapacağız bunu. Birtakım törenlerin yapılması gerekiyor" dedi Prenses. "Sen ne dersin Alexandre?" İhtiyar Prens, Levinei göstererek, "Bu işle asıl ilgili olan burada" dedi. Bana sorarsanız hemen yann olsun" diye cevap verdi Levine. "Yok canım böyle olur mu?" "Peki öyleyse bir hafta sonra olsun." "Aklın başından gitmiş." "Hayır, niçin olmasın?" Levinein bu kadar acele etmesinden hoşlanan Prenses, "İnanılacak şey değil" dedi. "Çeyiz meselesi var." "Çeyiz filân hepsi olacak mı bunların?" dedi Levine. "Çeyiz, tören, bütün bunlar mutluluğumuzu geciktirebilir mi?" Kittye bir göz attı. Çeyiz sözünün onu hiç mi hiç rahatsız etmemiş olduğunu hemen anladı. "Demek ki çeyiz yapmak gerekli" diye düşündü. "Doğrusu ben bu işleri hiç bilmem. Sadece istediğimi söylemiştim" diyerek özür diledi. "Peki öyleyse" dedi Prenses. "Takdis ve bildirme törenlerini hemen yapabiliriz." Prenses kocasına yaklaşarak onu öpüp gitmek istedi. Ama Prens karısını genç bir aşık gibi kucakladı, gülerek onu birkaç kere öptü. Sanki kızları değil de onlar aşık olmuşlardı. Prens ve Prenses dışarı çıktıkları zaman Levine nişanlısının yanına gidip onun elini tuttu. Kendisine artık hakim olmuştu. İstediklerini söyleyebiliyordu. Söylemek istediği bir yığın şey vardı. Ama ağzını açınca söylemek istedik.Leo Tolstoy lerini söyleyemediğini farketti. "Böyle olacağını biliyordum" dedi. "Emindim bundan. Alın yazımızın böyle olduğunu biliyordum." "Ben de" dedi Kitty... Sonra karar vermiş bir şekilde konuşmaya devam etti: "Ben de biliyordum. Mutluluğumu reddettiğim zaman bile yalnız sizi sevmeye devam ettim. Bunu size söylemem gerekiyordu. Bilmem beni affettiniz mi?" "Belki böylesi daha iyi oldu..." dedi Levine. "Ama artık bunlardan konuşmayalım, bütün bunlar çözümlendi." "Daha sonra konuşuruz belki. Her şeyi bilmek istiyorum." "Evet, evet..." Konuşmaları Matmazel Lionun içeri girmesiyle kesildi. Matmazelden sonra hizmetçiler gelip tebrik ettiler... Bundan sonra akrabalar akın ettiler. Ve bu durum uzayıp gitti. Levine bu mutluluk sarhoşluğundan evlendiği güne kadar kurtulamadı. Levine tedirgin bir haldeydi, ama mutluluğu gün geçtikçe artıyordu. Kendisinden birçok şeyler beklenildiğini biliyor ve her söylenileni yapıyordu. Bu ona sonsuz bir mutluluk veriyordu. Kendi nişanlılık devresinin, başka insanlarınkine benzemeyeceğini düşünmüştü. Onların durumunu mutluluğuna düşman bir şey gibi görmüştü Ama kendi nişanlılığı sırasında, öteki insanların yaptıklarının aynısını yaptığı halde huzuru eksilmek şöyle dursun artmıştı bile. "Şekerleme almak lâzım," diyen Matmazel Lionun bu sözünü duyar duymaz hemen şekerleme almaya gidiyordu. Svviagesky, "Size çiçeklerinizi Fominden almanızı tavsiye ederim" diyordu. Levine hemen oraya gidiyordu. Kardeşi, hediyeler alması gerektiğini söyleyip ona para veriyordu. "Demek hediyeler de almak lâzım" diyordu Levine. Gittiği bu yerlerde herkesin kendisini beklediğini ve mutlu olması için dileklerde bulunduğunu görüyordu. Eskiden sevmediği insanlar bile onun üzerine titriyorlardı sanki. Nişanlısının mükemmel bir insan olduğunu ve kendisinin dünyanın en şanslı insanı sayılabileceğim kaul ediyorlardı. Kitty de aynı şeyi düşünüyordu. Kontes Nordston. Levineden daha iyi birisini dilemiş olduğunu söylediği zaman, Kitty o kadar kızmıştı ve Levineden daha iyi bir insanın olmadığını, o kadar şiddetli bir şekilde söylemişti ki, Kontes ona hak vermek zorunda kalmıştı. Levinei her görüşünde, Kittynin yüzünde coşkulu insanlara has olan bir gülümseme beliriyordu. Levine, Kittye bütün sırlarını açacağını söylemişti. Bu onu fazlasıyla düşündürüyordu. İhtiyar prensle konuşup, onun izni ile Kittye hatıra defterini verdi. Bu hatıra defterini karısı olacak kişiyi düşünerek yazmıştı. İki şey canını sıkıyordu. Bunlardan birisi din bakımından inançsız bir insan olması, ötekisi daha önceden kadın tanımış olmasıydı. Kitty, dindar bir insan olduğu halde Levinein dinsizliğine fazla önem vermedi. Çünkü ruhunu, aşk yoluyla yakından tanımış ve böyle bir insanın dinsiz sayılamayacağını anlamıştı. Levinein birinci itirafı ona daha fazla dokunmuştu. Acı acı ağladı. Levine, bu hatıra defterini verirken kendi kendisiyle savaşmıştı. Ama karısı ile arasında hiçbir gizli kapaklı konunun kalmamasını istiyordu. Kendisini Kittynin .yerine koyamadığı için, defterin ona ne gibi bir etki yapacağını da anlayamamıştı. O gece tiyatroya gitmeden önce Cherbatzkylere gelip, Kittyi odasında göz yaşlan içinde bulduğu zaman yaptığı hatayı anlamış, kendi geçmişi ile Kittynin saflığı arasındaki uçurumu görmüştü. Kitty, "Alın bunları alıp götürün" diye bağırarak defterleri bir yana atmıştı. "Bunları bana neden verdiniz? Evet, vermeniz iyi oldu belki", diyerek gözlerini silmeye çalışmış ve "Ama bunlar iğrenç şeyler, iğrenç" diye ilave etmişti. Levine başını önüne eğmişti. Bir tek söz söyleyemiyordu."Beni affedemez misiniz?" "Affediyorum. Ama bunlar korkunç şeyler." Levinein mutluluğunu bu itiraf bile azaltamamıştı. Kitty onu affetmiş, Levine de ondan sonra nişanlısını daha kutsal bir varlık olarak görmeye başlamıştı. Alexis Alexandrovich, yemek sırasında ve yemekten sonra konuşulanları düşüne düşüne, odasına dönmüştü. Darya AIexandrovnanın, affetmek konusunda söylediği sözler, canını sıkmaktan başka bir işe yaramamıştı. Onun içinde bulunduğu duruma din bakımından verilebilecek cevabı bulmak için uzun uzun düşünmek gerekiyordu. Alexis bunu yapmış ve olumlu cevap vermişti. Bütün söylenilenlerin arasından aklında en fazla kalan söz, iyi kalpli budala Trovotsinin söyledikleriydi. "Bir erkek gibi hareket etti. Herifi çağırıp öldürmüş." Herkesin bu düşünceye katıldığı belliydi. Ama kibarlık olsun diye bir şey söylememişlerdi. Alexis Alexandrovitch. "Ama bu konu halledildi. Daha fazla düşünmek anlamsız" dedi kendi kendine. Yapacağı seyahati ve işlerini düşünmeye çalıştı. İçeri girerken, arkasından gelen kapıcıya, kendi adamının nereye gitmiş olduğunu sordu. Kapıcı, uşağın biraz önce dışarı çıktığını söyledi. Alexis çay getirmelerini istedi. Masanın başına geçti. Kılavuz kitabını eline alıp, seyahatinde takip edeceği yolu incelemeye koyuldu. Uşağı birazdan içeri girerek, "İki telgraf var," dedi. "Özür dilerim efendim, tam siz geldiğiniz zaman çıkmıştım." Alexis telgrafları alıp açtı. Birinci telgraf Kareninin göz diktiği yere Stremof un tayin edilmiş olduğunu bildiriyordu. Alexis Alexandrovitch, telgrafı yere atıp, ayağa kalkarak odada bir aşağı, bir yukarı ...

Ödev Hazırlanıyor
Lütfen Bekleyiniz
| Bu ödeve hiç yorum yapılmamış. İlk siz yorum yapın! |
İhtiyacınız olan ödevi bu bölümü kullanarak arayabilirsiniz..





