- Almanca
- AnneBaba
- Arkeoloji
- Astronomi
- Basın
- Bilgisayar
- Bilim
- Biyografi
- Biyoloji
- ÇevreBilimleri
- Coğrafya
- Denizcilik
- Dizayn
- DışTicaret
- EBook
- Eczacılık
- Edebiyat
- Ekonometri
- Ekonomi
- Elektroteknik
- Endüstri
- Eğitim
- F.bilgisi
- Felsefe
- Fizik
- Fransızca
- Gazetecilik
- Gemi
- GenelKültür
- Gıda
- Halklaİlişkiler
- Havacılık
- HayatDersleri
- HayvancılıkTarım
- Hukuk
- Jeofizik
- Jeoloji
- K.özetleri
- KamuYönetimi
- Kimya
- KişiselGelişim
- Maden
- Makine
- Maliye
- Matematik
- Metal
- Mimarlık
- Muhasebe
- Mühendislik
- Müzik
- OrmanBilimleri
- Otelcilik
- Pazarlama
- Pedagoji
- Psikoloji
- RadyoTv
- Rehberlik
- Resim
- Sanat
- Sağlık
- Sigortacilik
- SiyasalBilimler
- SosyalBilgiler
- SosyalBilimler
- Sosyoloji
- Spor
- Stajlar
- Sunular
- SuÜrünleri
- Sınavlar
- Tarih
- Tekstil
- Tiyatro
- Turizm
- Türkçe
- UçakMühendisliği
- UluslarArasıİlişkiler
- Üretim
- Vatandaşlık
- İktisat
- İlahiyat
- İngilizce
- İnkilaptarihi
- İnşaat
- İstatistik
- Ziraat
- Ş.planlama
-
Silahsızlanma
Kaynakçası: Var
Dosya Boyutu: 75 KB
Eklenme Tarihi: 16-07-08
Dosya Şifresi: www.odevsec.com
Dosya Açıklaması : "Büyük bir savaş ülkelere üç ordu bırakır: Sakatlar, yas tutanlar ve hırsızlar ordusu".Bu sözü kimin ne zaman söylediği bilinmemekle birlikte; bu söz savaşlardan geriye kalan gerçekleri en iyi şekilde ifade etmektedir. Savaşlar insanlığın doğuşuyla yaşıttır. Her ikisinin tarihi de eş bir tarihi gelişim arz etmiştir. Dün vardı bugün de var ve büyük bir olasılıkla gelecekte de var olacak. Sopalarla, kılıç-kalkanlarla başlayan savaşlar insanlık ve onun geliştirdiği teknoloji sayesinde tüfekler, toplar, bombalar ve füzelerle devam etmektedir. Savaş, devletlerin ekonomik, siyasal ve askeri amaçlarını gerçekleştirmek için bazen ilk bazen de son çare olarak kullandıkları bir araç görünümünde olmuş ve uzun bir süre uluslararası hayatın doğal ve yasal bir kurumu kabul edilmiştir. Toplumlar bu anlayışın etkisiyle yüzyıllar boyunca barış kadar savaşı da doğal karşılamışlardır. Bu durum uzun süre insanlığın savaş tehlikesiyle karşı karşıya bırakmış ve barış arayışlarının geç kalmasına neden olmuştur. Ne yazık ki savaş olasılığının var olması devletleri ulusal çıkarlarının korumak uğrunda silahlanmaya itmiştir. Etki-tepki yoluyla gün geçtikçe büyüyen silahlanma yarışı devletler arasında güvensizlik yaratarak savaş tehdidinin sürekli gündemde kalmasına yol açmıştır. Savaşın olumsuzluğunu yaşayan toplumların savaşın önlenmesini olanak dışı görmeye başlaması ile devletlere oldukça ağır yükler getiren silahlanma yarışına son vermek için çalışmalara başlanmıştır. Zira bu çalışmalardaki amaç kısa ve orta vadede nükleer ve konvansiyonel silahlanma yarışı ile bu yarışın itici gücü olan silah teknolojisinin korkunç boyutuna son verebilmektir. Bunun yanında nihai amaç medeniyeti ve düzenli yaşamı tehlikeye sokan tüm silahların ve silah üretim sistemlerinin yok edilmesi ve dünyadaki açlık, sefalet, sosyal adaletsizlik, yoksulluk ve çatışmayı ortadan kaldırarak insanlığı nihai barışı getirebilmektir.3 Bu çalışma içinde de bu konuyla ilgili olarak yapılan çalışmalara değinilmiştir. I. BÖLÜM 1. KAVRAMSAL ÇERÇEVE 1.1. Savunma Halinin Gerekliliği İnsanoğlu içinde yaşadığı doğa ve onun bilinmez gücü karşısında kendisini savunmak zorunda kalmıştır. Kendisini doğanın zor şartlarına, açlığa ve vahşi hayvanlara karşı korumak, savunmak zamanla insanların toplu olarak yaşamalarına sebep olmuştur. İnsan toplulukları artık yalnız kendilerini değil bunun yanında sahip oldukları yerleşim yerlerini, mallarını da korumaya başlamışlardır. Önce sahip olunan şeyler korunmaya çalışılmışsa da zamanla daha fazlasını elde etme isteği nedeniyle saldırganlık ortaya çıkmıştır. Ve böylece savunma ve savaş beraber gelişimlerini sürdürmüştür. Topluluklar halinde yaşayan insanların devlet oluşturma şeklinde örgütlenmesiyle savunma ve güvenlik daha da çok önem kazanmıştır. Artık savunma sistemleştirilmeye ve geliştirilmeye başlanmıştır. Ayrıca devletin anayasal görevlerinden olan savunma işlemini gerçekleştirmesi sosyal refahın paylaşılmasında da dolaylı olarak dengeleyici olmuştur. Güvenlik bugün de devletlerin en fazla önem verdikleri konulardan birisi olmaya devam etmekte, hiç bir devlet bu konuda sadece diğer devletlerin iyi niyetlerine güvenmemektedir. Savunmasını sağlayabilmek için her devlet askeri ve diğer güç ögelerini en üst düzeyde tutmaya özen göstermektedir. Güvenlik, uluslararası ilişkilerde sistemin yapısını belirlemede önemli bir rol oynamaktadır. Bu anlamda güvenlik devletler arasındaki ilişkileri düzenleyen temel belirleyicilerdendir. Bu bağlamda da sürekli güvenliğin sağlanması birincil amaçtır. Bu amaç farklı görüşler tarafından benimsenmesine karşın, güvenliğe yaklaşımları birbirinden farklıdır. "Gerçekçi ekol,1 güvenliği gücün bir uzantısı olarak görme eğiliminde iken, idalistler ise güvenliği barışın bir sonucu olarak görme eğilimindedirler." Güvenliği güce dayandıran görüşler gücün diğerlerinin aleyhine olacak şekilde sağlanması veya güvenlik arayışları içinde yapılan savunmayla diğerlerinin güvenliğinin tehlikeye sokulması gibi konularda çıkmaza düşerler. Durum böyle iken günümüz gerekli ve devlet politikalarını yönlendirmesi dolayısıyla güvenlik kavramının güç ya da barış kavramlarının ötesinde uluslararası ilişkiler alanındaki çalışmalarda kendi başına ele alınması doğru bir yaklaşım olarak görülmektedir. Soğuk savaş döneminde askeri güç ve üstünlük belirleyici iken 1980lerdeki gelişmeler nedeniyle ekonomik, siyasi, toplumsal ve çevresel meseleler gündeme gelmiş ve stratejik gündem genişlemiştir. Bu durumun sonucu olarak ortak ya da kapsamlı savunma ve güvenlik olarak adlandırılan yeni bir savunma ve güvenlik anlayışı oluşmuştur. Kapsamlı güvenlik, uluslararası güvenliğe tehdidin ülkelerin kendinde değil de ülke içindeki ve ülkeler arasındaki hayat standartları arasında uçurumlar, nükleer savaş, küresel çevre sorunları vb. sorunlardan kaynaklandığı düşüncesine dayanır. Bu çerçevede gelenksel askeri güvenlik politikaları da ulusal güvenliğe tehdit olarak algılanır. Anlayışın değişmesiyle tanımlamalarda da farklılıklar mevcuttur. Ancak güvenliğin uluslararası ilişkiler alanındaki yerini ve rolünü şöyle bir tanımlamada daha iyi görebiliriz: "...güvenlik tanımları ya da ilkeleri uluslararası siyasetin iyi düzenlenmiş kurumlarıdır". BM Genel Kurulu tarafından 1987 yılında toplanmış olan Silahsızlanma ve Kalkınma Arasındaki İlişki Konulu Uluslararası Konferansta da güvenliğin tanımı yapılmıştır. Buna göre: "Güvenlik tüm uluslar için hem de kalkınma için esastır. Güvenliğin sadece askeri yönü yoktur. Güvenlik aynı zamanda siyasi, ekonomik, insani ve çevresel yönlere de sahiptir". Tüm bu gelişmeler ışığında savunma ve güvenlik konusunda günümüz şartlarında yeni tehdit algılamalarına cevap verebilecek şekilde düzenlenmesi kaçınılmaz olmuştur. 1.2.Silahlanma ve Silahsızlanma Sorunu a) Hayat Mücadelesi : Uluslararası fetih hakkının meşru sayıldığı devirlerde bir silahsızlanma sorununun mevcut olmadığı görülmektedir. Devletler arası ilişkilerde güç politikasını ve bunu uygulamasını kendi kendine hak olarak gören devletler daha ziyade silahlanma sorunu ile meşgul olmuşlardır. Var olan her varlık doğa içinde kendi varlığını korumadaki, gelişimini sağlamak ve neslini devam ettirmek bakımından bir takım zorluklarla karşı karşıyadır. Bu zorluklarla mücadele alanı ve mücadele biçimi yaşayan varlığın içinde bulunduğu yere ve hayat şartlarına göre değişmektedir. Yalnız yaşayan canlılar özellikle doğa ve onun şartlarına karşı mücadele verirken topluluk içinde bireyler birbirine karşı mücadele ederler. Bu topluluklar genişleyerek devlet halinde örgütlenince bunlar arasındaki mücadeleler savaş olarak nitelendirilmektedir. İnsanların toplum olarak yaşamaya geçmesiyle beraber yönetim mevkiileri, sahip bulundukları haklar ve ayrıcalıklar ortaya çıkmıştır ve buna bağlı olarak mevcut durumdan memnun olanlar ve olmayanlar şeklinde iki ayrı sınıf belirmiştir. Bunlar arasında grup otoritesine bağlı olarak gizli veya açık, şiddetli veya pasif bir mücadele başlamıştır. Millileşen bir topluluk hayatı içinde bireylerin mücadelesini engelleyecek, hayat şartlarını düzenleyecek bir otoritenin varlığı iç mücadele şeklini azaltabilmiştir. Ve devlet biçiminde bir örgütlenme ile savaş kurumsallaşmış ve belirli kurallara göre yapılan bir mücadele şeklini almıştır. Bu gibi mücadelelerde devletin amacına ulaşabilmesi için daha çok silahlanması ihtiyacı ortaya çıkmıştır. b) Uluslararası Mücadele : Uluslararası mücadelenin nedenleri de bireyler arasında çarpışmaya yol açan sebeplerden çok farklı değildir. Bireyler arasında ekonomik ve üstünlük kazanma nedenlerine bağlı mücedeleler mevcut ise devletler arasında da kendi varlıklarını devam ettirmek, maddi menfaatlerini korumak, kendi inançlarını yaymak, hakimiyet kurmak gibi nedenlerde mücadele söz konusudur. Zaten insanlık tarihinin başlangıcından bu yana büyük teşkilatların ve büyük devletlerin kurulması hep güç unsuruna dayanan fetih ve siyasi mücadele ile gerçekleşmiştir. Yakın zamanlara kadar herhangi bir üst düzey kuruluşa bağlı bulunmayan, kendi gücü, takdiri üstünde hiç bir kural ve nüfuz tanımayan devlet gücünü kendi kanunu saymıştır. Her devlet hakkını kendi gücüne dayandırırken ve güçlenmenin bir hak, bir zorunluluk olduğunu ileri sürerken devletlerarası hayatta etkin olacak yegane kural da "güç" unsuru olmaktadır. Bu ortam içinde devletin öncül hedefi güçlenmek ve güç yoluyla amaçlarını gerçekleştirmek olmaktaydı. Gücün yolu da silahlanmadan geçmekteydi. Devletlerarası mücadelelere "harp" (savaş) denildiği için devletlerin politikalarının başlıca gerçekleşme aracı savaş olmakta ve tüm insanlık tarihi boyunca doğal ve meşru bir müessese olarak kabul görmektedir. c) Eski Savaş Anlayışı ve Savaş Psikolojisi: Savaş hemen son devirlere kadar insanlık ve devlet hayatının da doğal zorunlu bir kurumu sayılmış ve bu nedenle kaçınılması imkansız görülmüştür. Bundan dolayı önlenmeye çalışılması yerine zafer kazanımını sağlayacak önlemler ele alınmış, devletin silahlanması zaruri görülmüştür. Hegel ve onu takip eden bir çok düşünür savaşı devlete ait bir egemenlik hakkı olarak görmüşlerdir ...

Ödev Hazırlanıyor
Lütfen Bekleyiniz
| Bu ödeve hiç yorum yapılmamış. İlk siz yorum yapın! |
İhtiyacınız olan ödevi bu bölümü kullanarak arayabilirsiniz..





