ABD ve Hindistan : ABD başkanı Clinton, Güney Asya gezisine çıkmadan önce yaptığı açıklamada, dünya nüfusunun beşte birini barındıran, demokrasi geleneğine sahip, ekonomik şeffaflık ve bilimsel gelişmeyi kucaklamış olan bölgenin, dünyamızın gelecek 50 yılının en büyük başarı hikayesinin potansiyelini taşıdığını ifade etmiştir.
Ziyaretinin ilk ayağı olan Hindistanda, Türkiyede yaptığı gibi parlamentoda bir konuşma yapmış ve milletvekillerini adeta coşturmuştur. Konuşmasında öncelikle Hindistana övgüler yağdırdıktan sonra Yeni Delhinin nükleer politikasının bölge istikrarı ve güvenliğine bir yarar getirmeyeceğini vurgulamıştır. Ticaret ve sanayi bakanları arasındaki görüşmelerde, global ticaret sisteminin güçlendirilmesinin zorunluluğu üzerinde durmuştur. ABD tarafı, işadamları ve hükümet düzeyinde özellikle iletişim teknolojisi, altyapı, bio-teknoloji ve hizmetler konusunda işbirliği ve yatırımları gündeme getirmişlerdir.
Clinton ile Hindistan Başbakanı, 21.yy a doğru ABD-Hindistan ilişkilerinin seyri konusunda bir anlaşma imzaladılar. Tarım ürünleri için Yeni Delhi yönetimi gümrük duvarlarını düşük tutmayı taahüt etti. Tarım ürünlerini AB üyesi ülkelere satarken karşılaştığı engeller gözönüne alınırsa, böyle geniş bir pazara girebilmek ABD için kolay elde edilmiş bir başarıdır.
Uluslar arası mali çevreler Hindistanı, Çin ile karşılaştırıldığında çok daha kolay nüfuz edebilecek, yüksek potansiyele sahip bir pazar olarak niteliyorlar. Bu pazar ABD kapitalizmine yeni çıkış imkanları sağlayacaktır. Hindistanda 30-180 milyon kişinin alım gücü batılı mallara uygun olduğu tespit edildi. Enerjide 250 milyar dolarlık, iletişimde 100 milyar dolarlık bir yatırım potansiyeli olduğu ve bu ziyaretle ABDnin bölgede kök salması için önemli bir fırsat olduğuna dikkat çekiyor.
Clinton bu gezisine Bangladeşi de katarak bu ülkede bulunan doğalgaz yataklarına ABD yatırımları için ön hazırlık yapıyor. Burada gaz rezervlerinin bulunduğu alanda ABD petrol şirketleri 1996da 20 milyon dolar olan yatırımlarını 700 milyon dolara yükseltmişlerdir. Bölgede 15-20 milyar dolar yatırım potansiyeli vardır.
ABD için, 2010 yılında 3,7 trilyon dolar bir hacimle dünyanın dördüncü büyük ekonomisi olacak olan, 930 milyonun üzerinde nüfusla önemli bir tüketim toplumu olan Hindistanı artık sadece Çine karşı bir stratejik ortak değil, bölge kaynaklarını uluslar arası kapitalizmin hizmetine sunacak bir ticari ortak olarakta görmek istiyor.
Clinton ve Güney Asya Gezileri : Çinin bölgedeki etkinliğinin artmaya başlamasının, ABDnin etkinliğinin azalmasına yol açacağı hesapları Washingtonu harekete geçirmiştir. Hindistan ile iyi ilişkiler geliştiren ve Pakistanın nükleer silah geliştirmesine karşı sert tepki veren Washington bu davranışının İslamabadı Çine yaklaştırdığını görmüş ve tehditle değil görüşmeyle Pakistanın yeni yönetimini tarafına çekebileceği hesapları yapmıştır.
ABDnin bölgedeki hesapları açıktır, bölgedeki nükleer silahların yayılmasının ABDnin bölgesel çıkarlarına ters düştüğünü, bunun ABD için bir numaralı tehlike olduğunu söylemek doğru olur, sanırım.
Hindistanın nükleer silah denemelerine pekde tepki göstermeyen ABD yönetimi, Yeni Delhiyi Çine karşı bir tehdit unsuru olarak görmekteydi. Fakat gelinen nokta dışlanan Pakistanın Çine daha fazla yaklaşması ve bölgede ABD yanlılarının güç kaybetmesi
.......
!!Ödevin Tamamını Görebilmeniz İçin Ödevi İndirmeniz Gerekmektedir!!
|