Ödev Bilgileri

Bulunduğunuz Kategori:
UluslarArasıİlişkiler Ödevleri
  • Avrupa Birliği

    Kaynakçası: Yok
    Dosya Boyutu: 18 KB
    Eklenme Tarihi: 11-08-08
    Dosya Şifresi: www.odevsec.com
    Dosya Açıklaması : Avrupa Birliği Düşüncesinin Tarihsel Gelişimi Avrupanın birleştirilmesine yönelik federal ya da konfederal planlar, Ortaçağdan itibaren zaman zaman gündeme getirilmiştir. Avrupa Birliği düşüncesinin tarihine baktığımızda; Saint-Pierre ve Victor Hugonun Birleşik Avrupa Devletleri kurulmasına ilişkin planlarını, İmmanuel Kantın sonsuz barışın sağlanmasına yönelik projesini, ayrıca Montesquieu, Voltaire, Proudhon ve Saint Simon gibi birçok düşünürün siyasal liberalizm ve barışı esas alan bir entegrasyon ya da birlik fikrini savunduklarını görürüz. 17. y.yılda Emerie Cruce, gümrüklerin azaltılması suretiyle uluslararası ticaretin geliştirilmesi ve bir Avrupa Devletler Birliği kurulmasını önermiştir. 18. y.yılda J.J.Rousseau da, uluslarüstü nitelikli bir federal birlik yoluyla, devletler arasındaki uyuşmazlıkların çözümünün ve barışın sağlanmasının mümkün olacağını savunmuştur. Fakat, Avrupa bütünleşmesine yönelik gerek fonksiyonel gerekse federal birlik öneren tüm projeler, uygulama sorunuyla karşı karşıya kalıyorlardı. 19. y.yılda gerçekleşen iki ayrı birleşme, Avrupa birleşmesi süreci içinde ayrıcalıklı bir yere sahiptir. Bunlar Alman Gümrük Birliği (Zollverein) ve İtalyan Birliğidir. Her ikisi de Avrupada ekonomik ve siyasal entegrasyon için örnek ve öncü niteliğindedir. Alman Gümrük Birliği (Zollverein) 1815 Viyana Kongresi sonrasında Avrupa haritası yeniden düzenlenmişti; büyük güçlerin çıkarlarına uygun düşen bu düzenlemede, çok karışık bir görünüm ortaya çıkmıştı; uluslar parçalanmış, bazı yerlerde çizilen devlet sınırları içerisinde ise çeşitli ulusal topluluklar yer almıştı. O dönemde Almanya da dağıtılmış bir durumdaydı ve 38 küçük devletçik ya da prensliğe bölünmüştü. Almanyadaki bu bölünmüşlükten dolayı kapalı ekonomiler ortaya çıkmıştı ve bunların gelişme olanakları da çok önemli ölçüde kısıtlanmıştı. Bu açmazdan kurtulmak için, bir gümrük birliğine gereksinim vardı. Alman Gümrük Birliği düşüncesi, Friedrich List tarafından Ekonomik birlik ve siyasal birleşme, iki kardeş gibidirler, biri dünyaya gelmeden öteki doğuşa hazır olamaz şeklinde dile getirilmiştir. List gümrük birliğinin sınırlarını bütün Avrupa kıtasını kapsayacak şekilde düşünmüştür. Fakat o vakit Frierichin düşüncesi reddedilmişti. Daha sonra Zollverein 1834de Prusya Maliye Bakanı Motz tarafından gerçekleştirilmiştir. İtalyan Birliği 1815 Viyana Kongresi sonrası İtalya hem dağınık bir şekil alımış hem de bazı İtalyan krallıkları, Avusturya İmparator ailesinden prenslere kalmıştı. İtalya bir bakıma, Avusturya eğemenliği altındaydı. İşte hem dağınıklığı ortadan kaldırmak için hem de eğemenliği kendi elinde bulundurmak için İtalya Birliği de Alman Gümrük Birliğinin kurulduğu yıllarda gerçekleştirilmiştir. Yirminci Yüzyılda Avrupa Birliğine Yönelik Gelişmeler Birinci Dünya Savaşının üzerinden daha çeyrek yüzyıl geçmeden, İkinci Dünya Savaşı gibi bir başka büyük felaketi yaşamak zorunda kalan Avrupa, 1945lerde yıkım ve yoksulluklarla karşı karşıya kalmıştır.Yüzyıllar boyunca İngiltere, Fransa ve Almanya gibi Dünyanın süper güçleri olan Avrupa ülkeleri, İkinci Dünya Savaşından sonra eski güçlerini büyük ölçüde kaybetmişlerdir. Birçok kayanağa göre II. Dünya Savaşı 30-40 milyon arasında Avrupalının hayatına malolmuştur.Bu dönemde Avrupada ekonomık yapı tahrip olmuştur, siyasal istikrar kalmamıştır. Avrupa, doğusuyla batısıyla iki süpergücün paylaştığı bir bölge haline gelmiştir.İkinci Dünya Savaşı ve onun tahribatı, uluslararası güvenlik konusunu yeniden çok daha güçlü bir şekilde hissettirmiştir. Hızlı bir ekonomik kalkınma ile savaşın yıkıntılarından kısa sürede kurtulmak isteği ve herhangi bir savaş tehlikesine karşı birleşme gereği Avrupa ülkeleri arasında işbirliğini güçlendirmek yönünde itici bir etken olmuştur . Bu sebeple , uluslararası işbirliğine duyulan ihtiyaç daha savaş esnasında vurgulanmaya başlamıştır. Savaştan sonra ise, yeniden uluslararasında siyaset ve ekonomi alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi amaçlayan Birleşmiş Milletler 26 Haziran 1945de imzalanan bir antlaşma ile kurulmuştur. Ancak , Avrupanın gelecekteki güvenliği açısından Birleşmiş Milletlerin kuruluşu, Avrupalıları tatmin etmemiştir. Çünkü geçmişte yaşanmış bir Milletler Cemiyeti örneği vardır ve ikinci bir Dünya savaşının çıkmasına engel olmaya yetmemiştir. Bu sebeple Avrupa ülkeleri kendi aralarında başarılı ya da başarısız çok sayıda birlik teşebbüsünde bulunmuşlardır. İkinci Dünya Savaşından sonra Avrupada kurulan ilk birliklerden birisi BENELUXdür. Belçika , Hollanda ve Lüxemburgun bir araya gelerek oluşturdukları bir birliktir. Savaş döneminde askıya alınan bu birliğin yeniden canlandırılması için daha savaş esnasında, sürgünde bulunan liderler 21 Ekim 1943de bir para birliği imzalarlar. 5 Eylül 1944de ise gümrük antlaşması ve yine 9 Mayıs 1947de de ortak tarım politikası antlaşmasını imzalarlar. Daha sonra da, BENELUX ülkelerü kendi aralarında entegrasyonun önündeki engellerin kaldırılması için çok sayıda teşebbüste bulunmuşlardır. Fakat Benelux küçük bir alanla sınırlı kalmıştır. Avrupada bir diğer önemli birlik teşebbüsü yolundaki ilk çağrıyı Churchill yapmıştır. İkinci Dünya Savaşının bu ünlü siması, 1946 yılında Zürihte yaptığı bir konuşmada, Avrupanın içinde bulunduğu güçlüklere dikkat çekmiştir. Bu alanda Eğemen çözüm nedir? sorusuna, Avrupanın barışı,güvenliği ve hürriyeti için Birleşik Avrupa Devletlerini yaratmalıyız demiştir. Churchill ilk basamak olarak, Avrupa birliğinin yaratılmasında, Fransa ve Almanya arasında ortaklık kurulması gerekliliği üzerinde durmuş ve Avrupa Birleşik Devletlerinin ilk basamağı olarak Avrupa Konseyinin kurulmasını önermiştir. Bu kouşmayla tohumları atılan, Avrupa Konseyi, bu dönemde Avrupa birliği yolunda atılan en geniş kapsamlı teşebbüslerden bir diğerini oluşturur. Savaş sonrasının koşulları içinde ekonomik sorumlarına çözüm arayan Avrupa aynı zamanda Sovyet tehlikesini de sürekli hissediyordu. Bu durum, Amerika Birleşik Devletlerinin; Marshall Planı aracılığıyla, Avrupanın bütünleşmesine yardımcı olmasını sağlamıştır. Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı George Marshall 1947 yılında Harvard Ünversitesinde yaptığı konuşmada; Avrupanın ekonomik sorumlarının çözümünde yardımcı olacaklarını, ancak bunun için Avrupanın ekonomik kaynaklarını ortaklaşa kullanarak kendi aralarında işbirliğine hazır olmaları gerektiğini vurguluyordu. George Marshallın bu çağrısı üzerine 1947 Paris konferansında bir araya gelen Avrupa ülkeleri, çeşitli önerileri tartıştıktan sonra, 1948de Avrupa Ekonomik İşbirliği örgütünü (OEEC) kurdular. 18 ülkenin katılımıyla kurulan bu örgüt ulusal devletler arasında işbirliği esasına dayanıyordu ve daha çok İngiltere tarafından temsil edilen geleneksel görüşe uygundu. İngiltere, ulularüstü örgütün her türlüsüne karşıydı. Avrupa Ekonomik İşbirliği örgütü, bu farklı pozisyonun ortaya çıkması ve Avrupa Birliğinin ileriye dönük gelişimi bakımından tarihsel bir öneme sahiptir. 1948 yılında Fransanın desteğiyle gündeme getirilen Avrupa Parlamentosu oluşturulması fikri, İngilterenin karşı çıkması sonucunda 1949da ancak bir Avrupa Konseyinin kurulması şeklinde gerçekleşebilmişti. Avrupa Konseyi, 5 Mayıs 1949da , siyasal bir örgüt olarak kurulur. Federalistler, Avrupa Konseyini, federasyondaki ilk basamak olarak görürler. Fakat sonunda hayal kırıklığına uğrarlar. Konseyin faaliyetlerini sürdüreceği yer olarak, Fransanın, Almanya sınırındaki Strazburg şehri olarak seçilmiştir. Konseyin kuruluş aşamasında, İngilizlerin tutumu, kıta Avrupası ülkelerini hayal kırıklığına uğratmıştır. Genellikle İngiltere Federal Avrupa birliğe fikrine geleneksel olarak soğuk yaklaşmıştır. Özellikle eğemenliğin devri, İngilizlerin en hassas olduğu konulardan birini oluşturmuştur. Diğer taraftan hep İngiliz Uluslar Topluluğu ve ABD ile olan ilişkilerinin hesabı yapılmıştır. Nitekim Avrupa Konseyinin, İngilterenin baskısıyla dolaysıyla federal bir örgüt haline dönüştürülmesi engellenmiştir. Onun yerine uluslararası bir yapıda örgütlenmiştir. Konseyin karar sürecinde oy birliği yöntemi benimsenmiştir. Bir diğer ifadeyle Konseyde üye ülkellerden birinin kabul etmediği bir konuda, karar alınamamaktadır. Bu da örgütün etkinliğini büyük ölçüde azaltmaktadır. Aslında bu örgüt de klasik uluslararası örgütlenme biçimine uygun bir işbirliğinden başka bir şey değildi. Avrupa gerçeği, bunların ötesinde bir bütünleşmeyi zorunlu kılıyordu. 1950lerde Avrupa Konseyinin başarısızlığı, Avrupa entegrasyonu sürecinde, daha önemli bir örgütün geliştirilmesinin yolunu açmıştır. Uluslarüstü bir Yüksek Otorite gözetiminde ortak ekonomik,politik hatta askeri etkinlikler gerekliydi. Avrupada barış ve birliğin sağlanması için öncelikle de Fransa ve Almanya arasındaki karşılıklı rekabet ve güvensizliğin kesin olarak ortadan kaldırılması gerkiyordu. Öyle bir çözüm olmalıydı ki, her iki ülke de kendi ulusal çıkarları lehine olduğuna inanarak eğemenlik haklarını ortak bir yüksek otoriteye devredebilmeliydi. Shumanın Çağrısı ve Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu Nitekim bu yödeki ilk girişim, 9 Mayıs 1950de Fransadan geldi. Fransız Planlama Örgütü Başkanı Jean Monnetin görüşlerinden de esinlenen Dışişleri Bakanı Robert Shuman bu tarihte Avrupa ülkelerine bir çağrıda...






Ödev Hazırlanıyor
Lütfen Bekleyiniz




Ad-Soyad :
E-posta (Gizli tutulur) :
Başlık :
Yorum :
   
Bu ödeve hiç yorum yapılmamış. İlk siz yorum yapın!


Ödev İndir ve Ara

İhtiyacınız olan ödevi bu bölümü kullanarak arayabilirsiniz..

Site Sayacı

Kategori Sayısı
87
Ödev Sayısı
2211
Ödev Kapak Sayısı
69
Yorum Sayısı
511
Anahtar Kelime Sayısı
21547
Bu web sitesi bir google fenomenidir.
Bu siteden sadece ödev indir ilir.