- Almanca
- AnneBaba
- Arkeoloji
- Astronomi
- Basın
- Bilgisayar
- Bilim
- Biyografi
- Biyoloji
- ÇevreBilimleri
- Coğrafya
- Denizcilik
- Dizayn
- DışTicaret
- EBook
- Eczacılık
- Edebiyat
- Ekonometri
- Ekonomi
- Elektroteknik
- Endüstri
- Eğitim
- F.bilgisi
- Felsefe
- Fizik
- Fransızca
- Gazetecilik
- Gemi
- GenelKültür
- Gıda
- Halklaİlişkiler
- Havacılık
- HayatDersleri
- HayvancılıkTarım
- Hukuk
- Jeofizik
- Jeoloji
- K.özetleri
- KamuYönetimi
- Kimya
- KişiselGelişim
- Maden
- Makine
- Maliye
- Matematik
- Metal
- Mimarlık
- Muhasebe
- Mühendislik
- Müzik
- OrmanBilimleri
- Otelcilik
- Pazarlama
- Pedagoji
- Psikoloji
- RadyoTv
- Rehberlik
- Resim
- Sanat
- Sağlık
- Sigortacilik
- SiyasalBilimler
- SosyalBilgiler
- SosyalBilimler
- Sosyoloji
- Spor
- Stajlar
- Sunular
- SuÜrünleri
- Sınavlar
- Tarih
- Tekstil
- Tiyatro
- Turizm
- Türkçe
- UçakMühendisliği
- UluslarArasıİlişkiler
- Üretim
- Vatandaşlık
- İktisat
- İlahiyat
- İngilizce
- İnkilaptarihi
- İnşaat
- İstatistik
- Ziraat
- Ş.planlama
-
Avrupa Birliği ve Türkiye İlişkileri
Kaynakçası: Var
Dosya Boyutu: 13 KB
Eklenme Tarihi: 11-08-08
Dosya Şifresi: www.odevsec.com
Dosya Açıklaması : Avrupa Birliği fikri oldukça eskidir. Fransız yazar Victor Hugo ile İngiliz tüccarlarından Richard Cobben in 1849larda bu fikri savunduğu bilinmektedir. Ayrıca 1.Dünya Savaşı sonrasında Avusturya Kontu Kollergi nin "Paneuropa"isimli kitabında da birleşik Avrupa fikri ortaya atılmıştır. Fakat oluşturulacak Birleşik Avrupanın mahiyeti konusunda farklı iki düşünce mevcuttu. Birinci düşünce ,Avrupa devletleri arasında bir entegrasyon oluşumuydu. Buna göre Avrupa devletleri arasında her alanda tam bir bütünleşme sağlanacaktı. Yani farklı ulus kimliklerinin çok ötesinde bu kimliklerin özünü oluşturan ortak Avrupa kültüründe buluşulacaktı. Diğer görüşe göre ise oluşturulacak birlik bir entegrasyondan daha çok bir iş birliği şeklinde gerçekleşecekti. Uluslar kendi egemenliklerini koruyacak fakat bazı alanlarda işbirliğine gideceklerdi. Bu fikirler ikinci dünya savaşı sonrası güvenli Avrupa istekleriyle birlikte yoğun bir şekilde tekrar gündeme geldi. Çünkü ortada Almanya örneği vardı ve Avrupanın göbeğinde tekrar Nazi Almanyası benzeri bir tehdidin oluşmasına engel olunmalıydı. Almanya ve Fransa arasında bir gerilim vardı ve barışın korunması gerekiyordu. A.B.D nin de Almanyaya karşı önlem alınması yolunda bir baskısı vardı. Bunun sonucunda Fransa Dışişleri Bakanı R. Schumanın girişimleriyle Avrupadaki birleşmenin ilk aşaması olan Avrupa Kömür Ve Çelik Topluluğu (CECA); Belçika, F. Almanya , Fransa, İtalya, Lüksemburg ve Hollanda tarafından oluşturuldu. Bu topluluğun kuruluş amacı ikinci dünya savaşı sırasında silah endüstrisindeki kullanımı dolayısıyla önem kazanan kömür-çelik sanayilerinin bir tek ortak Pazar içinde birleştirilmesi ve bu yolla Almanya gibi ülkelerin kontrol altına alınıp kalıcı barışın sağlanmasıydı. Bu kuruluşun başarılı çalışmaları başka organizasyonlar için bir temel oluşturdu. Bu doğrultuda birleşmedeki ikinci aşama olan Roma Antlaşması 1957 tarihinde imzalandı. Bu antlaşmayla Atom Enerjisi Topluluğu (EURATOM) ve Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) kurulmuş oldu. Bu antlaşma da üye ülkeler arasındaki ticareti kısıtlayan ekonomik engellerin ortadan kaldırılması ve ekonomik politikaların birleştirilmesi amaçlanmıştır. Roma antlaşmasının esas amacı üye devletler arasındaki gümrük tarifelerinin ve kotaların kaldırılması ve üçüncü güçlere karşı ortak bir gümrük politikasının benimsenmesiydi. Ekonomik birliğin dışında bu antlaşma bugünkü Avrupa Birliğinin de temelini oluşturan kişi, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımını içermesi bakımından da önemlidir. Daha sonra 1967 yılında bu üç kuruluş Avrupa Topluluğu adı altında birleştirildi. Topluluk ortak pazarın da ötesinde bir ilerleme gösterdi ve 1992 yılında imzalanan Maastricht Antlaşmasıyla ekonomik ve parasal birlik doğrultusunda ilerleyen ve belirli alanlarda hükümetler arası işbirliğini içeren bir Avrupa Birliği kurulmuş oldu. Bu antlaşmanın ana maddeleri gümrüklerin üye ülkeler arasında kalkması; kişi, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı ;ulaştırma ,çevre, tarım ve balıkçılık alanlarında ortak politika oluşturulması; iç pazarda rekabeti güçlendirici rejim ve ekonomik , sosyal bütünleşme olarak özetlenebilir. Birlik başta 6 Batı Avrupa ülkesi ile başladığı macerasına bugün 15 üye devletle devam etmektedir.( Belçika, F.Almanya ,Fransa, İtalya, Lüksemburg , Hollanda, İngiltere, İrlanda, Yunanistan, Portekiz,İspanya, Danimarka,Finlandiya,Avusturya,İsveç) Avrupa Birliğinin kuruluş amaçları şöyledir: 2.Dünya Savaşı sırasında maksimum noktaya ulaşmış olan uluslararası çekişmelere ve silahlı rekabete son vermek. Topluluğu tarım ve sanayi kesimlerinde kaynakların rasyonel kullanılmasında etkin kılmak,sosyal ve ekonomik gelişmenin sağlandığı bir ekonomik bölge haline getirmek. Korunan pazarlar arkasında küçük parçalara bölünen Batı Avrupayı bu ekonomik sınırlandırmalardan kurtarmak. Batı Avrupa ülkelerinin tek tek sahip olamadıkları etkiyi,birlikte elde etmelerini sağlamak. Dünyada barışın güçlü bir temsilcisi olmak ve Dünyanın fakir uluslarına ekonomik yardım sağlanmasına yardımcı olmak. Avrupalının yaşam seviyesini yükseltmek. Uluslararası hukukun gelişmesine katkıda bulunmak. Birliği yöneten kurumlar şunlardır: Demokratik yollarla seçilen Parlamento, Üye Devletleri temsil eden ve Bakanlardan oluşan Konsey, Avrupa Devlet ve Hükümet Başkanları Doruğu, Antlaşmaların koruyucusu olan Komisyon, Topluluk hukukuna uyulmasını sağlayan Adalet Divanı ve Birliğin Mali yönetimini izleyen Sayıştay. Ayrıca ekonomik, sosyal ve bölgesel çıkar gruplarını temsil eden çeşitli danışma kurulları vardır. Birliğin dengeli gelişimine katkıda bulunan projelerin finansmanını kolaylaştırmak amacıyla kurulmuş olan bir Avrupa Yatırım Bankası bulunmaktadır. Avrupa Birliği Sosyal Politikasına gelirsek ; Dünyada iki tip vatandaşlık statüsü gözlemlemekteyiz. Bunların birincisi liberal demokrasilerde gördüğümüz aktif vatandaşlık diğeriyse üçüncü dünya ülkelerinde görülen pasif vatandaşlık tipi. Fakat söz konusu liberal demokrasiyle yönetilen devletlerin kurduğu Avrupa Birliğine gelince burada da yine çelişkili bir biçimde pasif bir vatandaşlık anlayışı görüyoruz. Çünkü Ulus devletlerin oluşumunda vatandaşların büyük etkisi görülürken Avrupa Birliği ilk andan itibaren hiçbir zaman bir halk hareketi olmamıştır. Genelde görmeye alışık olduğumuz şekilde halkların uzun mücadeleleri sonunda elde ettiği bayrak hatta marş masa başında tasarlanmıştır. Klasik vatandaşlık anlayışını Avrupa Birliğinde göremiyoruz. Çünkü burada vatandaş ulustan ayrı tutulmuştur. Ancak öngörülen bu vatandaşlığın kısa vadede tam olarak uygulanabileceğini söylemek hayal olur. Çünkü bu birlik Fransa gibi kendi kültürünü korumayı amaçlayan ülkelerden oluşmuştur. Bu birlik içinde göçmenlerin durumu da yine tartışma konusu olmuştur. Buna göre göçmenler de her ne kadar vatandaş sayılmasalar da vatandaşların sahip olduğu sağlık,eğitim gibi haklara sahip olacaklar ve en önemlisi de yaşadıkları ülkelerle aralarında bir problem olduğunda uluslar arası mahkemelere başvurabilecekler. Bunun için Avrupada başlangıçta 5 ülke arasında imzalanan Schengen Antlaşmasının sınırları yeni katılan ülkelerle genişleyerek kişilerin serbest dolaşım hakkı sağlanmıştır. Bu sınırlar içerisinde vize uygulaması yoktur. Fakat sınırların ortadan kalkmasının uyuşturucu ticaretinde bir artış yaratacağı şüphe götürmez bir gerçektir. Bu yüzden sınırlar kaldırılırken aynı zamanda ortak bir kontrol mekanizması da gerçekleştirilmeye çalışılmaktadır. Birliğin Sosyal Politikası " istihdam " , "sanayide sosyal maliyetler", işgücü mobilitesi ve sosyal harcamalar","işçi sağlığı ve güvenliği" ile ilgilidir. Birlik içerisindeki devletlerin sahip olmak zorunda olduğu sosyal standartlar mevcuttur. Bu standartlar uyumlaştırılarak Avrupa Sosyal şartı oluşturulmuş ve 1989 yılında İngiltere dışındaki üye devletler tarafından kabul edilmiştir. Avrupa Sosyal şartları AB üyesi ülke vatandaşlarına şu hakları tanımaktadır. Serbest Dolaşım Hakkı, Bu hakla birlikte AB üyesi ülkelerinden herhangi birinde yaşayan insanlar önceden izin almaya gerek olmadan yani vize sınırlaması olmadan üye öteki ülkelere göç etme imkanına kavuşmuştur. Çalışma ve eşit ücret hakkı, Bu hakla kendi ülkesi dışındaki bir AB üyesi ülkeye göç eden insanlar bu ülkede çalışma hakkına sahip olmuşlardır. Ayrıca ev sahibi ülke diğer üye ülke vatandaşı olan çalışan ile kendi çalışanı arasında fark gözetemez. Daha iyi yaşama ve çalışma şartlarına sahip olma hakkı, Mesleki eğitim hakkı, Kadın ve erkeklerin eşit muamele görme hakkı, Örgütlenme ve toplu sözleşme hakkı, İş güvenliği hakkı, Yaşlılar için emeklilikten sonra düzgün bir yaşam standardına sahip olma hakkı, Çocuklar ve gençler için yasalarla korunma hakkı, Özürlü insanlar için mesleki ve sosyal entegrasyon hakkı, Avrupa Birliği kültürel çoğulculuğu kendisine prensip edinmiştir. Ve bu doğrultuda genelde A.B.D. de görmeye alışık olduğumuz bireyci yaklaşımları görebiliyoruz. Bunun dışında Avrupalı kimliğini yaşatmak için bir takım çalışmalar...

Ödev Hazırlanıyor
Lütfen Bekleyiniz
| Bu ödeve hiç yorum yapılmamış. İlk siz yorum yapın! |
İhtiyacınız olan ödevi bu bölümü kullanarak arayabilirsiniz..





