- Almanca
- AnneBaba
- Arkeoloji
- Astronomi
- Basın
- Bilgisayar
- Bilim
- Biyografi
- Biyoloji
- ÇevreBilimleri
- Coğrafya
- Denizcilik
- Dizayn
- DışTicaret
- EBook
- Eczacılık
- Edebiyat
- Ekonometri
- Ekonomi
- Elektroteknik
- Endüstri
- Eğitim
- F.bilgisi
- Felsefe
- Fizik
- Fransızca
- Gazetecilik
- Gemi
- GenelKültür
- Gıda
- Halklaİlişkiler
- Havacılık
- HayatDersleri
- HayvancılıkTarım
- Hukuk
- Jeofizik
- Jeoloji
- K.özetleri
- KamuYönetimi
- Kimya
- KişiselGelişim
- Maden
- Makine
- Maliye
- Matematik
- Metal
- Mimarlık
- Muhasebe
- Mühendislik
- Müzik
- OrmanBilimleri
- Otelcilik
- Pazarlama
- Pedagoji
- Psikoloji
- RadyoTv
- Rehberlik
- Resim
- Sanat
- Sağlık
- Sigortacilik
- SiyasalBilimler
- SosyalBilgiler
- SosyalBilimler
- Sosyoloji
- Spor
- Stajlar
- Sunular
- SuÜrünleri
- Sınavlar
- Tarih
- Tekstil
- Tiyatro
- Turizm
- Türkçe
- UçakMühendisliği
- UluslarArasıİlişkiler
- Üretim
- Vatandaşlık
- İktisat
- İlahiyat
- İngilizce
- İnkilaptarihi
- İnşaat
- İstatistik
- Ziraat
- Ş.planlama
-
Türk-Çin Münasebetleri
Kaynakçası: Yok
Dosya Boyutu: 14 KB
Eklenme Tarihi: 17-08-08
Dosya Şifresi: www.odevsec.com
Dosya Açıklaması : Hun-Çin Münasebetleri Türk-Çin münasebetleri ile ilgili ilk bilgiler, M.Ö. 318 tarihlidir. Bu tarihlerde Çinde 14 derebeylik birbiriyle mücadele hâlinde idi. Bu derebeyliklerden biri olan Çinin giderek kuvvetlenmesi karşısında beş derebeylik Hunlar ile bir ittifak antlaşması yaptı (M.Ö.318). Hunların Çin topraklarına yönelik akınlarını yoğunlaştırması üzerine meşhur Çin Seddi meydana getirildi (M.Ö. 214). Büyük Hun Devletinin başına geçen Mete Han, Çin İmparatorluğu ile yaptığı savaşlar (M.Ö. 209-199) sonunda, bu devleti yıllık vergiye bağladı. Ayrıca bu anlaşma gereği bir Çinli prenses ile evlendi. Böylece Hun-Çin münasebetlerinde dostluk dönemi başladı. Bu münasebetler daha çok ticari alanda gelişmeler gösterdi. Hun-Çin ticari ilişkileri, Çinin her yıl sınırdaki barışı sağlamak amacıyla hediye olarak nitelendirdiği haraca dayanmaktaydı. Nitekim, M.Ö. 198 yılında yapılan anlaşma gereği Çinliler, Hunlara her yıl belirli miktarda ipek, şarap, pirinç ve çeşitli yiyecekler verecekti. Çinin Hunlardan aldığı en önemli aldığı ticari mal ise at idi. At, Çine ilk defa, Türk kültür etkilerinin kuvvetli olduğu Çu Devleti zamanında girmiştir. Gök Tanrı dini de, Çinlilerin inanışında tesirli olmuştur. Çinliler, evvelce insan kurban ederken, bu tesirler sonunda göğe hayvan kurban etmeye başlamışlardır. Hunlar masa, sandalye, dolap, ütü gibi ev eşyası kullanıyorlardı. Bunlar Çine geçti. Çinliler, yağ yemesini de Türklerden öğrendiler. Türklerin kullandığı 12 hayvanlı takvim de Çinde benimsendi. Atlı Hun birlikleri hızla hareket edebiliyor ve yer değiştirebiliyordu. Bu özellik, savaşlarda üstünlüğe yol açıyordu. Hun askeri gücü ile başa çıkamayan Çinliler, daha M.Ö. 4. yüzyılda, Türk savaş yöntemlerini almak zorunda kaldılar. Ordularını Türk usulüne göre eğitmeye başladılar. Hun silâhlarını taklit ettiler ve atlı birlikler kurdular. Ata binmek, ceket ve pantolon giyilmesini gerekli kılıyordu. Bunun için, Çin süvarileri, Türk kıyafetine göre giydirildiler. Türk kıyafeti Çinde yaygınlaştı. Mete Hanın oğlu Kiyok, M.Ö. 166da Çine girerek başkent Chang-an (Çang-an) yakınındaki imparatorluk sarayını yaktı. Kiyok bu seferden sonra Çin ile olan ticari münasebetlerini ayakta tutmak amacıyla Çinli bir prenses ile evlendi. Hunların siyasetten yaptıkları bu evlilikler, dolayısıyla iki devlet arasında akrabalık oluşması, ileride Türklerin aleyhine oldu. Zira, Türk topraklarında Çinli prensesin himayesinden yararlanarak serbestçe hareket eden Çinli görevliler, Türkler arasına veya Türklere tâbi olan topluluklar arasına propaganda yoluyla nifak tohumları serpiştiriyorlardı. Nitekim Mete ve Kiyoktan sonra Hun Devletinin başına geçen hükümdarlar, Çinin bu faaliyetlerini önleyemediler. Özellikle Çin imparatoru Wu-ti (M.Ö. 141-89)nin ana gayesi, ülkesinin önemli bir gelir kaynağı olan ipek için batıda yeni pazarlar bulmak ve İpek Yolunu ele geçirip kontrol altında tutmaktı. Bunun içinde çeşitli propagandalarla Hun beylerini birbirine düşürdüler ve sonuç olarak İpek Yolu, M.Ö. 60 yılında Çinin eline geçti. Çin, her dönemde Hun devletini bölme ve yıkma faaliyetlerine devam ettirdi. Çinin bu konuda faaliyetleri genellikle Hunları içten çökertmek şeklinde oldu. Çinin kışkırtmaları sonucu çıkan taht kavgaları, Büyük Hun Devletinin M.S. 48de ayrılmasına sebep oldu. Bu ayrılıştan sonra Çin, M.S. 150de Kuzey Hun Devletine, M.S. 216da da Güney Hun Devletine son verdi. Göktürk-Çin Münasebetleri Türkler siyasi birliklerine 552 yılında tekrar kavuştular. Orta Asyada Göktürk Devleti adıyla kurulan Türk hâkimiyeti VIII. yüzyıl ortalarına kadar sürdü. Göktürkler Mu-kan Kağan zamanında Çini baskı altında tutmayı başardılar. İstemi Yabgunun batı yönündeki harekâtı karşısında Çinden yardım isteyen Akhunlara Çin askeri desteği önledi. Mu-kanın yerine kardeşi Ta-po (572-581)yu tebrik etmek için gelen Çin heyeti, imparatorun değerli hediyeleri ile birlikte yüz bin top ipeği Türk hakanına sundu. Bu sırada bütün Kuzey Çin Türk hâkimiyetindeydi. Ancak Ta-ponun bir Çinli prenses ile evlenmek istemesi ve Budist dinini himaye etmesi Göktürklerin durumunu sarstı. Daha sonra, devletin başına geçen İşbara, Çinde iktidara gelen Sui hanedanından intikam almak isteyen karısı Cou prensesinin teşvikiyle Çine bir ordu gönderdi. Buna karşılık daha önce ticaret yapması için yerleştirilen 10.000 Türkü Çinden uzaklaştırdı. Tarduyu da Göktürk hakanı ilân etti. Bu suretle Göktürk devleti 582 yılında ikiye ayrıldı. Doğu ve Batı Göktürk Devletleri bir süre sonra Çin hâkimiyetine girdiler. Göktürkler 50 yıl süre ile bir fetret devri yaşadılar. 682 yılında II.Göktürk Devleti kuruldu. Göktürklerin Çin ile yaptıkları ticaretin başlıca ürünleri demirden eşyalar, pamuklu kumaş ve atlar idi. Göktürk-Çin ticari ilişkilerinde en önemli unsur at-ipek takasıydı. Devletin kurucusu İlteriş ölünce yerine kardeşi Kapgan Kağan(692-716) iş başına geçti. Onun Çine düzenlediği 693 yılındaki ilk seferini, yedi sefer daha takip etti. Kitanlarla Çinin arası açıldığında Çin İmparatoriçesini destekleyerek, Kitanları hezimete uğrattı. Bu yardımına karşılık Çinden tohumluk darı, tarım âleti, demir ve Çinde oturan Türklerin ülkesine iadesini istedi. Bundan sonra çeşitli vesilelerle Çine akınlarına devam eden Kapgan Kağan , Çini uzun süre kontrol altında tutmayı başardı. Bilge Han devletin başına geçtiğinde Çin ile dostane münasebetler içinde olmak düşüncesindeydi. Fakat Çinin Basmillerle anlaşması üzerine Çin ordusu bozguna uğratılarak Beşbalık şehri zapt edildi. Bu suretle Çin şiddetli bir darbe ile tekrar baskı altına alındı. Bilge Han 727 yılında Çine bir elçi gönderdi. Bu elçinin temasları sonucunda Batı Shou-hsian (şo-hisyan) şehrinin Göktürklerle serbestçe ticaret yapabilecek ortak Pazar yeri olmasını öngören bir anlaşma yapıldı. Ayrıca İmparator her yıl yüz binlerce parça ipek vererek, Göktürk atları satın almaya başladı. Bilge Han öldüğünde Çin imparatoru ...

Ödev Hazırlanıyor
Lütfen Bekleyiniz
| Bu ödeve hiç yorum yapılmamış. İlk siz yorum yapın! |
İhtiyacınız olan ödevi bu bölümü kullanarak arayabilirsiniz..





