Osmanlı İmparatorluğu 1. Dünya Savaşı öncesinde bağımsız bir devlet sayılmakla beraber güçlü devletlerin yarı sömürgesi durumuna düşmüştü. Borçlanmalar, kapitülasyonlar, ayrıcalıklar, bağışıklıklar sömürgeleştirilmenin başlıca yollarıydı. Bu durum Osmanlının her geçen gün biraz daha erimesine yol açıyordu, Maliyenin kötü durumu her alanda korkunç bir yıkıma sebebiyet vermekteydi. Bir yandan İngiliz, Fransız, Alman, İtalyan emperyalizminin kirli yüzü bir yandan bitip tükenmek bilmeyen savaşlar ve iç isyanlar sonunda hasta adam yatağından kalkamamış, Birinci Dünya Savaşı sonunda 30 EKİM 1918’de imzalanan Mondros ateşkes anlaşmasıyla son nefesini vermişti.
Bundan sonra başlayan paylaşım yarışıyla beraber İngilizler anlaşma maddelerine dayanarak zengin bir petrol bölgesi Musul ve Akdeniz’de önemli bir Stratejik nokta olan İskenderun’u zapt etti.
Fransızlar, İtalyanlar, Yunanlılar, Ermeniler ve Amerikalılar kendi paylarını kapmak için derhal harekete geçtiler. 13 KASIM 1918’de İtilaf Devletleri İngiliz, Fransız, İtalyan, Yunan ve bir süre sonra A.B.D. Savaş gemileri Haliç’e girdiler. Tüm bu olanlara karşı Osmanlı Yönetimi sadece izliyor, milletini yalnız koyun sürüsü, vatanı tahtının teminatı olarak görüyordu. Osmanlı Kabinesi işgalcilerin istediğini yerine getirmeye hazırdı. Kabine, orduya ve halka itilaf ülkeleri ordularına karşı koyulmamasını istiyordu. Bu arada işgalci emperyalistler çıkan anlaşmazlıkları gidermek ve yeni açılımlar yapmak amacıyla aralarında görüşmeler yaptılar. Paris barış konferansı, milletler cemiyetindeki onlar ve dörtler komisyonları, SYKES-Picot antlaşması, İtalyan-Yunan Antlaşmalarındaki pürüzleri gidermeye çalıştılar. Fakat Türk halkı kendini yönetenlerin aksine, kendilerini tutsaklaştıracak ve devleti yok edecek olan böyle bir geleceğe boyun eğmedi , Özgürlük ve bağımsızlık savaşını başlattı.
2. ULUSAL KURTULUŞ HAREKETİNİN DOĞUŞU :
Ulusal kurtuluş hareketi Türk halkının yoğun olarak yaşadığı Anadolu’da doğdu. Kurtuluş Savaşının temel hareket ettirici gücü ülkenin onda dokuzunu oluşturan köylüler oldu. İşgal yerinde çete savaşı yapan unsurları oluşturdular. Bütün bunlar da Kuvayi Milliye (Ulusal Güçler) adını aldı.
Başlangıçta kurtuluş hareketi ülkedeki her ilin, itilaf devletlerinin saldırısına karşı ayrı ayrı kendilerini savunmalarıyla gelişti. Giderek bu hareket Ulusal birliktelik kazandı. Tüm kurtuluş hareketinin örgütlenmesi ve yürütülmesinde, yurtsever duyguyla tanınmış başta Mustafa Kemal olmak üzere Sb.lar, aydınlar yönetici rolü oynadılar..............
!!Ödevin Tamamını Görebilmeniz İçin Ödevi İndirmeniz Gerekmektedir!!
|